Halk arasında bir deyiş vardır: Mala sormuşlar “Kiminsin?” diye, “Ben de bilmem kiminim,” demiş. Aynı şeyi asmalar için de şöyle sorabiliriz: Bir üzümün nereli olduğuna nasıl hükmederiz? Yetiştirildiği yere mi bakarız? Adına mı? Onu yetiştiren insanların hafızasına mı? Yoksa bugün artık bize bambaşka hikâyeler anlatabilen DNA’sına mı? Horoskarası üzümü söz konusu olduğunda, bu soruların hiçbirinin cevabı tek başına yeterli görünmüyor.
Bugün Horoskarası üzümünü Kilis’in yerel üzümü olarak biliyoruz. Öyle ki halk arasında yaygın kabul gören adı Kiliskarası. Yöre adlarının sonuna “karası” eklenerek oluşturulan pek çok üzüm çeşidimiz olduğunu düşünecek olursak şaşırtıcı değil. Ama bugün hikâyesinin peşinde koşulan Horos(z)karası adını anlatacağız.
Üzümün yakın geçmişi bizi sürekli Kilis’e götürüyor. Cumhuriyet döneminde şaraplık olarak değerlendirilen Horoskarası daha sonra bu kimliğini büyük ölçüde kaybetmiş; varlığını kaliteli bir kurutmalık üzüm olmasına borçlu olarak sürdürmüş. Ta ki yıllar sonra Kilis’te yeniden şaraplık bir üzüm olarak ele alınana kadar. Şimdi ise DNA test sonuçları bize Horoskarası’nın hikâyesinin Kilis’ten çok daha büyük olabileceğini söylüyor.
Horoskarası üzümü mü, Antepkarası üzümü mü?
Hikâyenin yeni bölümü 2025 yılında başlıyor. Sevgili dostumuz şarap uzmanı ve yazar Göknur Gündoğan, Kilis’te faaliyet gösteren Ni&Ce Vineyards’ın gündeme getirdiği bir soruyu üzüm genetiği konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından José Vouillamoz’a iletiyor:
Horoskarası üzümü gerçekten ayrı bir üzüm çeşidi midir, yoksa komşu Gaziantep’te yetiştirilen Antepkarası ile aynı üzüm müdür?
Soru şaşırtıcı değil. Birbirine komşu iki coğrafya, benzer isimlerle anılan iki siyah üzüm ve yüzyıllardır birbirleriyle temas halinde olan topluluklar… Ni&Ce’den Bestami Gün, 2025 yılında iki üzümden alınan örnekleri DNA profillemesi için Vouillamoz’a gönderiyor. Sonuç ilk soruya oldukça açık bir cevap veriyor:
Horoskarası üzümü ile Antepkarası üzümü aynı üzüm değil.
Vouillamoz’un tespitine göre Antepkarası’nın resmî adı Sergikarası ve iki çeşidin DNA profilleri birbirinden farklı. Ama asıl sürpriz bundan sonra geliyor.
Kilis’ten Hebron’a
Horoskarası’nın DNA profili daha önce başka araştırmalarda incelenmiş üzüm örnekleriyle karşılaştırılıyor ve Kilis’te Horoskarası dediğimiz üzüm ile Darawishi ve Marawani adıyla daha önce kaydedilmiş örneklerin aynı DNA profiline sahip olduğu ortaya çıkıyor. Bir anda Kilis’e özgü olduğunu düşündüğümüz bir çeşidin genetik ikizleri yüzlerce kilometre güneyde karşımıza çıkıyor. Ama bu bulgu hemen başka bir soruyu beraberinde getiriyor:
Aynı üzüm bu geniş coğrafyaya ne zaman ve nasıl yayıldı?
Vouillamoz bu sorunun cevabını henüz bilmediğimizi özellikle vurguluyor. Bulguyu da şimdilik yayımlanmamış yeni bir sonuç olarak nitelendiriyor. Şimdi sıra Horoskarası adının hikâyesine geldi.
Horoz Değil, Horos
Türkiye’de bu çeşidin adına sık sık Horozkarası biçiminde rastlıyoruz. İlk bakışta gayet anlamlı: “horoz” ve siyah üzümü ifade eden “kara”. Fakat Vouillamoz başka bir yere işaret ediyor. Bugünkü Suriye sınırları içinde, Kilis’in hemen güneyinde antik Cyrrhus kentine Kyrrhos/Khoros dendiğini kayıtlar söylüyor. Vouillamoz, Horos adının bu tarihî kentle ilişkili olabileceği hipotezini aktarıyor. Şimdilik bunun yalnızca bir hipotez olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor.
Kilis’ten Ankara’ya: Feridun Topaloğlu
Horoskarası’nın yakın tarihine baktığımızda iki farklı hikâyeyle karşılaşıyoruz. Bunlardan ilki üzümün kendi coğrafyasında yaşanıyor. Kilis’teki TEKEL Şarap Fabrikası’nın eski alım kayıtları ve dönemin basınındaki haberler Horoskarası’nın şarap üretimi için ayrıca alımı yapılan ve ekonomik değer verilen bir üzüm olduğunu gösteriyor.
İkinci hikâye ise yaklaşık 700 kilometre uzakta, Ankara’daki Atatürk Orman Çiftliği’nde yaşanıyor. Ve her iki hikâyede de karşımıza Feridun Topaloğlu çıkıyor.
Aslen Kilisli olan Topaloğlu, Fransa’da şarap eğitimi almış, Türkiye’de bağcılık ve şarapçılığın Cumhuriyet dönemindeki önemli isimlerinden biri. Memleketinin üzüm çeşidine sahip çıkmasını yalnızca hemşehrilik bağıyla açıklamak haksızlık olur. Topaloğlu, şaraplık değerine inandığı Horoskarası’nı hem TEKEL Kilis Şarap Fabrikası’nda hem de yöneticisi olduğu Atatürk Orman Çiftliği Şarap Fabrikası’nda işliyor.
Horoskarası Gökyüzünde
Feridun Topaloğlu’nun anılarında Horoskarası’nın yolculuğuna şaşırtıcı bir durak daha ekleniyor: Atatürk Orman Çiftliği’nde üretilen şarap bir dönem küçük şişelerde Türk Hava Yolları uçuşlarında servis ediliyor. Kilis’in yerel üzümü Ankara’ya geliyor, Atatürk Orman Çiftliği’nde şaraba dönüşüyor ve oradan THY uçaklarına giriyor. Bugün neredeyse yeniden keşfedilen bir üzümden söz ettiğimizi düşününce, Horoskarası’nın yarım yüzyıl önce ulaştığı nokta oldukça çarpıcı. Sonra bu bağ kopuyor.
Bir Üzüm Nasıl Kaybolur?
Kilis ve çevresindeki şarap üretim yapısının değişmesi, kamuya ait üretim tesislerinin ortadan kalkması ve şaraplık üzüm talebinin gerilemesiyle Horoskarası’nın kaderi de değişiyor. Şaraplık kimliği yavaş yavaş kayboluyor ama kurutmalık üzüm olarak tüketicinin teveccühü sayesinde yok olmuyor.
Kıssadan hisse çıkarmak gerekirse, bir üzümün kaybolması için asmanın mutlaka sökülmesi gerekmiyor. Üzüm yaşamaya devam ederken onu çevreleyen üretim kültürü ortadan kalkabiliyor. Bağ kalıyor, üzüm kurutuluyor ama birkaç kuşak sonra onun bir zamanlar şaraplaştırıldığı bile unutulabiliyor. Horoskarası’nın başına gelen biraz da bu.
Feridun Yeniden Kilis’te
Hikâyenin bugünkü bölümünde yeniden Kilis’teyiz. Ni&ce Vineyards, Horoskarası’nı yeniden şaraplaştırıyor. Ortaya çıkan şarabın adı geçmişle bugünü birbirine bağlayan bilinçli bir tercih: Cuvée FRDN. FRDN, Feridun Topaloğlu’nun adına yapılan bir gönderme. 2024 rekolte Cuvée FRDN, %100 Horoskarası’ndan üretilen ilk şarap ve toplam üretim yalnızca 532 şişe.
Hikâyenin iki ucu böylece birbirine bağlanıyor. Feridun Topaloğlu’nun adı, onlarca yıl sonra Kilis’te yeniden Horoskarası’ndan yapılan bir şarabın şişesine dönüyor.
Peki, Horoskarası Üzümü Nereli?
Şimdilik bu soruya kesin bir cevap veremiyoruz.
Kilis mi? Kilis’in hemen güneyindeki tarihî Khoros ve Kuzey Suriye mi? Bugünkü Filistin’e kadar uzanan daha geniş bir Doğu Akdeniz coğrafyası mı? Yoksa Horoskarası, bugün ayrı ülkeler olarak gördüğümüz topraklar arasında insanların, malların, asmaların ve üzüm çeşitlerinin sürekli dolaştığı çok daha eski bir dünyanın ortak mirası mı?
DNA bize aynı genetik kimliğe sahip üzümün Kilis’ten çok daha geniş bir coğrafyada bulunduğunu gösteriyor. Ama hareketin yönünü göstermiyor. Darawishi Kilis’ten güneye mi gitti? Horoskarası güneyden Kilis’e mi geldi? Yoksa bugün farklı adlarla bildiğimiz bu üzümler çok daha eski, ortak bir kaynaktan mı yayıldı? Bilmiyoruz.
Belki de Horoskarası’nın hikâyesinin en güzel tarafı burada. Bir üzümü tanımaya çalışırken önce adına baktık. Adı bizi Horoz’dan Horos’a götürdü. Horos bizi sınırın hemen ötesindeki Khoros/Cyrrhus’a götürdü. DNA bizi daha da güneye, Hebron’a kadar götürdü.
Yakın geçmişine baktığımızda ise yolculuk tersine döndü: Kilis’ten Ankara’ya, Atatürk Orman Çiftliği’ne ve oradan Türk Hava Yolları uçaklarına kadar uzandı.
Ve bütün bunlardan sonra Horoskarası hakkında bildiğimiz en ilginç şeylerden biri hâlâ bilmediğimiz bir şey: Horoskarası nereli?

