Şarap Turizmi ve Sinema Filmleri 3: Anadolu’nun Sinematik Hafızası

Ş a r a p T u r i z m i v e S i n e m a F i l m l e r i 3 : A n a d o l u n u n S i n e m a t i k H a f ı z a s ı

Facebook
Twitter
LinkedIn

Şarap Turizmi Türk Şarapçılığı İçin Bir Makro Pazarlama Reçetesi (Olabilir mi?)

Dizi yazımızın ilk iki bölümü çok renkli geçti; önce Hollywood‘un tek bir replikle piyasaları altüst eden o usta pazarlama gücüne şahit olduk, ardından Avrupa‘nın toprağa ve köklere dönen o sessiz terroir felsefesini inceledik. Dünyada elbette göreceğimiz çok şey daha vardır, ama artık içini doldurduğumuz bir çerçevemiz var. Şimdi edindiğimiz bütün bu bilgileri hafızamıza kaydederek evimize, şarabın ve bağcılığın asıl doğduğu topraklara, Anadolu’ya dönüyoruz. Hititlerden, Friglerden bu yana kesintisiz bir bağcılık kültürüne ev sahipliği yapan, üzerinde yüzlerce endemik ve niş üzüm çeşidini barındıran bu coğrafya, kendi hikâyesini dünyaya sinema ve televizyon diliyle nasıl anlatabilir? En azından Türk şarapçılığının küresel arenada hak ettiği meşruiyeti kazanması için üzerinde konuşabileceğimiz ve içini doldurmaya çalışacağımız bir çerçeve çizmeye çalışacağız.

Aslında bu yazımızı daha önce kaleme aldığımız “Türk Şarapçılığı İçin Ufukta Işık Var mı?” manifestosunun altını doldurmaya çalıştığımız arayışların bir parçası olarak düşünebiliriz.

Endemik Anadolu üzümleri ve şarap turizmi potansiyeli

Şarap Turizmi İçin Arkeolojik Hikâye Anlatımı ve Antik Miras

Dünyanın artık endüstriyel olarak birbirine benzetilmiş, paslanmaz çelik tanklardan çıkma tek tip şaraplardan ve birbirinin kopyası hikâyelerden sıkılmaya başladığını gösteren pek çok ipucu var. Şarap tüketiminin azalması bunların en başında geliyor. Keza Z kuşağının tüketim alışkanlıklarının değişmesinin altında da bu tekdüzeliğin yer aldığı gerçeğini bulmamız çok da şaşırtıcı olmaz. Ama  Anadolu’nun, kimsenin taklit edemeyeceği 7000 yıllık bir kadim tarihi var ki Türk şarapçılığının en değerli sermayelerinden birisi budur.

Sinematik Potansiyel:

Küp şarapçılığı, antik üretim yöntemleri, amforalar ve yeraltı şehirlerindeki asırlık şırahaneler muazzam birer görsel ve dramatik fondur. Anadolu bağcılığını dünyaya anlatacak uluslararası bir belgesel veya tarihi drama, bu toprakları sadece bir “üretim alanı” değil, “şarabın kutsal beşiği” olarak tescilleyecektir. Kameralar buralara döndüğünde, bağ turizmi lüks bir gezi olmaktan çıkıp arkeolojik bir keşif yolculuğuna dönüşecektir.

Nadir Yerel Üzümlerin “Karakter” Olarak İnşası

Sideways filminin Pinot Noir üzümünü nasıl bir gecede küresel bir “kült objeye” dönüştürdüğünü hatırlayalım. Bizim topraklarımız keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce sinematik kahramanla dolu.

Strateji:

Dünyanın adını bile telaffuz etmekte zorlanacağı ama kadehte büyüleyen Aşıkara, Karamenüş, Mecidiye gibi niş ve endemik çeşitlerimiz ya da artık üzerinde çalışarak deneyim kazandığımız köklü üzümlerimiz Kalecik Karası, Öküzgözü, Narince’miz…

Bu üzümler, doğru kurgulanmış senaryolarda sadece masadaki bir içki olarak değil, hikâyenin, coğrafyanın ve karakterlerin ruhunu yansıtan birer sinematik öğe olarak da işlenebilir. Bir dijital platform dizisinde başkarakterin tutkuyla peşine düştüğü yerel bir Anadolu üzümü, küresel pazarda o çeşide yönelik “güdümlenmiş bir talep” patlaması yaratabilir. En azından bu, bizim için bir tohum fikri olarak benimseyip geliştirmek açısından iyi bir başlangıç noktası olabilir.

