Pitane: Denize Açılan Şarap Yolu

P i t a n e : D e n i z e A ç ı l a n Bottle Closure: Natural Cork – Technical Cork a r a p Y o l u

✦
Facebook
Twitter
LinkedIn
TÜRKİYE: Dünyanın En Büyük Açık Hava Şarap Müzesi

Antik Çandarlı’da şarabın izini amphoralardan limanlara, Ege’den Bakırçay Havzası’na sürmek

Çandarlı’nın bugüne kadar şaşılacak kadar iyi durumda ulaşmayı başarmış nefis bir kalesi vardır. Kalenin önündeki boş alana konmuş banklardan birine oturup sırtınızı kaleye verdiğiniz zaman önünüzde Çandarlı Körfezi uzanır. Bakışlarınızı sağa doğru kaydırırsanız kuzeye doğru uzanan kıyıları görürsünüz, uzaklarda da göremediğiniz ama varlığını bildiğiniz Ege Adaları gelir aklınıza. Eğer kalenin arkasından içerilere kadar bakma imkanınız olsa, orada da Bakırçay Havzası ve Bergama çıkar karşınıza.

 

Antik çağda burada Pitane vardı. Aiolis kentlerinden biri olan Pitane, bugünkü Çandarlı yarımadası üzerinde, Bakırçay’ın denize ulaştığı coğrafyanın hemen kıyısında bulunuyordu. Konumu onu yalnızca bir kıyı yerleşimi değil, Ege ile iç bölge arasında doğal bir geçiş noktası haline getiriyordu.

Pitane şarap tarihi için bugün iz sürmeye başlasak, acaba Pitane’nin bizimle paylaşacağı hikâyeleri olup olmadığını anlayabilir miyiz? Bu yazımızda işte bu iz sürmeyi ele alacağız.

Çandarlı Kalesi önünde Pitane hakkında hazırlanan WAYANA videosu

Acaba Pitane’de Şarap Var mıydı?

Bugünkü bilgilerimizle Pitane’nin önemli bir şarap üretim merkezi olduğunu söyleyemiyoruz. Antik metinlerde Pitane şarabının ününden söz eden açık bir kayıt bulunmadığı gibi, kentte şarap üretildiğini doğrudan gösterecek bir üretim tesisi ya da arkeobotanik bulgu da henüz yayımlanmış değil. Ama bu, Pitane’nin şarap tarihinin dışında kaldığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, arkeolojik buluntular şarabın da parçası olduğu Ege ticaret ve tüketim dünyasının Pitane’ye kadar ulaştığını gösteriyor. Bunu biz söylemiyoruz, yaklaşık yetmiş yıl önce yapılan kazılardaki buluntular söylüyor.

Ekrem Akurgal’ın Pitane Kazıları

Ekrem Akurgal 1958–1959 ve 1964–1965 yıllarında Pitane nekropolünde, yani mezarlık alanında kazılar gerçekleştirdi. Çandarlı yarımadasının kuzeyindeki nekropolde yapılan çalışmalar, yerleşimin özellikle Arkaik dönemden Hellenistik döneme uzanan maddi kültürü hakkında önemli bilgiler sağladı. Kazılarda ortaya çıkarılan mezar hediyeleri arasında çok sayıda seramik kap var. Bunların bir bölümü bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nin Ekrem Akurgal Seramik Eserler Salonu’nda sergileniyor.

Şarap tarihi açısından ise iki buluntu özellikle dikkat çekici.

Akurgal’ın Pitane nekropolü kazılarından gelen 4332 envanter numaralı ticari amphora Khios üretimi ve MÖ 7. yüzyıl sonu ile 6. yüzyıl başına tarihleniyor. 4333 numaralı diğer ticari amphora ise Klazomenai üretimi ve yaklaşık MÖ 525–500 yıllarına ait.

Böylece en azından Arkaik dönemde iki somut ticaret hattını görebiliyoruz:

Khios (Sakız Adası) → Pitane

Klazomenai (bugünkü Urla) → Pitane

Özellikle Khios bağlantısı şarap tarihi açısından önemli.

Pitane şarap tarihi

Khios’tan Pitane’ye

Khios, yani Sakız Adası, antik dünyanın şarabıyla ün kazanmış üretim merkezlerinden biri. Khios üretimi ticari amphoraların Akdeniz ve Karadeniz boyunca geniş bir coğrafyada bulunması bize adanın şarap ticaretinin ulaştığı alanın maddi izlerini gösteriyor. Pitane nekropolünde bir Khios ticari amphorasının bulunması bu nedenle dikkate değer. Yine de arkeolojik kanıtın sınırını korumak gerekiyor. Bir Khios amphorasının Pitane’ye ulaşmış olması, tek başına onun içerisinde kesin olarak Khios şarabı bulunduğunu veya Pitanelilerin düzenli biçimde Khios şarabı tükettiğini kanıtlamıyor. Ama bir şeyi açıkça gösteriyor:

Pitane, Arkaik dönemde Ege’nin ticari dolaşım ağının içerisindeydi.

Nekropolde bulunan antik dönemin kylix ve benzeri içki kapları da Pitane’deki içme kültürünün maddi dünyasını tamamlıyor. Şarap burada henüz üretim üzerinden değil, dolaşım ve tüketim üzerinden görünür hale geliyor.

Lesbos ve Pitane

Pitane’nin bir başka Ege adasıyla, Lesbos’la, yani Midilli’yle olan ilişkisini Hellenistik dönemden kalan önemli bir yazıt bize gösteriyor. Yazıttaki kayda göre Pitane ile Lesbos’un başlıca kenti olan Mytilene arasında ciddi bir arazi anlaşmazlığı yaşanmış. MÖ 2. yüzyıla tarihlenen bu belgede Pergamonlular iki kent arasındaki anlaşmazlıkta hakemlik yapıyorlar. Anlaşmazlığın geçmişi daha eskiye, Seleukoslar dönemine kadar uzanıyor. Belge bize Pitane’nin ekonomik coğrafyasının Çandarlı yarımadasından ibaret olmadığını gösteriyor. Pitaneliler aşağı Kaikos, yani bugünkü Bakırçay Havzası içerisinde önemli arazilere sahipti.

Hellenistik dönemdeki arazi anlaşmazlığına ilişkin belgeler, Pitane’nin hinterlandının Atarneus ve Astyra çevresine, Bakırçay ovasının içerilerine doğru uzandığını gösteriyor. Bu durum Pitane’yi başka türlü düşünmemizi gerektiriyor. Karşımızdaki Pitane yalnızca küçük bir liman kentinden ibaret olmayan, denizin gerisinde tarımsal arazileri bulunan ve bu arazileri deniz yollarına bağlayabilecek konumdaki bir kentti. Bu arazilerde hangi ürünlerin yetiştirildiği ise bizim açımızdan özellikle önemli. Çünkü bugün için cevaplayamadığımız soru tam burada duruyor:

Pitane’nin tarımsal hinterlandında bağlar var mıydı?

Pergamon’un Denize Açılan Yollarından Biri

Hellenistik dönemde Pergamon’un büyümesiyle aşağı Bakırçay Havzasının ekonomik coğrafyası da değişti. Pergamon deniz kıyısında değildi. Kentin Ege ve Akdeniz ticaretine bağlanabilmesi için kıyıdaki limanlara ihtiyacı vardı. Elaia bu sistemin en önemli limanlarından biriydi; Pitane de kuzeyde aynı deniz bağlantısının parçalarından biri olarak işlev görüyordu.

Pergamon’da bulunan Hellenistik ticari amphoralar burada ilginç bir soru ortaya çıkarıyor. Dönemin büyük ekonomik ve siyasi merkezlerinden biri olmasına rağmen Pergamon’da ithal amphoraların sayısının beklenenden az olması, araştırmacıları başka bir olasılık üzerinde düşünmeye yöneltti: İthal mallar Elaia, Kane veya Pitane gibi limanlarda boşaltılıyor, daha sonra başka kaplara aktarılarak iç bölgelere taşınıyor olabilir miydi?

Bu henüz bir hipotez. Fakat Pitane’nin konumu düşünüldüğünde oldukça anlamlı bir hipotez. Şarap açısından bakıldığında önümüzde olası bir güzergâh beliriyor:

Ege → Pitane → Bakırçay → Pergamon

Roma Döneminde Pitane’nin Ufku Genişliyor

Son yıllarda Pitane’de gerçekleştirilen yüzey araştırmaları bu ekonomik rolün Roma döneminde daha belirgin hale geldiğini gösteriyor. 2019–2021 araştırmalarında çok sayıda seramik parçasının yanı sıra farklı coğrafi kökenlere sahip ticari amphoralar tespit edildi. Bunların geldiği alanlar Ege ile sınırlı değil; Karadeniz ve Doğu Akdeniz bağlantıları da görülüyor.

Aynı dönemde Pitane önemli bir seramik üretim merkezi haline geliyor. Bugün Eastern Sigillata C olarak adlandırılan kırmızı astarlı sofra kaplarının önemli üretim alanlarından birinin Pitane olduğu ve bu kapların Ege’den Karadeniz’e kadar geniş bir coğrafyaya dağıldığı anlaşılıyor. Artık yalnızca malların Pitane’ye geldiği bir dünyadan söz etmiyoruz. Pitane’de üretilen mallar da denize açılıyor.

Bir Limanın Şarap Tarihi

Bütün bunları bir araya getirdiğimizde Pitane’nin şarap tarihindeki yerini biraz daha dikkatli tanımlayabiliriz.

  • Pitane’nin kendi şarabının olduğunu henüz bilmiyoruz.
  • Pitane’nin büyük bir bağcılık merkezi olduğunu da söyleyemiyoruz.
  • Fakat Pitane’nin şarabın dolaştığı dünyanın içerisinde olduğunu biliyoruz.

Arkaik dönemde Khios ve Klazomenai gibi üretim merkezlerinden gelen ticari amphoralar buraya ulaşıyor. Kentin mezarlarında içki kültürüne ait kaplar bulunuyor. Hellenistik dönemde Pitane’nin tarımsal hinterlandı Bakırçay Havzası’na uzanıyor ve kent Pergamon’un deniz bağlantılarından biri haline geliyor. Roma döneminde ise farklı bölgelerden amphoraların ulaştığı ve kendi seramiklerini uzak pazarlara gönderen bir üretim ve ticaret merkeziyle karşılaşıyoruz.

Dolayısıyla Pitane’nin şarap tarihindeki önemini şimdilik “ünlü bir şarap üretim merkezi” olarak değil, şarabın üretildiği coğrafyalar ile tüketildiği pazarlar arasındaki dolaşım ağının bir parçası olarak okumak daha doğru görünüyor.

Peki Bağ Neredeydi?

Belki de Pitane hakkında bugün sorabileceğimiz en ilginç soru bu. Kentin aşağı Bakırçay Havzasında önemli tarımsal arazilere sahip olduğunu biliyoruz. Fakat bu arazilerin ne kadarının bağcılığa ayrıldığına ilişkin elimizde henüz doğrudan bir kanıt yok.

Arkeobotanik araştırmalar, yeni yüzey çalışmaları, amphora tipolojileri, kil analizleri ve epigrafik çalışmalar önümüzdeki yıllarda bu tabloyu değiştirebilir. Özellikle Pitane’nin hinterlandında yapılacak araştırmalar, bugün cevaplayamadığımız yerel bağcılık ve şarap üretimi sorularına yeni veriler sağlayabilir. Bu nedenle Pitane’nin şarap hikâyesinin sonuna şimdilik bir nokta koymak yerine virgül koymak daha doğru.

Belki birkaç yıl sonra Çandarlı kıyısında aynı soruyu yeniden soracağız:

Pitane’nin kendi bağları var mıydı?

Bugün verebildiğimiz cevap şu: Henüz bilmiyoruz. Ama artık nereye bakmamız gerektiğini biliyoruz.

Picture of Katerina Monroe
Katerina Monroe

@katerinam •  More Posts by Katerina

Congratulations on the award, it's well deserved! You guys definitely know what you're doing. Looking forward to my next visit to the winery!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir