Ama kimi zaman bu seferlerin beraberinde getirdiği sorunlar da oluyor. 1850’li yıllarda giderek daha çok iskâna açılan Amerika kıtasından İngiltere’ye getirilen asma fidanlarında farkına varılmayan davetsiz zararlılar vardır. Daha sonradan ‘üzüm filokserası’ olarak adlandırılan bu davetsiz zararlılar önce İngiltere’deki bağları hallaç pamuğu gibi atarlar, sonra hızlarını alamayıp anakaraya geçerler ve başladıkları işe Fransa’da devam ederler.
1860’lı yıllarda başlayan filoksera salgını 1875 yılına kadar Fransız bağlarının %40’ını yok etti. Sorunun kaynağının bulunmasından sonra daha önceden Amerika’ya götürülmüş olan eski dünya asmalarının bu kez filokseraya bağışıklık kazanan yeni jenerasyonlarının tekrar Avrupa’ya getirilmesi ve dikilmesi gerekir. Anlayacağınız, Amerika kıtasının yerel üzüm asmaları filoksera felaketini başlatmış, kurtuluşu da Amerika’ya gidip gelen asmalar sağlamıştır.
Filoksera felaketinden sonra bağcılık konusundaki değişim yalnız zararlılarla mücadeleyle sınırlı kalmamış. Fransa’daki karışık asma türlerinden oluşan bağlar tek tip üzüm bağlarına dönmüş, fidan dikimlerinde bitkilerin birbirlerine uzaklıkları yeni kurallara bağlanmış. Ama o dönemde meydana gelen bu değişimler kimi üzüm türlerinin giderek daha az yetiştirilmesi sonucunu doğururken bazı üzümlerin de şarap üretiminde hakimiyet kurmasına fırsat yaratmış. Bazı bölgelerdeki bağlık alanlar filoksera sonrasında yeniden ekilmediği için toplam bağ alanı yüzölçümü olarak daralmış.
Filoksera, ilerleyen yıllarda bizim yaşadığımız topraklara da ulaşmış. Osmanlı yönetimi önce varlığını kabul etmese de özellikle Aydın yöresindeki bağlarda yayılması üzerine 1886’da filokserayla mücadeleye başlamış. Daha sonra İstanbul’da Erenköy ve Kızıltoprak, İzmir’de Urla ve Seydiköy ve Manisa fidanlıkları kurulmuş ve bu fidanlıklara Amerika’dan getirilen dirençli asmalar dikilip yerli cinsler aşılanmış. Sonra da sağlıklı fidanlar dileyen bağcılara ücretsiz dağıtılmış.
Bugün WAYANA Şarap Menüsü’nde servis ettiğimiz şarapların arasında belki de zamanında bu fidanlıklarda aşılanmış asmaların torunlarının üzümleri var. Artık filokserayı nasıl kontrol edeceğimizi biliyoruz, ama gezegenimizi hoyratça kullanmamızla hızlanan iklim değişikliğini nasıl kontrol edeceğimizi henüz bilmiyoruz. Dileyelim, büyük kayıplara uğramadan bu süreci de durdurmayı başaralım.
İlginizi Çekebilir:
Filoksera salgınından mucizevi bir şekilde kurtularak Amerikan köklerine aşılanmadan, kendi orijinal kökleri üzerinde hayatta kalan o nadir asmaların öyküsünü okumak için Kadehinizdeki Canlı Fosiller: Franc de Pied ve Aşısız Asmaların Gizli Mitolojisi monografimizi keşfedebilirsiniz.
Böcek salgınlarından çok önce, antik çağlarda şarabın korunması ve taşınması için kullanılan en organik muhafaza materyallerinin tarihsel döngüsünü incelemek için Şarabın Oksijenle İmtihanı: Amforaların Yükseliş ve Düşüşü tarihsel analizimize göz atabilirsiniz.
Anadolu topraklarında asmanın binlerce yıllık hafızasını, teruar mirasını ve bölgesel bağcılık kimliğinin modern zamanlardaki yeniden doğuş potansiyelini okumak için İznik Teruarı: Şaraplık Üzüm Kimliğinin Yeniden Doğuşu enolojik kılavuzumuzu ziyaret edebilirsiniz.
Tarihsel krizlerin ve coğrafi dönüşümlerin ötesinde, şarabın ve rafine sofra kültürünün dünya edebiyatındaki o keyifli ve edebi seyahat izlerini sürmek için Eşekle Seyahat: Robert Louis Stevenson’da Şarap, Teruar ve Sofra makalemize bakabilirsiniz.