Truva’nın Simgesi Depas Kadehi ve Trakya Şarap Tarihi
Eğer gezilerinizin içinde antik kentler ve arkeolojik kazı yapılan alanlar varsa, atacağınız birkaç adımla devirlerin değiştiğini, binlerce yıllık farkların yan yana sıralandığını görmüşsünüzdür. Bunların bazıları binlerce yıl boyunca farklı topluluklar tarafından aralıksız kullanılarak aslında bugüne kadar gelmiştir. Ama biz bugünü o uzun geçmişin uzantısı gibi görmekten çok geride kalmış, yani tarih olmuş yanlarıyla bakmaya yatkınızdır.
Bu yazımızın konusu yabani asmadan toplanan üzümden depas kadehi ile içilen şaraba birkaç dakikalık yürüyüşle ulaşabildiğimiz, bu esnada da 3000 yıllık değişimi gözleyebildiğimiz bir yer. İstanbul’un batı komşusu Kırklareli il merkezinin sınırları içinde kalan bu iki komşu antik kente WAYANA’nın faaliyet konusu olan şarap açısından bakacağız. Bulduklarımızın bizi şaşırttığı gibi sizi de şaşırtacağını düşünüyoruz, doğrusunu isterseniz.
Bağcılık, şarapçılık ve Trakya şarap tarihi açısından Kırklareli
Kırklareli, serin iklim bağcılığı açısından yalnız Trakya’nın değil, ülkemizin de en önemli merkezlerinden biridir. Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında 2000-2500 hektarlık bir bağ alanı bulunduğu bilgisini görüyoruz. Bu bağ alanının Lüleburgaz, Vize, Kırklareli merkez ilçe sınırları içindeki kısmı ağırlıklı olarak şaraplık üzüme ayrılırken, diğer ilçelerde sofralık ve şarap dışı kullanım için ayrılan bağ alanlarının oranı daha fazla.
Kırklareli’de faaliyet gösteren (hepsi de WAYANA menüsünün parçası olan) birçok şarap üreticisi var. Arcadia, Chamlija, Ellez, Gürbüz, KA, Prius, Saranta, Vino Desera ilk akla gelenler. Bağlardaki üzümlere baktığımızda uluslararası çeşitlerin hakimiyetini görüyoruz. Trakya’nın yerlisi Papaskarası şaraplık üzüm bağlarının önemli bir kısmında yer buluyor. Kalecikkarası da yerel çeşitler arasında ikinci sıradaki üzüm.
Aşağı Pınar: Avrupa’nın ilk tarım yerleşkesi
Kırklareli il merkezinin hemen güneyinde yer alan Aşağı Pınar höyüğünün varlığı 1980 yılında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’ın başkanlığında hayata geçirilen Trakya Yüzey Araştırmaları Projesi kapsamındaki çalışmalarla fark edilmiş ve 1993 yılında sistematik kazı programına dahil edilmiş. Kazı başladığında karşılarına çıkan ahşap dikme izleri, çamur sıvalı mimari kalıntılar, buğday türleri ve yabani üzüm toplayıcılığına dair arkeobotanik veriler bilim dünyasında büyük heyecan yaratmış.
1980’lere gelinceye kadar arkeoloji dünyası Neolitik Dönem tarım kültürünün Ege Denizi üzerinden Yunan Yarımadası’na, oradan da Avrupa içerisine ilerlediğini, Trakya’nın geçişe elverişli olmayan ormanlık ve kapalı bir bölge olduğunu varsayıyordu. Trakya Yüzey Araştırmaları Projesi bu algıyı tamamen değiştirdi. Bölge taraması yapılırken Kırklareli civarında yoğun çanak çömlek ve taş alet parçalarıyla karşılaşıldı.
Kanlıgeçit
Zemin üzerindeki yükseltisi ve yayılımı belirgin bir höyük olarak kendini belli eden Aşağı Pınar’ın aksine, Kanlıgeçit yüzyıllardır devam eden tarımsal faaliyetler ve erozyon sebebiyle sıradan bir tarla görünümündeymiş ve ilk taramalarda fark edilmemiş. 1993 yılında başlayan kazılar esnasında ilk etapta Aşağı Pınar yerleşiminin tarım arazisi veya uzantısı sanılmış. Ancak 1994 yılında yapılan ayrıntılı yüzey taramaları ve deneme sondajlarında Aşağıd Pınar’da olduğu gibi Neolitik ahşap evler değil, taş temelli surlar ve megaron denen ön odalı binalar çıkmaya başlayınca Kanlıgeçit’in gerçek kimliği anlaşılmış. Kanlıgeçit’ten çıkarılan seramiklerin tür olarak çok farklı olduğu ve bunların Truva’nın I ve II kültürleriyle benzerlik gösteren Tunç Çağı kapları olduğu ortaya çıkmıştı. Bulunanlar arasında Depas kadehi de vardı.
Depas kadehi:
Kanlıgeçit kazılarının en dikkat çekici bulgularından biri, hiç şüphesiz Batı Anadolu ve özellikle Troya (I-II) kültürüyle birebir örtüşen Depas kadehidir (Depas Amphikypellon). Çift kulplu, dikey ve tüp gövdeli bu özel seramik formları, MÖ 3. bin yılda şarabın artık sadece günlük bir içecek olmadığını, sosyal statü, ayin ve diplomasi aracı haline geldiğini kanıtlar. Aşağı Pınar’ın eşitlikçi çiftçileri yabani üzümü mütevazı kaplarda tüketirken, Kanlıgeçit’in seçkinleri Troya ile aynı ticaret ağının parçası olarak şarabı bu prestij kadehleriyle servis etmişlerdir. Depas kadehi, Trakya’da bağcılığın ve şarap kültürünün lüks bir ritüele dönüşümünün en somut simgesidir.
Anlaşıldı ki Kanlıgeçit Aşağı Pınar’ın yanı başına binlerce yıl sonra kurulan bambaşka bir kentti. Böyle kazı ekibi Neolitik köyle Tunç Çağı kentini yan yana iki tarlada izleme şansı elde etti.
Trakya şarap tarihi açısından Aşağı Pınar ve Kanlıgeçit bize neler söylüyor?
Bu iki komşu yerleşim bize birkaç adımda zaman çizgisi üzerinde binlerce yıl ilerleme fırsatı veriyor. Birkaç başlıkta burada karşımıza çıkan radikal evrimi inceleyelim:
Mimarideki Değişim:
Aşağı Pınar’ın sade, doğayla uyumlu, ahşap dikmeli Neolitik dönem evlerinin yerini Kanlıgeçit döneminde insanlarda ortaya çıkan mülkiyet edinme, sahip olduklarını koruma ve can güvenliğini sağlama amacıyla yapılan taş temelli, surlarla çevrili megaronların aldığını görürüz.
Toplumsal Değişim:
Aşağı Pınar’ın eşitlikçi ve paylaşımcı köy modelinden Kanlıgeçit’in asker, zanaatkâr ve tüccardan oluşan hiyerarşik kentleşmesine geçişi belirgindir.
Tarımsal Faaliyetler:
Aşağı Pınar’da siyez ve gernik tarımı yapılıp yabani asmaların (Vitis vinifera sylvestris) meyveleri toplanırken, Kanlıgeçit’te bağların kurulduğunu ve yabani toplayıcılığın yerini evcil bağcılığın aldığını görürüz.
Şarabın Konumu:
Aşağı Pınar’da günlük kullanımda çanak çömleklerle tüketildiğini varsayabileceğimiz şarap, Kanlıgeçit’te Truva’daki gibi iki kulplu (Depas Amphikypellon) kupalarla ve testilerle tüketilir. Artık şarap, tüketilen bir içecek olmaktan çıkıp hiyerarşik toplumda statü aracı olur.
3000 Yıllık Dönüşümün Özet Tablosu
| Değişim Parametresi | Aşağı Pınar (MÖ 6200 – 4900) | Kanlıgeçit (MÖ 2800 – 2000) |
| Çağ / Dönem | Neolitik / Erken Kalkolitik | Tunç Çağı |
| Mimari Yapı | Ahşap dikme, saz ve çamur sıva | Taş temel, kerpiç ve savunma suru |
| Toplum Modeli | Eşitlikçi çiftçi köyü | Hiyerarşik protokent (surlu kent) |
| Bağcılık ve Şarap | Yabani üzüm toplayıcılığı | Evcil bağcılık ve Depas kadehleri |
| Dış İlişkiler | Anadolu-Balkan göç hattı | Truva merkezli uluslararası ticaret ağı |
Sonuç
Kırklareli Açık Hava Müzesi bize zaman çizgisi üzerinde yürüyerek 3000 yıllık değişimi eşzamanlı izleme fırsatı veriyor. Yabani asma dallarından topladıkları üzümleri ve belki bu üzümlerden yaptıkları ilkel şarabı tüketen Aşağı Pınarlılar ile kendilerinin diktikleri asmalardan hasat ettikleri üzümleri tüketen ve bunlardan yaptıkları şarabı içen Kanlıgeçitliler aynı coğrafyada ama farklı zaman evrelerindeki yaşam biçimlerini sergiliyorlar.
Bir kez daha görüyoruz ki Anadolu ve küçük kardeşi Trakya dünyanın en büyük açık hava şarap müzesi.
WAYANA Notu
Kırklareli’nin serin iklimli topraklarında yetişen üzümlerde, Aşağı Pınar’ın yabani bağlarından Kanlıgeçit’in Truva kadehlerine uzanan bu 3.000 yıllık hafızanın izleri var. WAYANA’da kadehinize dökülen her damlada, bu coğrafyanın köklü geçmişi yaşamaya devam ediyor.
Kaynakça:
- Aslan, R. & Özdoğan, M. Troya ve Trakya İlişkileri Üzerine Çalışmalar.
- Erdoğu, B. (2005). Prehistoric Settlement Patterns in Eastern Thrace. BAR International Series.
- Özdoğan, M. (1998). “Trakya’da Tarihöncesi Araştırmalar ve Aşağı Pınar Kazıları.” Arkeoloji ve Sanat Dergisi, Sayı 82.
- Özdoğan, M. (2007). “Kanlıgeçit: Trakya’da Bir Troya Yerleşimi.” TÜBA-AR.
- Özdoğan, M. (2011). Aşağı Pınar I: Giriş, Çevre, Çanak Çömleksiz Neolitik ve Erken Neolitik Çağ Buluntuları. Ege Yayınları.
- Riehl, S. & Marinova, E. Archaeobotanical evidence for Neolithic and Bronze Age agriculture in Thrace (Aşağı Pınar & Kanlıgeçit).



