Bir Şaraphanenin Ötanazisi

B i r Ş a r a p h a n e n i n Ö t a n a z i s i

Facebook
Twitter
LinkedIn

Anadolu’nun o asil bağ topraklarında butik bir şaraphane daha sessizliğe gömülürken, geride bıraktığı derin kültürel boşluğu hissediyoruz. WAYANA’nın değer verdiği şarap sever grupların belki de en başında evde şarap yapanlar gelir. Evde şarap yapanları profesyonel üreticilerden ayıran çok temel bir yan vardır: kendileri için en iyi şarabı yapmak, ama profesyonel dünyanın parasal, bürokratik ve pazarlama yüklerinden tamamen uzak olmak. Bu yanıyla satışta olan pek çok şaraptan daha iyisini ‘Evde Şarap Yapan’ dostların yaptıklarını biliyor ve tadıyoruz. Kadehimizi de onlara kaldırıyoruz.

Bu yazı, evde şarap üreticisi olarak yola çıkıp daha sonra şarap üretimini profesyonel olarak sürdüren bir çiftin şarap yolculuğunun hikâyesi. Yazıyı San Francisco Chronicle’da görünce doğrusu çok duygulandım; özetini sizlerle paylaşmak istedim.

Toprağın Sessizliği: Köklerin Sökülüşü ve Teruar Belleğinin Kaybı

Bir şaraphanenin kendi isteğiyle üretimine son vermesi, yani o asil otanazi kararı, yalnızca ticari bir şirketin ticaret sicilinden silinmesinden ibaret değildir; bu, asmaların kökleriyle toprağın derinliklerinden on yıllar boyunca sabırla süzüp biriktirdiği o benzersiz teruar belleğinin ve yaşayan sıvı bir kütüphanenin tamamen yok edilmesidir. Asmalar topraktan sökülürken, sadece odunsu gövdeler parçalanmaz; o bağın mikroklimasıyla, rüzgârlarıyla, killi veya kireçli katmanlarıyla asırlardır fısıldaşan o görünmez biyolojik bağlar koparılır. Her bağbozumu döneminde o çeperlerde mayalanan vahşi mayalar, fıçılarda sabırla nefes alan o yaşayan organizmalar bir anda öksüz kalır. Bir şaraphanenin kapanması, o coğrafyanın lezzet haritasında bir daha asla geri getirilemeyecek, taklit edilemez bir renk tonunun ve yaşayan kültürel hafızanın ebediyen karanlığa gömülmesidir.

Sektörel Yalnızlık ve Zanaatkar Direnişinin Sınırları

Anadolu şarapçılık sahnesinde bağımsız ve butik bir üretici olmak, her gün rüzgâra karşı tek başına yürümek demektir; ağır vergi yükleri, dikey reklam ve tanıtım yasakları, lojistik engeller ve tektipleştirici endüstriyel kartellerin yarattığı o boğucu kuşatma, zanaatkâr üretimi adeta imkânsız kılmaktadır. Şaraphanenin otanazisi, bu haksız ve amansız kuşatmaya karşı onurlu bir geri çekilme, zanaatkârlığın endüstriyel standardizasyona boyun eğmeyi reddeden o en hüzünlü başkaldırı biçimidir. Bir üretici kapısına kilit vururken, geride sadece boş tanklar ve tozlu raflar bırakmaz; ülkenin kırsal kalkınma hayallerinde, somut olmayan kültürel miras arşivinde ve o asil biyoçeşitlilik kalkanında devasa birer gedik açılır. Bu sessiz veda, geride kalan biz şarap severlerin ve WAYANA gibi koruyucu durakların omuzlarına, yaşayan her bir yerel salkımı ve bağımsız üreticiyi koruma adına çok daha ağır tarihsel sorumluluklar yüklemektedir.

Mike Officer, 1987 yılında 50 kiloluk Zinfandel üzümünü San Fransico’nun Marina bölgesindeki apartman dairesinde işleyerek şarap dünyasına adım atmış. Komşularının fermantasyon esnasındaki kokulardan duyduğu rahatsızlık üzerine de bu işi bir arkadaşının garajında yapmaya devam etmiş. Esas işi olan yazılım mühendisliğini bir yandan sürdüren Mike, 1998 yılında Kaliforniya’nın değerli şarap bölgelerinden biri olan Russian River Valley’de yaklaşık 40 dönümlük bir bağ almış. Aldığı bağda 1927 yılında dikilmiş ve çoğunluğu Zinfandel olan asmalar yer alıyormuş. Bağa eşinin kızlık soyadına atfen Carlisle Vineyard adını vermişler.

İşinden 2004 yılında ayrılan Mike, şarap yapımcısı Jay Maddox ile birlikte hem kendi yetiştirdiği hem de diğer bağlardan aldığı üzümlerle başta Zinfandel olmak üzere Syrah, Gewürztraminer, Riesling gibi şarapları da üretmiş. Ürettiği şarapların %85’ini kendisine kayıtlı grubundaki şarap severlere satan Mike, 2017-2023 yılları arasında Amerika’da gözlenen Zinfandel satışlarının hızlı düşüşünden etkilenmiş. Yıllık üretimi 100 bin şişede seyrederken 2024 yılında üretimi 40 bin şişeyle sınırlama kararı almış. Ellerinde hâlâ birkaç yıl daha üretebilecekleri ürünler de bulunuyormuş.

Mike ve eşi Kendall, şaraphanenin mali tablolarının güçlü olduğunu ve satış konusunda talipler olduğunu söylüyorlar. Ama çevrelerinde gözledikleri el değiştirmelere baktıklarında, bağların ve işletmelerin yaşadığı değişimlerin kendi şaraphanelerinin başına gelmesi fikri belli ki onları ürkütüyor. Onların şaraba baktığı gibi bir yaklaşımı işletmeyi alacak olanların sergilemesinin mümkün olmayacağını, bu durumda yaşamları boyunca oluşturdukları itibarın yok olacağından korkuyorlar. Bu endişe onları satmak yerine tasfiye edip kapatma kararına doğru itiyor. Yaşı kemale erenlerin daha iyi anlayacağı gibi, onlar da gençliklerinde yapıp sonrasında fırsat bulamadıkları deneyimleri hayatlarının sonbaharlarında yaşamak istiyorlar.

Mike ve Kendall Carlisle Vineyards’ı ‘ağaçlar ayakta ölür’ gibi bir felsefeyle geride bırakmayı kendilerine daha çok yakıştırıyorlar. Hüzünlü, değil mi?

Bağımsız butik üreticilerin omuzlarındaki bu haksız sektörel yükler, teruar belleğini ve asırlık asmaların dürüst sesini koruma mücadelesi ilginizi çekiyorsa, blogumuzdaki diğer nitelikli sektörel ve politik araştırmalarımıza da göz atabilirsiniz:

  • Şaraphaneleri kapılarını kapatmaya zorlayan o genişletilmiş ağır yaptırımları; alkol politikalarının turizm, kırsal kalkınma ve bağcılık üzerindeki o devasa ekonomik kayıplarını rasyonel verilerle okumak için Genişletilmiş Alkol Yasakları ve Türkiye’nin Kaçırdığı Katma Değer politik-sektörel monografimizi ziyaret edebilirsiniz.

  • Bu amansız endüstriyel ve idari kuşatmaya karşı, her bir fıçıya ve salkıma adeta birer sanat eseri gibi yaklaşarak asırlık Karasakız mirasını Kazdağları’nda inatla savunan o cesur yeni nesil üreticinin direniş hikâyesini incelemek için Canavar Şarapları: Genç ve Bağımsız Bir Girişim Hikâyesi üretici profilimizi inceleyebilirsiniz.

  • Ana akım kartellerin o tektipleştirici, yüksek bütçeli pazarlama illüzyonlarına karşı, bağımsız zanaatkârların mahzenlerinde yerel yabani mayalarla ürettiği o dürüst ve “saf” enolojik parmak izini koruma manifestomuzu okumak için Şarapta Özgünlük ve Benzersizlik Kavramının Enolojik Sırları derin çalışmamıza göz atabilirsiniz.

  • Milyonlarca yıldır yeryüzündeki tüm felaketleri aşarak hayatta kalan, ancak bugün insan eliyle sökülerek yok edilme tehlikesiyle karşılaşan o kadim asma familyasının evrimsel kökenlerini ve dinozorların vedasıyla başlayan o büyük zaferini öğrenmek için Dinozorlar ve Asmalar: Asma Familyasının Evrimsel Kökenleri paleobotanik yazımıza bakabilirsiniz.

1 Comment
29 Temmuz 2024

Gerçekten sonu hüzünlü olmakla birlikte aslında herkese örnek olacak bir
“ Hayalinin peşinden koş” hikayesi, hiç değilse bugüne kadar mutlu oldukları işi yapmışlar, paylaşım için çok teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir