Master of Wine: İki Harften Çok Daha Fazlası

Facebook
Twitter
LinkedIn

Şarap dünyasının uluslararası uzmanlık topluluğu, Türkiye ile ilişkileri ve bu unvana uzanan zorlu yolculuk

Önümüzdeki günlerde Türkiye, şarap dünyasının dikkat çekici bir konuk grubunu ağırlayacak. Şarap Üreticileri Derneği’nin Wines of Türkiye girişimi tarafından, Institute of Masters of Wine ile iş birliği içinde düzenlenen program kapsamında 20 Master of Wine, 30 Ekim–6 Kasım 2026 tarihleri arasında ülkemizi ziyaret edecek. İstanbul, Kırklareli ve Nevşehir’i kapsayan programda bağlar ve üretim tesisleri ziyaret edilecek, tadımlar ve bilgi paylaşımına yönelik toplantılar gerçekleştirilecek.

Bu ziyaret, hakkında sıkça konuştuğumuz ancak yeterince tanımadığımız bir topluluğa daha yakından bakmak için de güzel bir fırsat: Master of Wine.

Master of Wine

1953’ten Bugüne Uzanan Bir Hikâye

Master of Wine, kısaca MW, şarap dünyasında kazanılması en güç mesleki unvanlardan biri. Hikâyesi 1953 yılında İngiltere’de düzenlenen ilk sınavla başlıyor. O yıl sınava katılan 21 adaydan yalnızca altısı başarılı olabiliyor. İki yıl sonra kurulan Institute of Masters of Wine (IMW), zaman içinde İngiliz şarap ticaretinin sınırlarını aşarak uluslararası bir meslek kuruluşuna dönüşüyor.

IMW’nin Eylül 2026 duyurusuna göre dünyanın 31 ülkesinde 427 aktif Master of Wine bulunuyor. İlk sınavdan bugüne kadar bu unvanı kazanmış kişilerin toplam sayısı ise 528. Yetmiş yılı aşkın bir geçmiş için oldukça küçük bir topluluktan söz ediyoruz.

Peki bu iki harf neden bu kadar önemli?

Bir Master of Wine neleri bilmek zorunda?

Master of Wine unvanı yalnızca şarapları tanıyabilen, üzüm çeşitlerini ayırt edebilen veya kör tadımda başarılı olan kişilere verilmiyor.

Bir MW’nin bağcılıktan şarap üretimine, şarabın işlenmesi ve korunmasından uluslararası ticarete kadar uzanan geniş bir alanda bilgi sahibi olması bekleniyor. İklim değişikliğinin bağcılığa etkileri, üretim teknolojileri, şarap kusurları, tüketici davranışları, fiyatlandırma, pazarlama ve sektörün karşı karşıya bulunduğu güncel sorunlar bu bilgi alanının parçaları.

Üstelik bu bilgileri ezberlemek yeterli değil. Adayın farklı üretim yöntemlerini karşılaştırması, kaliteyi etkileyen faktörleri değerlendirmesi, ekonomik ve çevresel sonuçları tartışması ve vardığı sonuçları gerekçelendirmesi gerekiyor.

Kör tadım sınavı da bu yaklaşımın önemli bir göstergesi. Adaylar üç ayrı oturumda toplam 36 şarabı değerlendiriyor. Üzüm çeşidi ve coğrafi kökenin yanı sıra üretim yöntemi, stil, kalite ve ticari konum hakkında kanıtlara dayalı yorumlar yapmaları bekleniyor.

Programın son aşamasında ise 6.000–10.000 kelimelik özgün bir araştırma hazırlanıyor. Araştırma konusu bağcılık veya önolojiyle sınırlı değil; ekonomi, tarih, sosyoloji ve başka disiplinleri de kapsayabiliyor.

Böylece Master of Wine, yalnızca bilgi sahibi olmayı değil, bilgi üretmeyi ve bu bilgiyi başkalarına aktarabilmeyi de gerektiren bir unvan haline geliyor.

