2025 yılının Nisan ayında Lidya Antik Bağ Rotası için WAYANA’da bir tadım etkinliği düzenledik. Bu etkinlik öncesinde iki günlük bir çalışma gezisi yapıp yedi üreticimizin (o zamanki sayı öyleydi, şimdi altı) her biriyle birkaç saat geçirdim. Çok yoğun ama beni çok zenginleştiren bir gezi olmuştu.
Bu gezideki en ilginç tespitlerimden biri Kastro Tireli’de oldu. Bana ev sahipliği yapan Onur, henüz üretim süreci tamamlanmamış iki üzümden söz etti ve bunların birinden tank tadımı yapma fırsatım oldu. Üzümlerin birisi adını sofralık olarak duyduğumuz Müşküle’ydi ama onu tadamamıştım. Diğeriyse Manisa’nın Mecidiye köyü civarında ilk kez karşılarına çıkan tanımadıkları bir üzümdü. Bu üzüme de onlar yörenin adıyla Mecidiye diyorlardı. Mecidiyenin tank numunesi bende “geleceği olan bir şaraplık üzüm adayı” izlenimi bırakmıştı. (Mecidiye üzümünün daha sonraki serencâmını bir başka yazıya bırakıyorum.)
İznik Teruarı ve Müşküle’nin Şaraplık Üzüm Gücü
Aradan bir yılı aşkın süre geçti. Üzümlerden yapılan şaraplar henüz piyasaya çıkmadı ama WAYANA’nın “Nadir Üzümler Tadımı”nda hem Müşkülenin hem de Mecidiyenin şarap meraklılarıyla buluşması konusunda Kastro Tireli bizim heyecanımızı paylaştı. Ekibin bütün üyelerine teşekkür etmeyi borç biliriz.
Bu vesileyle biz de bu üzümlerden Müşkülenin yetiştiği İznik teruarını sizlerle tanıştıralım istedik. Kim bilir, belki ileride İznik’i Türk şarapçılığında yeni bir rotaya ev sahipliği yaparken görürüz. Biz de o potansiyeli erken gördüğümüz için mutlu oluruz. Malûm, umut fakirin ekmeği:).

WAYANA’nın Nadir Üzümler ‘Takıntısı’
Asma, dünyanın uygun iklim kuşağına sahip olan her yerinde yetişir. Asmanın meyvesi üzümün katma değeri en zengin ürününün şarap olduğunu hepimiz biliriz. Bir asma cenneti olan Türkiye’nin yetiştirdiği üzümlerin yalnızca %3’ünden şarap yapılması aklı başında herkes için anlaşılması zor bir gerçektir.
Türkiye’nin bir başka hazinesi üzüm çeşitliliği. Neyse ki bu konuda ciddiyetle çalışan Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü gibi kamu kurumları ve bu işe gönül veren üreticilerimiz ve gönüllülerimiz var. Onlar sayesinde farkında olmadığımız yeni örneklerle tanışma ve tatma fırsatımız var.
WAYANA, kendisine yüklediği misyon gereği, şarap potansiyeli olduğu düşünülen her üzüme şans vermek için elinden geleni yapıyor. WAYANA’ya gelen konukların her zaman isteyebilecekleri altı çeşitten oluşan Nadir Üzüm Seti, bu yaklaşımın bir ürünü.
Ayrıca bir de Nadir Üzümler Tadım Etkinliği düzenledik ve bu vesileyle şarapların hikâyelerini anlatma fırsatımız oldu. Ama bu tadımların görevi farkındalık yaratmak ve şaraplık potansiyeli olan üzümlerin yaşama ve gelişme şansını artırmak.
İşte tam da bu “takıntının” ve farkındalık arayışının izini sürerken, yolumuz bizi şaşırtıcı bir teruar keşfine, İznik Havzası’na ve Kastro Tireli’nin tanklarında olgunlaşmayı bekleyen Müşküleye getirdi.

Çalışmamızın Çerçevesi
İznik, eski dönemlerde Bithynia’nın, Doğu Roma’nın ve Osmanlı’nın entelektüel kültür merkezlerinden birisi olmuş. Tarihte iz bırakan pek çok önemli olaya ev sahipliği yapmış, bugün de UNESCO Miras Listesi’ndeki aday yerlerden birisi olarak bu değerine sahip çıkmaya çalışıyor. Bu yazımızda İznik’i teruarıyla, mitolojide ve tarihsel kayıtlarda işgal ettiği yerle ve ulaşabildiğimiz kayıtların ışığında geçmişiyle ele almaya çalışacağız. Elbette temel yaklaşımımız bağcılık ve şarapçılık perspektifinden olacak.
Fiziksel Coğrafya ve Teruar Karakteri
İznik Havzası’nı asma yetiştiriciliği için ideal kılan unsur, makroklimatik kuşak içinde sunduğu “mezoklima” (mikroklima) avantajlarıdır. (Bu teknik terimleri bir başka yazımızda uzman olmayan, bizler gibi şarap meraklılarının da anlayacağı bir biçimde ele almıştık, dilerseniz buradan erişebilirsiniz.) Havzanın kalbini oluşturan İznik Gölü, adeta devasa bir ısı regülatörü görevi görür. Yaz aylarındaki aşırı sıcakları gölün serinletici esintileri dengelerken, kış aylarında ise gölün biriktirdiği ısı asmaların donma riskini minimuma indirir.
Toprak yapısını ele alan kaynaklar incelendiğinde, yamaç bağlarının yer aldığı güney ve kuzey eteklerin drenajı yüksek, killi-kireçli, kalkerli ve alüvyal çakıllarla bezeli bir morfolojiye sahip olduğunu görüyoruz. Bu durum, asma köklerinin derine inmesini zorunlu kılarak topraktaki mineral zenginliğinin üzüme doğrudan aktarılmasını sağlar. Bölgenin yıllık güneşlenme süresi, üzümde optimum şeker birikimine izin verirken, gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkı, üzümün asidite dengesini ve aromatik bileşenlerini korumasını sağlar.
İznik’in şaraplık potansiyeli, teruar analizleri ve yerel üzüm çeşitleri ilginizi çekiyorsa, blogumuzdaki diğer araştırmalara da göz atabilirsiniz:
Bu hikâyenin tarihi ve kültürel devamı için İznik Teruarı (2): İznik’in Bağcılık ve Şarap Tarihi, Müşküle Üzümü ve Teruar Mirası makalemizi inceleyebilirsiniz.
Anadolu’nun diğer bölgelerindeki toprak ve iklim karakterlerini görmek için Anadolu’nun Teruar Haritası: Aynı Topraklarda Farklı Şaraplar yazımıza göz atabilirsiniz.
Kayıp varyetelerin peşindeki diğer maceralar için Nadir Anadolu Üzümleri: İlk Kez Ticari Şarap Olan 11 Kayıp Çeşit ve Likya’nın Kayıp Üzümler Macerası: Bulmak Zor, Kayıt Altına Almak Daha Zor! araştırmalarımızı okuyabilirsiniz.
Terimlerin bilimsel karşılıklarını öğrenmek için What Do These Terms Really Mean? Microclimate – Mesoclimate – Terroir rehberimizi ziyaret edebilirsiniz.