Anadolu üzümleri ve şarap turizmi potansiyeli

Winescape: Türk Dizilerinin Küresel Gücü ve Bağ Rotalarının Estetiği

Bugün Türkiye, dünyada Amerika’dan sonra en çok dizi ihraç eden ikinci ülke konumunda. Güney Amerika’dan Ortadoğu’ya, Avrupa’dan Asya’ya kadar milyarlarca insan Türk dizilerini izliyor. Bu, makro pazarlama açısından el değmemiş devasa bir güç.

Strateji:

Çal Bağ Yolu, Kapadokya, Trakya veya Urla bağ rotaları; ana akım ya da dijital platform dizilerinde sadece rastgele mekânlar olarak değil, estetik birer “yaşam tarzı” coğrafyası, yani birer winescape olarak fon oluşturabilir. Karakterlerin bağ bozumu yaptığı, yerel üreticilerle bağ kurduğu sahneler, o coğrafyaları küresel izleyicinin gözünde birer “rüya destinasyonu” haline getirebilir. Dizilerimizi izleyip İstanbul’a akın eden turist dalgasını, doğru sinematik yerleştirmelerle Anadolu’nun bağ rotalarına yönlendirmek çok da zor olmayacaktır.

Şarap Turizmi İçin Sektörel Bir Ortaklık Çağrısı

Sinema ve televizyon dünyası, Türk şarapçılığının küresel arenada ihtiyacı olan o kültürel meşruiyeti sağlamak için en masrafsız, en kalıcı ve en etkili makro pazarlama kaldıracıdır. Geleneksel reklam yasaklarının ve kısıtlamalarının arkasına saklanmak yerine, sanatı ve sinematografik anlatıyı bir kalkan ve köprü olarak kullanmalıyız. Atiye dizisinin arka planında yer alan Göbeklitepe’yi Netflix üzerinden dünyanın 190 ülkesindeki milyonlarca kişi izledi. Göbeklitepe’nin dünya çapında elde ettiği bilinirlikte Atiye dizisinin çok önemli bir payı olduğunu akademik araştırmalar da doğruluyor.*

Bunun yolu ise sektörel paydaşların, üreticilerin ve turizm otoritelerinin bir araya gelerek; Türkiye’nin bağ kültürünü işleyen bağımsız yönetmenlere, uluslararası belgesel projelerine ve dijital platform içeriklerine sponsor/içerik ortağı olmasından geçiyor.

En büyük zorluk burada başlıyor: kolektif iş yapma konusundaki zayıflığımız. Ama bu konuda son yıllarda şarap rotalarının hayata geçmesi, en azından sektörel işbirliğinde ilerlediğimizi gösteriyor ve bizi umutlandırıyor.

Bunun kadar önemli ikinci başlığımız: hasmane bir devlet politikası. Bütün dünyada şarap rotası olarak adlandırılan gezilerin bizim ülkemizde bağ rotası olarak adlandırılması gibi trajikomik bir durumda olduğumuzu unutmamamız gerekir.

Beyaz perdeye aktarılan her doğru hikâye, gelecekte Anadolu bağlarına düşecek bir turist ayak izi, kadehlere dolacak bir yerel lezzet demektir. Kadehleri kendi sinematik hikâyesini yazacak olan Anadolu’nun yaman ve usta üreticilerine kaldırıyoruz.

Sonuç:

Nelere sahip olduğumuzu da, olmadığımızı da biliyoruz. Oturup vah vah etmek yerine adım atmamız ve harekete geçmemiz gerekir.

Şarap Üreticileri Derneği gibi sivil toplum örgütü yanı da olan kurumların, sektör adına bu adımları atmasını beklemek, çok şey mi beklemektir?

* Atiye dizisiyle ilgili yapılan araştırmanın sonuçları için Abdullah Ülkü ve Günay Erol tarafından kaleme alınan Dijital Hikâye Anlatıcılığının Destinasyon Tercihi ve Turistik Deneyime Etkisi: Göbekli Tepe Örneği adlı makaleyi inceleyebilirsiniz.

Picture of Katerina Monroe
Katerina Monroe

@katerinam •  More Posts by Katerina

Congratulations on the award, it's well deserved! You guys definitely know what you're doing. Looking forward to my next visit to the winery!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir