Anadolu’nun en büyüleyici bağcılık ve şaraplık coğrafyalarından biri olan Kapadokya, asırlık her bağımsız üretici hafızasıyla yaşayan bir tarih sunuyor. Biz de yeni başladığımız ve özel bir formatla hazırladığımız ÜRETİCİLER WAYANA’DA etkinlik serisinde bir Kapadokyalı üreticiye yer vermek istedik. Bu formatın esas amacı, şarap üreticilerinin,artık neredeyse hiçbir şekilde buluşamadıkları şarap severlerle bir araya gelmesini sağlamak.
This event is structured in two parts:
In the first session, we taste six wines, each paired with tapas, while exploring their stories.
In the second session, our guests have the chance to taste other wines from the producer’s portfolio. Throughout the event, members of the producer’s team will be there to answer questions and engage in discussions.
On Sunday, March 23, our featured guest producer will be TURASAN, the oldest winery in Cappadocia. This is a unique opportunity to take a closer look at this historic winery and allow curious wine lovers to discover its legacy and craftsmanship.

Reviving Viticulture: The Role of Wine Production in Early Republican Turkey
Osmanlı Devleti’nin ortadan kalkmasından sonra Anadolu’da filizlenen genç Cumhuriyet, zorlu kuruluş yıllarında hemen her alanda, sınırlı imkânlarıyla da olsa, refahı artıracak projeleri hayata geçirmiş. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında ezici bir köylü nüfusa sahip olan ülkemizin tarımsal üretimini ve dolayısıyla köylü nüfusun gelirini artırmak büyük önem taşımış.
Asmanın ilk evcilleştirildiği topraklarda yer alan ülkemizin Osmanlı döneminde geri planda kalan şarap üreticiliği, Cumhuriyet’le birlikte yeniden hayat bulmaya başlamış. 1930’lu yıllarda Tekirdağ ve İzmir şarap fabrikaları, 1940’lı yıllarda da Elazığ ve Nevşehir şarap fabrikaları kurulmuş.
It is essential to recognize that these projects were not merely about producing wine; they were strategic initiatives aimed at fostering viticulture for its broader economic and social benefits. The development of vineyards was seen as a means to strengthen rural economies and support a more prosperous agricultural sector.
The Rise of TURASAN: A Legacy Rooted in Cappadocia
Bu kararların alınıp icra edildiği zamanlarda TURASAN’ın radarımızda belirmekte olduğunu görürüz. Recep Saraçoğlu’nun kabinesinde yer alan Suat Hayri Ürgüplü, soyadından da anlaşıldığı gibi Nevşehirlidir. Nevşehir’de kurulması planlanan şarap fabrikasının yanı sıra hemşerisi ve arkadaşı Hasan Turasan’ı da özel sektör adına şarap üreticiliği yapması konusunda yüreklendirir.
Aslen öğretmen olan Hasan Bey’in bu fikri benimsemesiyle TURASAN minik bir şaraphane olarak üretime başlar: Yıl 1943. Başlangıçta küplerde yapılan üretim zaman içinde beton tanklara dönüşür, ama üretim aralıksız devam eder.
TURASAN ikinci kuşağın görevi devralmasıyla büyük bir atak yapar ve bu kez milyon litre üretim yapan bir üretici konumuna yükselir. Şu anda yönetim sorumluluğunu taşıyan üçüncü kuşağın odağında ise son yirmi beş yıldır niteliğin daha da iyileştirilmesi var. Nitelik iyileşmesinin işin en başından, yani bağdan başlamasının bilincinde olan TURASAN Kapadokya’da, ailenin dördüncü kuşağının adını verdikleri Zeynep Bağları’yla bu konudaki önemli bir adımı 2001 yılında atar.
TURASAN: Crafting Wines for Every Palate
Şarap sever kitlenin beklentilerini göz önünde bulundurarak üretim yapan TURASAN, farklı segmentlerde ve fiyat aralıklarında serilerle yer alıyor pazarda. Ürün yelpazeleri içinde beyaz, roze ve kırmızı şarapların yanı sıra köpüklü ve tatlı şarapların da bulunduğunu görüyoruz.
Kapadokya bölgesinde bulunmaları sebebiyle aklımıza önce Emir üzümü geliyor elbette. Beyazlarda Narince, Chardonnay ve Riesling’i; kırmızılarda Öküzgözü ve Boğazkere gibi yerli çeşitlerle başta Bordo üzümleri olmak üzere uluslararası üzümlerden yapılan şarapları görüyoruz. Kapadokya’daki bağlardaki üzümlerin yanı sıra Denizli’den uluslararası üzüm cinslerini, Elazığ ve Diyarbakır’dan da yerli cinsleri tedarik ederek işliyorlar.
Ürün segmentasyonunda giriş seviyesinden Grand Reserve adını verdikleri premium seviyeye kadar uzanan çeşitleri görebiliyoruz. Daha önce Tannat üzümünden yaptıkları tatlı şarabı, şimdilerde Öküzgözü üzümünden işlediklerini görüyoruz. Bu arada dipnot olarak piyasada artık bulunmayan Tannat şarabından birkaç şişenin WAYANA kavında hâlâ bulunduğunu da söylemeden geçmeyelim.
Volkanik Tüf Topraklar ve Tescilli Üretici Gücü: Emir Üzümü
Turasan’ın seksen yılı aşan üretim hafızasının ve başarısının temelinde, Kapadokya’nın Erciyes ve Hasandağı püskürmeleriyle şekillenmiş o benzersiz volkanik tüf toprak yapısı yatar. Bu açık renkli, kalkerli ve silisli topraklar, asma bitkisinin en büyük düşmanı olan filoksera zararlısının yaşamasına izin vermediği için bölgede çok değerli “Franc de Pied”, yani aşısız, kendi kökü üzerinde yükselen kadim bağların hayatta kalmasını sağlamıştır. Bu özel teruarın en asil temsilcisi ise adeta Turasan ile özdeşleşen beyaz varyete Emir’dir. Volkanik küllerle beslenen Emir asması, gevrek asiditesini ve buram buram hissettirdiği yeşil elma, armut ve beyaz çiçek aromalarını bu mineral zenginliğine borçludur. Bölgenin en deneyimli üreticisi olan aile, modern enoloji tekniklerini bu asırlık jeolojik mirasla harmanlayarak Kapadokya’nın karakterini dünya podyumuna taşımaktadır.
Doğal Kaya Mahzenler ve Sabırlı Olgunlaşma Felsefesi
Kapadokya şarapçılığını ve Turasan’ın üretim disiplinini dünyadaki pek çok bölgeden ayıran bir diğer karakteristik unsur, Ürgüp civarındaki tüf kayaların oyulmasıyla inşa edilen doğal yeraltı mahzenleridir. Bu kaya mahzenler, dışarıdaki iklim koşulları ne olursa olsun, yıl boyunca 12-14 derece civarında sabit bir sıcaklık ve ideal bir nem dengesi sunar. Herhangi bir yapay iklimlendirme ve enerji sarfiyatı gerektirmeyen bu doğal yalıtım, şarapların fıçılarda ve şişelerde son derece yavaş, istikrarlı ve dengeli bir biçimde olgunlaşmasına olanak tanır. Turasan, bu asırlık mikroklimatik avantajı sadece beyaz varyetelerinde değil, bölgeye mükemmel uyum sağlayan Öküzgözü, Boğazkere ve uluslararası kırmızılarda da birer olgunlaşma imzasına dönüştürmektedir. Seksen yıllık deneyimle TURASAN, doğanın sunduğu bu mimari hediyeyi şarabın omurgasına sabırla işlemeye devam ediyor.
Investing in the wine industry is always a long-term commitment—one made with future generations in mind. Hasan Turasan did his part, laying the foundation for his descendants. Now, the responsibility lies with the next generations. Our hope is that they will carry the torch forward, ensuring that this legacy not only endures but continues to flourish.
Kapadokya’nın o peri bacalarıyla çevrili beyaz tüf topraklarında, seksen yılı aşan bir Turasan deneyimiyle şekillenen bu asil bağcılık hafızası ilginizi çekiyorsa, blogumuzdaki diğer nitelikli araştırmalarımıza da göz atabilirsiniz:
Kapadokya’nın bu volkanik tüf jips yapısının asma köklerine üflediği mineral gücün bir benzerini; bölgenin hemen yanı başında, toprağa gömülü antik amforalar ve küpler içinde tamamen vahşi mayalarla hayat bulan o en yalın doğal şarapçılık arayışlarını görmek için Gelveri VIII. Dionysos Sempozyumu ve Amfora Şarapçılığı saha monografimizi inceleyebilirsiniz.
Kapadokya’nın bu sıcak vadi tabanlarında yükselen Emir üzümlerinin aksine; küresel ısınmaya meydan okuyarak canlı asidite omurgasını asmanın hücrelerinde kilitlemek adına bin metreyi aşan dağ zirvelerine tırmanan o koruyucu coğrafi ekolü okumak için Bağların Yüksekte Olması Şarabı Etkiler Mi? Yüksek Rakım ve Bölge Yapısı teknik kılavuzumuzu ziyaret edebilirsiniz.
Turasan gibi Anadolu’nun kadim teruarlarını ve köklü üreticilerini incelediğimiz bu yolculuğun; Strabon’un “Katakekaumene” (Yanık Ülke) olarak adlandırdığı Ege’nin o simsiyah bazaltik lav topraklarındaki modern izdihamını keşfetmek için Lidya Antik Bağ Rotasındaki Üreticiler gezi yazımıza göz atabilirsiniz.
Bağ bozumu zamanlamasını milimetrik yöneterek alkol oranlarını kontrol altında tutmanın ve düşük alkolle de gövdeli şaraplar tasarlayabilmenin o modern enolojik formüllerini okumak için Erken Hasat ve Gövdeli Şarap Mümkün Mü? Enoloji Çözümleri bilimsel analizimize bakabilirsiniz.