The 11th Turkish Viticulture and Technologies Symposium: Science, People and Hope

Facebook
Twitter
LinkedIn

Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü bu yılın nisan ayında iklim krizi, yerel çeşitler ve yerel çeşitlerin işlenmesiyle özgün şarap mayası elde edilmesi konulu bir panel düzenlemişti. Panelden ayrılırken de ekim ayında düzenlenecek sempozyumun duyurusunu yapmışlardı. Zaman ilerledi, kayıtlarımızı yaptırdık ve 5-9 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenen 11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu’na katıldık. Bu yazıda hem dinleyicisi olduğumuz oturumlardaki sunumların özetini hem de sempozyumun genel havasını ve gözlemlerimizi paylaşacağız.

11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu Katılımcıları

11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu Hazırlığı ve Ev Sahipleri

Nisan ayında henüz adı duyurulmamış olan sempozyum, izleyen aylarda 11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu adını aldı. Öncelikle sempozyumun her ayrıntısı düşünülerek büyük bir titizlikle hazırlandığını ve enstitü çatısı altında çalışan ekibin sahiplenmesiyle hiçbir aksama yaşanmadan tamamlandığını söylemeliyiz. Enstitü Müdürü Mehmet Ali Kiracı’nın liderliğinde, müdüründen hizmetleri yürüten çalışanlarına kadar en iyisini yapmak için canla başla çalışan arkadaşlarla beraber olduk. Emekleri boşa gitmediği için onlar adına biz de mutlu olduk. Hepsini ayrı ayrı kutluyoruz. Ayrıca bu yıl sempozyum uluslararası bir kimliğe kavuştu. Azerbaycan, Kazakistan ve Bulgaristan’dan da katılımcılar vardı.

Sempozyumun Yarattığı İlişkiler Ağı

Sempozyumun bağcılık ve adında geçmese de şarapçılıkla ilgili profesyonel ilişkilerin güçlenmesine katkısını en başa koymamız lazım. Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversite ve araştırma enstitülerinden akademisyen ve uzmanlar bir araya geldiler; tebliğlerini sunup geri bildirim aldılar, meslektaşlarının çalışmalarından haberdar oldular. Bu buluşmanın araştırmalara nasıl yansıyacağını ilerleyen aşamalarda görme fırsatımız olacak.

11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu Sabah Paneli

Katıldığımız Oturumlardaki Sunumlar

Sempozyumun üçüncü günü şaraplık üzümler konusunda yapılan çalışmalara ayrılmıştı. Sabah oturumunun moderatörü Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu hocamızdı. İlk sunumu Azerbaycan ekibi yaptı. Bize organik yöntemle üretilen yerel Azeri çeşidi Madrasa üzümüyle uluslararası çeşit Marselan üzümünü karşılaştıran bir çalışmayı sundular. Sunumu yapan uzmanlar Madrasa üzümünün, Azerbaycan’ın en yüksek kaliteli kırmızı şaraplık üzümü olduğunu belirttiler. Giderseniz aklınızda olsun.

İkinci sırada Çağrı Erseç’i dinledik. Nisan ayındaki panelde öğrendiğimiz şarap mayası çalışmalarında elde ettikleri gelişmeleri özetledi. Trakya’nın farklı bölgelerinden alınan Papaskarası üzümleriyle hazırlanan mayaların performans farklarını anlattı. Üstelik bu mayalarla hazırlanmış örnekleri daha sonra tatma fırsatımız oldu. Yani Çağrı Erseç’in sunumunu damaklarımızda tamamladık. Maya konusundaki çalışmalar yeni otokton, yani yerel üzüm çeşitleriyle devam ediyor. Bunlardan elde edilecek sonuçları da merakla bekliyoruz.

İzleyen iki sunumda karşımızda Çukurova Üniversitesi’nden Abdullah Özonur vardı. İlk sunumunda Öküzgözü üzümünün memleketi Elazığ’ın beş farklı yerinden hasat edilen örneklerle yapılan kırmızı şarapların birbirinden nasıl farklılaştığını anlattı. Projenin yürütüldüğü bölgelerden hasat edilen üzümlerle yapılmış şaraplar WAYANA menüsünde de var. Abdullah’ın tespitleriyle bizim WAYANA’daki tespitlerimizin paralel olması doğrusu bizi çok sevindirdi.

11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu

İkinci sunumdaysa Mersin’in Mut ilçesinin yükseklerine gittik ve son yıllarda bilinirliği artan Patkara üzümünün şarap yapım sürecine odaklanan bir çalışmayı dinledik. Kabuk temasının uzamasının elde edilen kırmızı şarapta meydana getirdiği değişimler dikkat çekiciydi. Çalışmanın üretici ayağı olan Tasheli Şarapları’nın Patkara örnekleri WAYANA menüsünün bir parçası. Tasheli’nin bu sonuçları üretim sürecine nasıl entegre edeceğini biz de izlemeye devam edeceğiz.

İkinci oturumun moderatörlüğünü Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elman Bahar yürüttü. İlk konuşmacı olarak sektörün üretici yanını temsil eden Arcadia Bağları kurucusu Zeynep Arca Şallıel karşımızdaydı. Şallıel’in zihin açıcı sunumunda, uluslararası örneklerden hareketle bağcılık ve şarap merkezli bir dönüşümün turizm açısından neler sağlayabileceğini dinledik. Türkiye’nin sahip olduğu zenginliği gelire dönüştürmesinin önündeki tek engelin uygun politikaların geliştirilmemesi olduğunu bir kez daha hatırlayıp hayıflandık.

İkinci konuşmacımız Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nün kıdemli uzmanı Tezcan Alço’ydu. Kurumun en deneyimli isimlerinden Alço, Karamenüş asmasıyla ilgili uyguladıkları bağcılık çalışmalarını özetledi. Oturumlardan sonraki sohbetlerde ve aynı gün yapılan saha ziyaretlerinde Karamenüş üzümüyle ilgili bu çalışmaların sektörde nasıl karşılık bulduğunu gördük. İki Trakyalı üreticimiz kendi bağlarında yürüttükleri çalışmalarla artık Karamenüş şarabını piyasaya sürme aşamasına yaklaşmış. Yani önümüzdeki yıl farklı teruarların Karamenüş şaraplarını karşılaştırma fırsatımız olacak. Bir araştırma enstitüsünün yürüttüğü çalışmaların bağlarda ve üreticilerin girişimlerinde karşılık bulmasının bundan daha güzel bir örneği olabilir mi?

11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu

İzleyen sunum Şiraz üzümü üzerineydi. Üzüm kalitesiyle yaprak alma ve tane seyreltme uygulamaları arasındaki ilişki incelenmişti. Bu çalışmanın daha geniş bir zaman aralığını kapsayacak şekilde geliştirilerek sürdürülmesinin fayda sağlayacağını düşündük.

Ankara Üniversitesi’nden Hande Tahmaz Karaman ilginç çalışmasını bizlerle paylaştı. Kalecikkarası asmasının farklı klonlarının yaprakları üzerinde dijital ampelometri yöntemiyle çalışmışlar. Asma yapraklarının biçim ve ölçülerinin sayısal yöntemlerle incelendiği bu çalışma, bitkiye çok farklı bir yerden yaklaşmamızı sağladı. Bu farklılaşmaların tanede ve şıra kalitesinde bir değişiklik yaratıp yaratmadığını ele alan çalışmayı da ikinci perde olarak bekliyoruz.

Oturumun son sunumunda Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden Turcan Teker’i dinledik. Sunum, iklim değişikliğinin sıcaklıktaki yansımalarını hatırlatarak başladı. Sonra da asmanın yaprak ve sürgünlerinden oluşan yeşil aksamının (kanopi) yönetimine yönelik uygulamaları ele alan çalışmasında, salkımların güneşle temasını düzenlemenin ve güneş yanığının üzüm kalitesine etkilerini dinledik. Dünyanın değişen koşulları bizi sıcaklıktan ve güneşten korunma konusunda daha çok arayışa itecek.

İkinci oturumun sonunda soru-cevap kısmına fırsat kalmadı. Elman Hoca yemeği risk etmemek için bizi hızlıca azat etti. Sohbetlere yemek esnasında devam ettik.

11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu

11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu’nun Ardından

Tarım Bakanlığı’nın aydınlık yüzleriyle tanıştığımız için çok mutlu olduk. Bu sempozyumun hayata geçmesindeki desteklerin arkasında gördüğümüz genç ve dinamik arkadaşlar bize umut aşıladı.

