FOUNDATION: Galaksiler Değişir, İnsan Değişmez

✦
Facebook
Twitter
LinkedIn

Binlerce yıl sonrasını anlatan bir bilimkurgu dizisinde nasıl oluyor da şarap hâlâ hayatın bir parçası?

Foundation dizisi 200 yıllık şarap

Galaksinin öbür ucunda iki yüz yıllık bir şişe

Uzayın derinliklerinde, bulunmalarının mümkün olmadığına inandıkları bir yerdeki uzay gemisinin içinde  iki yolcu var: Kısa bir süre önce idamın eşiğindeyken Hober Mallow tarafından kurtarılan Brother Constant ile Mallow. Maceralı kaçışlarının ardından yakınlaşan ikili, tatlı serseri Mallow, uzun zamandır açmayı aklından geçirdiği 200 yıllık şarapla zaferlerini kutlamaya hazırlanırken bir düşman gemisinin kıskacına girer. Mallow hazırlıksız yakalanmıştır: Kutusundan henüz çıkardığı 200 yıllık şarap şimdi  elinde, adeta Adem’in incir yaprağını tutması gibi önünü gizleme görevini üstlenir.

Bu sahnenin etkileyici tarafı yalnızca şarabın yaşı değil. İnsanlığın gezegenler arasında yolculuk yapabildiği, olağanüstü teknolojiler geliştirdiği bir gelecekte, ölümle karşılaşan iki insanın hâlâ bir kadeh şarapta anlam bulabilmesi.

Bizi düşündüren bu sahnenin sizi de  absürtlüğüyle düşündürdüğünü tahmin ediyoruz. Isaac Asimov’un Foundation (Vakıf) kitaplarından uyarlanan televizyon dizisinde şarabın hiç beklemediğimiz kadar rol aldığını görmek doğrusu şaşırtıcı. Şarabın üstlendiği roller arasında kimi zaman ölüm karşısında son bir arzu, kimi zaman çaresizliğin tesellisi, kimi zaman inancın ve kuşkunun eşlikçisi olmak var.

Ama incir yaprağı görevini üstlenen 200 yıllık şarabın hikâyesinin devamı var. O zaman içilemeyen şarabı kendini yok etmeye programlanmış bir uzay gemisinin son saniyelerinde geminin kaptanıyla Hober Mallow içerler. Ama biliyor musunuz? Şarap iyi saklanmadığı için aslında bozulmuştur. Hoş bir ironi, değil mi?

İnsanlık galaksinin uzak köşelerine ulaşmış. Gezegenler kurulmuş, imparatorluklar yükselmiş, bilim ve teknoloji hayal edilemeyecek boyutlara varmış. Ama değişmeyen aktör olarak sahnede şarabı görüyoruz.

Acaba bunun nedeni ne?

Foundation dizisi posteri

Asimov’un Vakıf serisinden televizyonun Foundation’ına

1990’larda Isaac Asimov’un Vakıf serisi kitaplarını ilk okuduğumuzda beni en çok etkileyen düşüncelerden biri psikotarihti. Asimov, çok büyük insan topluluklarının davranışlarının matematiksel yöntemlerle öngörülebileceği varsayımından hareket ediyordu. Bu düşünceyle tarih, yalnızca büyük liderlerin kararlarıyla açıklanmak yerine, toplumların uzun dönemli hareketleriyle şekilleniyordu. Böylece tarihi büyük hükümdarların, komutanların ve kahramanların kararlarıyla açıklama alışkanlığının yerini, büyük insan topluluklarının davranışlarını merkeze alan bir yaklaşım alıyordu. Bireyler gelip geçiyor, uygarlıklar değişiyor, fakat tarihsel süreçler belirli örüntüler izliyor. Okuduğum zaman bunu ezber bozan bir yaklaşım olarak görmüş ve benimsemiştim.

Apple TV’nin Foundation uyarlaması kitaplardaki anlatıdan farklı. Dizinin bugünün izleyicilerinin beklentilerini karşılaması için yapılan değişiklikler kitabın bire bir uygulanmış halini bekleyenler için hayal kırıklığı olabilir. Ama bu hali, en azından şarabın dizi uyarlamasında elde etmiş olduğu güçlü konumdan doğrusu biz çok memnunuz.

Dizi versiyonunda Hari Seldon’un hikâyesi genişletiliyor. Salvor Hardin’in karakteri önemli ölçüde değiştiriliyor. Asimov’un kitaplarında bulunmayan genetik Cleon hanedanı, televizyon dizisinin merkezine yerleştiriliyor. Bunlar küçük senaryo değişiklikleri değil. Anlatının ağırlık merkezi de değişiyor.

Asimov’un kitaplarında uygarlıkların tarihsel hareketleri ön plandayken, televizyon dizisi bireylerin duygularına, korkularına, arzularına ve ilişkilerine çok daha fazla yer veriyor. Bu açılardan karşılaştırdığımızda, dizi kitap versiyonundan oldukça farklı. Ancak dizinin insanı merkeze alan bu yaklaşımında şarap kendine anlamlı bir yer buluyor.

Tanrılar şarabı neden yarattı?

Dizinin ikinci sezonundaki bir bölümün adı doğrudan şarapla ilgili: Why the Gods Made Wine. Hari Seldon’un geçmişine döndüğümüz bu bölümde Yanna, Hari Seldon’un akademide çalıştığı dönemdeki hem iş arkadaşı hem de doğamayan çocuğunun annesi, Gorik Tarka adlı bir yazara atfedilen şu düşünceyi aktarıyor:

Tanrılar şarabı, intikam almaya gücü yetmeyenleri teselli etmek için yarattı.

Herhalde bu şarabın var olma sebebine ilişkin yapılabilecek en karamsar açıklamalardan biri. Oysa biz şarabın tarih boyunca yalnızca acının değil, sevincin, kutlamanın, dostluğun ve bereketin de eşlikçisi olduğunu biliyoruz. Dionysos’un dünyasında coşku kadar taşkınlık, özgürleşme kadar kontrolün yitirilmesi de ritüellerin bir parçasıydı.

Şarabın insanlık tarihindeki bu ikili konumu insanı hep düşündürür. Şarap adını verdiğimiz bu içecek bir düğün sofrasında mutluluğun, bir cenaze sonrasında tesellinin, bir zafer kutlamasında coşkunun, bir yenilginin ardından unutma arzusunun eşlikçisi olabiliyor.

Foundation’daki söz, bu geniş kültürel mirasın karanlık tarafını öne çıkarıyor. Ama sahnenin asıl önemi belki de burada yatıyor. Şarap, intikamın yerini tutabilecek bir teselli olarak anılırken hikâyenin kendisi güç, kayıp ve intikam arzusu etrafında gelişiyor.

Binlerce yıl sonrasının insanı da acıyla başa çıkmanın yollarını arıyor.

Foundation dizisi uzayın derinliklerinde bir bağcı

Siwenna’da kırk yıllık bekleyiş

Şarabın dizideki bir başka görünümü bizi Siwenna gezegenine götürüyor. Burada Ducem Barr adlı bir bağcıyla karşılaşıyoruz. Fakat Barr yalnızca bağcılık yapmıyor. Aynı zamanda İmparatorluğun yıllar önce geride bıraktığı bir istihbarat görevlisi. Kırk yıl boyunca görevini sürdürüyor. İmparatorluğa raporlar gönderiyor. Cevap alamıyor. Çevresindeki dünya değişirken o geçmişte üstlendiği görevine sadakatle bağlı kalıyor.

Barr’ın hikâyesinde bağcılığın yer alması ilginç bir seçim. Bağcılar zamanı farklı ölçerler. Asmanın uyanışını, çiçeklenmesini, meyvenin olgunlaşmasını, hasadı ve yeniden başlayan döngüyü izlerler. Her yıl bir öncekine benzer, ama hiçbir yıl onun tam kopyası olmaz.

Barr ise kırk yıl boyunca değişen koşullara rağmen aynı sadakati korumaya çalışıyor. Asmalar her yıl yeni bir hasada hazırlanırken, o geçmişte kalmış bir imparatorluğa hizmet etmeyi sürdürüyor. Senaristlerin bağcılığı özellikle bu karşıtlığı kurmak amacıyla seçip seçmediklerini doğrusu bilmiyoruz, ama sahne bize böyle yorumlama fırsatı sunuyor: Doğa sürekli yenilenirken insan bazen değişmemekte ısrar edebiliyor.

Poly Verisof’un kadehi

Dizide şarapla karşılaştığımız bir başka karakter Poly Verisof. Vakıf’ın dinî öğretisini yaymakla görevli Poly, inançla kişisel deneyim arasındaki gerilimi taşıyan karakterlerden biri. Zaten Poly ile ilk kez, sarhoş olup sızdığı bir gecenin ardından Constant’ın onu ayıltmaya çalıştığı sahnede tanışıyoruz. Onun hikâyesinde kadeh, yalnızca gündelik bir içki alışkanlığı olarak değil, inançla kuşku arasındaki mesafeyi düşünmemize yardımcı olan bir ayrıntı olarak da okunabilir.

Şarapla dinî hayatın ilişkisi elbette yeni değil. Antik dünyanın ritüellerinden Hristiyanlığın ayinlerine kadar şarap, kimi zaman tanrılara sunulan bir armağan, kimi zaman kutsal bir simge, kimi zaman da toplumsal birlikteliğin aracı. Foundation’ın uzak geleceğinde de dinî kurumlar, ritüeller ve inanç mücadeleleri varlığını sürdürüyor.

Fakat Poly’nin hikâyesinde dikkat çekici olan, inancı temsil eden kişinin kendi içinde taşıdığı çelişkiler. Belki de bir kadeh şarap, böyle anlarda insanın başkalarına anlattığı doğrularla kendi içinde yaşadığı belirsizlikler arasındaki boşluğu görünür kılıyor.

Foundation dizisi imparator şarabı

Her hasatta aynı imparator

Foundation’ı izlerken şarapla doğrudan ilgisi olmayan ve öykünün merkezine yerleşen Cleon hanedanı gözden kaçırılacak gibi değil. Galaktik İmparatorluk, yönetimde sürekliliği sağlamak için aynı hükümdarın genetik kopyalarını üretmiş. Brother Dawn, Brother Day ve Brother Dusk, aynı genetik mirasın farklı yaşlardaki temsilcileri.

Amaç açık: Değişimin getireceği belirsizlikleri azaltmak ve yönetimin devamlılığını güvence altına almak.

Bu kurgu bize kısa süre önce kaleme aldığımız “Kadehte Ne Görmek İstersiniz? Ayna mı, Pencere mi?“ başlıklı yazımızı hatırlattı. O yazıda şarap severlerin iki farklı beklentisinden söz etmiştik. Bir grup, sevdiği şarabın her şişesinde tanıdığı lezzetle yeniden karşılaşmak istiyor. Diğer grup ise her hasadın, her şişenin kendine özgü farklılıklarını keşfetmeyi tercih ediyor.

İlk beklentiyi karşılamakta endüstriyel şarapçılığın önemli bir başarısı var. Gelişmiş üretim teknolojileri, harmanlama yöntemleri ve kontrollü süreçler sayesinde farklı hasatların getirdiği değişkenlikler azaltılabiliyor. Tüketici, sevdiği lezzeti yeniden bulabileceğine güveniyor. Bu, küçümsenecek bir başarı değil. Öngörülebilirlik, tüketici için gerçek bir değer.

Cleon hanedanının vaadi de buna benziyor. Her yeni hükümdarda tanıdık bir karakter, tanıdık bir yönetim anlayışı, tanıdık bir düzen. Sanki İmparatorluk her hasatta aynı şarabı üretmeye çalışıyor.

Fakat dizinin en ilginç taraflarından biri, aynı genetik yapıdan gelen Cleonların bile birbirinin kusursuz kopyası olamaması. Yaşadıkları deneyimler, karşılaştıkları insanlar ve aldıkları kararlar onları farklılaştırıyor. Şarap dünyasında da aynı üzüm çeşidi, aynı bağ ve aynı üretici her yıl bütünüyle aynı sonucu vermiyor.

Bir yılın güneşi, yağmuru, rüzgârı ve hasat koşulları başka bir yılınkinden farklı. Üretici bu değişkenliğin etkilerini azaltmayı da tercih edebilir, onları şarabın karakterinin bir parçası olarak korumayı da.

Burada önemli olan, iki tercihten birini mutlak doğru ilan etmek değil. Asıl soru şu: Sürekliliği korumaya çalışırken değişimin taşıdığı zenginlikten ne kadar vazgeçiyoruz? Cleon hanedanı bize bu soruyu galaktik ölçekte sorduruyor. Şarap ise aynı soruyu her hasatta, her şişede yeniden karşımıza çıkarıyor.

Geleceğe neyi taşıyoruz?

İnsanlık tarihine baktığımızda şarabın olağanüstü bir sürekliliğe sahip olduğunu görüyoruz. Anadolu’da binlerce yıl önce yaşayan toplumların şarapla kurduğu ilişkiyi arkeolojik buluntulardan, yazılı belgelerden ve ritüel kaplarından öğreniyoruz. Hititlerin hukuk metinlerinde, antik dünyanın dinsel törenlerinde, Akdeniz’in ticaret ağlarında şarabın izleri var. İmparatorluklar yıkıldı. Ticaret yolları değişti. Yeni dinler, yeni toplumlar, yeni üretim teknolojileri ortaya çıktı. Bağcılık ve şarap kültürü ise bütün bu dönüşümlerden geçerek günümüze ulaştı.

Elbette bugün içtiğimiz şaraplarla binlerce yıl önce üretilenler aynı değil. Üretim yöntemleri, üzüm çeşitleri, saklama koşulları ve tüketim alışkanlıkları büyük değişimler geçirdi. Ama insanın şaraba yüklediği bazı anlamların yaşamaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Birlikte olma isteği, kutlama, teselli, hatırlama, zamanın geçişini anlamlandırma…

Foundation, bu kültürel sürekliliği hayal edilemeyecek kadar uzak bir geleceğe taşıyor. İki yüz yıllık şişesini açmak isteyen Hober Mallow, acıya karşı şarabı hatırlatan Yanna, Siwenna’da asmaların arasında yaşayan Ducem Barr ve kadehiyle karşımıza çıkan Poly Verisof, birbirinden çok farklı hikâyelerin insanları. Fakat hepsi bize tanıdık geliyor. Belki de bilimkurgunun en ilginç tarafı bu. Geleceği anlatırken bugünün insanına bir ayna tutması.

Ayna mı, pencere mi?

Cleon hanedanı aynı kalmanın peşinde. Asimov’un psikotarihi ise değişimin büyük ölçekli hareketlerini anlamaya çalışıyor.

Şarap dünyasında da benzer bir karşıtlıkla karşılaşıyoruz. Bir yanda tanıdık lezzeti yeniden bulmanın güveni, diğer yanda her yeni hasadın getirebileceği sürprizler var. Önceki yazımızda okurlarımıza kadehlerinde bir ayna mı, yoksa pencere mi görmek istediklerini sormuştuk.

Foundation üzerine düşünürken aynı sorunun yalnızca şarapla ilgili olmadığını fark ettik. İnsanlık geleceğe doğru ilerlerken geçmişinden neleri korumak, neleri değiştirmek istiyor? Ve belki de daha önemlisi, korumak istediğimiz şeylerle değişmesine izin vermemiz gereken şeyleri birbirinden ayırabiliyor muyuz?

Foundation’ın binlerce yıl sonrasına taşıdığı şarap kadehleri, bize bu soruları sorduruyor. Galaksiler değişiyor. İmparatorluklar yıkılıyor. İnsanlık yeni dünyalar keşfediyor. Ama bir kadehin başında geçmişi hatırlama, bugünü paylaşma ve geleceği düşünme ihtiyacı yaşamaya devam ediyor.

Picture of Katerina Monroe
Katerina Monroe

@katerinam •  More Posts by Katerina

Congratulations on the award, it's well deserved! You guys definitely know what you're doing. Looking forward to my next visit to the winery!