Master of Wİne Türkiye gezisi

Türkiye, MW Topluluğu İçin Yeni Bir Coğrafya Değil

Önümüzdeki hafta gerçekleşecek ziyaret önemli olmakla birlikte, Master of Wine topluluğunun Türk şarapçılığıyla ilk karşılaşması olmayacak.

Uluslararası şarap yazarı Jancis Robinson MW, Türkiye’de farklı dönemlerde gerçekleştirdiği tadımları yazılarına taşıyan isimlerden biri. Türk şarapçılığında yaşanan olumlu değişim konusunda yayımladığı Wine in Türkiye Today başlıklı çalışmasında, 2009 yılındaki tadımlarıyla daha yakın tarihte değerlendirdiği örnekleri karşılaştırıyor. Özellikle yerel üzüm çeşitlerinin sayısındaki artışa dikkat çekiyor. Bu karşılaştırma, Türkiye’nin yalnızca üretim kalitesi bakımından değil, üzüm çeşitliliğinin değerlendirilmesi açısından da geçirdiği değişimi gösteriyor.

Jancis Robinson’ın 2024 yılında düzenlenen Kök-Köken-Toprak etkinliğinde yaptığı konuşma çok anlamlıydı. Verdiği örneklerle ülke şarapçılığının ilerlemesinin ancak kolektif çalışmalarla mümkün olduğunun altını çizmişti. Umarız MW grubunun 2026 yılındaki bu gezisi bu kolektif yaklaşımın güçlendiğinin işaretidir.

Tim Atkin MW, 2010’ların başında kaleme aldığı yazılarda Türk şaraplarının uluslararası pazarlardaki potansiyelini ele almıştı. Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası, Emir ve Narince gibi yerel çeşitlerin ayırt edici özelliklerini vurgularken, Türkiye’nin tanıtım, dağıtım ve ihracat alanındaki güçlüklerine de dikkat çekiyordu.

Sarah Abbott MW, Türk şarapçılığıyla uzun yıllardır ilgilenen bir başka isim. Uluslararası değerlendirme organizasyonlarında görev alan Abbott, özellikle yerel çeşitlerin potansiyeli, üretimdeki gelişmeler ve eski bağların korunması üzerinde duruyor. 2023 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen IWSC değerlendirmelerinde, önceki ziyaretlerine kıyasla Türk şaraplarının kalite, tutarlılık ve çeşitlilik bakımından önemli ilerleme kaydettiğini belirtiyordu.

Aynı değerlendirmelerde görev alan Alistair Cooper MW ise yerel üzüm çeşitlerini özellikle ilginç bulduğunu ifade etmişti. Kalecik Karası, Narince ve diğer Anadolu çeşitlerinin farklı şarap stilleri yaratma potansiyeli, uluslararası uzmanların dikkatini çeken konular arasındaydı.

Julia Harding MW de Türkiye’nin gelişimini yakından izleyen isimlerden. Ağustos ve Eylül 2026’da yayımladığı iki kapsamlı yazısında çoğunluğu yerel üzüm çeşitlerinden yapılmış 100’den fazla şarabı değerlendiriyor; bağcılık mirasının korunması, üretim çeşitliliği, ekonomik sürdürülebilirlik ve uluslararası pazarlara erişim konularını inceliyor. Harding’in 2010 yılındaki gözlemleriyle bugünkü durumu karşılaştırması, Türk şarapçılığındaki değişimi anlamak açısından ayrıca değerli.

Julia Harding’in 2026 Kök-Köken-Toprak etkinliğindeki değerlendirmeleri de sahip olduğumuz üzüm çeşitliliğinin en ayırt edici gücümüz olduğuna işaret ediyordu.

Bu isimlere Caro Maurer MW, Peter McCombie MW ve Christy Canterbury MW gibi Türkiye’de tadım, eğitim veya uluslararası tanıtım çalışmalarına katılmış uzmanları da ekleyebiliriz.

Bütün bu çalışmalar bize önemli bir şey söylüyor: Türk şarapçılığı, uluslararası uzmanların yeni keşfetmeye başladığı bir alan değil. Ancak son yıllarda özellikle yerel çeşitlerin, yaşlı asmaların ve bölgesel kimliklerin daha fazla dikkat çektiği görülüyor.

Türkiye’nin ilk Master of Wine’ı

Bu hikâyenin Türkiye açısından özel bir ismi de var: Dilek Caner MW.

2013 yılında Master of Wine unvanını kazanan Dilek Caner, bu unvanı kazanan ilk Türk. Amerika Birleşik Devletleri’nde şarap eğitimi alanında çalışan Caner, uluslararası şarap dünyasında Türkiye kökenli bir uzmanın ulaşabileceği noktayı göstermesi bakımından önemli bir örnek.

Onun başarısı, Master of Wine yolculuğunun Türkiye’den yetişen profesyoneller için de ulaşılabilir bir hedef olduğunu ortaya koyuyor.

Bu Yolculuğa Çıkanlar

MW topluluğunun çevresinde, bu unvana ulaşmak için eğitim alan uluslararası bir aday grubu da bulunuyor. 2025–2026 döneminde 46 ülkeden 320 aday bu zorlu eğitim sürecine katılıyordu. Program en az üç yıl sürüyor; birçok aday için bu süre daha da uzuyor. Başarılı olabilmek için mesleki deneyim, disiplinli çalışma, sürekli tadım pratiği ve araştırma yetkinliği gerekiyor. Türkiye’den de bu yolculuğa adım atmayı hedefleyen, hazırlık yapan veya programın farklı aşamalarında ilerleyen profesyoneller bulunması bizim için ayrıca anlamlı. Bu uzun yolculuğa çıkan herkesi yüreklendirmek istiyoruz. Çünkü sonunda MW unvanına ulaşılsın ya da ulaşılmasın, öğrenme çabasının kendisi hem kişisel gelişime hem de içinde bulunulan şarap kültürüne katkı sağlıyor. Uzun bir zamana yayılan Master of Wine yolculuğuna resmen adım atmış olan İrem Eren’e, Evren Evrim Kalkan’a, Fatih Sağnak’a ve süreçte olduğu halde bizim farkında olmadığımız dostlarımıza başarılar diliyoruz. WAYANA olarak olanaklarımız ölçüsünde bu yolculuğa destek vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha hatırlatalım.

Anadolu’nun Anlatacak Daha Çok Hikâyesi Var

Türkiye’nin bağcılık mirası yalnızca bugün üretilen şaraplardan ibaret değil. Anadolu’nun farklı coğrafyalarında yetişen yerel üzüm çeşitleri, yüzyıllardır kullanılan üretim yöntemleri, eski bağlar ve henüz yeterince araştırılmamış genetik kaynaklar bu mirasın parçaları.

Bugün uluslararası şarap dünyasında iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, eski asmalar ve yerel üzüm çeşitlerinin korunması giderek daha fazla önem kazanıyor. Türkiye’nin bu konularda sunabileceği önemli bir bilgi birikimi bulunuyor.

Bununla birlikte, uluslararası uzmanların Türkiye’yi tanıması yalnızca iyi şarapları tatmalarıyla sağlanamaz. Bu şarapların arkasındaki coğrafyayı, tarihsel birikimi, üzüm çeşitlerini ve üreticilerin karşılaştığı güçlükleri de anlamaları gerekiyor.

Bu nedenle gerçekleşecek MW ziyaretini yalnızca bir tadım ve değerlendirme programı olarak görmüyoruz. Bunu, Türkiye’nin bağcılık mirasıyla uluslararası şarap dünyası arasında yeni ilişkiler kurulması için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.

Umarız bu ziyaret yeni yazılara, araştırmalara, uluslararası iş birliklerine ve Anadolu’nun henüz yeterince tanınmayan üzüm çeşitlerine yönelik yeni bir meraka kapı açar.

Hoş geldiniz, Master of Wine topluluğunun değerli üyeleri.

Anadolu’nun anlatacak daha çok hikâyesi var.

Picture of Katerina Monroe
Katerina Monroe

@katerinam •  More Posts by Katerina

Congratulations on the award, it's well deserved! You guys definitely know what you're doing. Looking forward to my next visit to the winery!