Sempozyum, birbirini ismen bilen camianın yüz yüze tanışmasını ve bize esas güç veren insan ilişkilerinin gelişmesini sağlayan bir ortam. Biz Zoom üzerinden istediğimiz kadar toplantı yapalım, paylaşımımız aktarabildiğimiz içerikle sınırlı kalıyor. Ama araya çıktığınızda çay kuyruğunda beklerken kurduğunuz bir diyalog, akşam yemeğinde derinleşip güvene dayalı bir ilişkiye dönüştüğünde sempozyum gerçek amacına ulaşmış oluyor. Sempozyum sunumlarına çevrim içi erişebiliriz, ama onları sunan insanın sıcaklığını ancak kendisiyle bir araya geldiğimizde hissediyoruz.

WAYANA açısından ne kazandık?

Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü bizim gözbebeğimiz gibi gördüğümüz ve değer verdiğimiz bir kurum. O çatının altındaki arkadaşlarımız bizim hem bilgi kaynağımız hem de umut ışığımız.

Sempozyumun en değerli yanı, bize kattığı insan sermayesidir. Böyle tanımlayınca sanki ticari bir değermiş izlenimi yaratıyor, ama elbette kastettiğimiz o değil. Yaşadığımız toprağın asmasına ve bağına sahip çıkma tercihimiz, zamanla işletmemizin misyonuna dönüştü ve camia içinde kendimize özgü bir yer edinmemizi sağladı. Sempozyum, bu misyonu yerine getirmek için en çok ihtiyaç duyduğumuz ve değer verdiğimiz kaynağa, yani insana ulaşmamız için eşsiz bir fırsat oldu. Van 100. Yıl Üniversitesi’nden Kilis 7 Aralık Üniversitesi’ne, Kahramanmaraş Araştırma’dan Munzur Üniversitesi’ne onlarca donanımlı, dinamik ve mücadeleci insanla yan yana olduk. Kendimizi anlattık ama daha çok onları dinledik.

Hepimizin sıkışmış olduğu ve umutların azaldığı bu dönemde Tekirdağ’daki buluşma yeniden şarj olmamızı sağladı. Ve biraz da şaşırarak bize düşen görevlerin kapsamının genişlediğini gördük. Ne demek bu?

Akademi zaman zaman kendi dünyasının sınırları içinde yaşamaya yatkın bir camia. Biz o dünyanın dışından geliyoruz. Üstelik biraz da bulaşıcı bir merakla. Dinlediklerimizi başkalarına anlatmak, öğrendiklerimizi paylaşmak ve yeni sorular sormak istiyoruz. Galiba bu merakın yayılmasına katkıda bulunmak da bizim görevlerimizden biri.

Akademik çalışmalar yaşamda karşılık bulduğunda değerli. Bu çalışmaların yaşamda karşılık bulma şansı, onlara ilişkin farkındalık arttıkça artıyor. Bizim gözlemimiz, en büyük eksikliğin iletişim alanında olduğu. Yapılanların akademik olmayan bir dille paylaşılmasının toplumda giderek yaygınlaşan umutsuzluğun ilaçlarından biri olacağına inanıyoruz. Türkiye genelinde yapılan araştırmaların ulaşılmak istenen kitleye uygun bir içerik ve dille paylaşılması, hem araştırmaları yürütenlere motivasyon sağlayabilir hem de “Biz adam olmayız” yargısının esiri olmuş insanlara umut ışığı olabilir. Bunun hepimize iyi geleceğine inanıyoruz. Aslında bizim WAYANA olarak kendi faaliyet alanımızda yaptığımız da bu. Şimdi görüyoruz ki bu yaklaşımın sınırlarını daha da genişletmemiz ve uğur böceği kadar bile olsa umut ışığı olmaya devam etmemiz gerekiyor. Dileriz bunu sürdürecek gücü kendimizde buluruz.

Sempozyumun son günü 2030 yılındaki sempozyumun Dicle Üniversitesi rehberliğinde Diyarbakır’da olacağını öğrendik ve çok sevindik. Dileriz dört yıl sonra da benzer bir değerlendirmeyi Diyarbakır’dan yaparız.

Picture of Katerina Monroe
Katerina Monroe

@katerinam •  More Posts by Katerina

Congratulations on the award, it's well deserved! You guys definitely know what you're doing. Looking forward to my next visit to the winery!