Jancis Robinson, dünyadaki en saygın şarap otoritelerinden ve yazarlarından birisi kabul ediliyor. Kendi adıyla sürdürdüğü web sitesinde yazılarını yayınlıyor (https://www.jancisrobinson.com) ve zaman zaman da Financial Times gazetesinde şarap konulu makalelerini görüyoruz.
Mrs. Robinson’ın bu ayki Financial Times yazılarından birisinin açılışında Türkiye toplantısından bir anekdot yer alıyordu. Toplantı salonundakilerden birisi olarak sahneyi doğrusu ben de hatırlıyorum. Ama önümüzdeki en büyük engelin kollektif iş yapma konusundaki başarısızlığımız olduğunu fark edip hiçbir ilerleme kaydememek de doğrusu çok ağırıma gidiyor. Aşağıdaki kısım Jancis Robinson’ın yazısınıngeniş bir özeti.

İstanbul’dan Bir Anekdot
Birkaç yıl önce İstanbul’da, Türk şarap üreticilerinden oluşan kalabalık bir gruba ihracat stratejileri üzerine bir konuşma yapmak üzere davet edildim. Üreticilere, etkili olmak istiyorlarsa bireysel adımlar yerine birlikte hareket etmeleri gerektiğini söyledim. Salondaki herkes kahkahaya boğuldu. Türkiye’de, en azından şarap çevrelerinde, iş birliği kavramı pek tanınmıyormuş.
Konuşmamdan sonra, rekabetin bol olduğu bir başka ülke olan Yunanistan’dan bir üretici bana, “Biz Yunanlar bir araya gelip ihracat yapmayı başarıyorsak, Türklerin de yapabilmesi lazım,” dedi. Yine de Santorini’deki bağcıların turizmin baskısı altında toprak, iş gücü ve su kaynaklarını koruyamaması, iş birliğinin eksikliğinin ne kadar yıkıcı olabileceğinin bir örneğiydi.
NAPA: Genç Ama Müthiş
Bu durumu Napa Valley ile karşılaştırın. Bölgenin şarapçılık geçmişi Yunanistan ve Türkiye’nin binlerce yıllık tarihine kıyasla çok yeni olsa da, modern Napa şarapçılığının gençliği üreticiler arasında etkileyici bir dayanışma yaratmıştı. 1970’lerde Napa’daki şarap üreticileri tümüyle yeni bir yol açıyordu: sığır çiftliklerini bağlara dönüştürüyor, ceviz ağaçları yerine asmalar dikiyor, Fransa’nın şarap otoritesine meydan okumak için güç birliği yapıyorlardı. Bu ortak çabanın öncüsü, bölgedeki 33 yıl sonra açılan ilk yeni şaraphaneyi kuran Robert Mondavi idi; cömertliği ve birlikte çalışma arzusu tüm bölgeye yön veriyordu.
1980’lerde video oyunu sektöründen Napa’ya gelip şarap üretmeye başlayan Dennis ve Judy Groth, ticari sırların her şey olduğu bir dünyadan geliyordu. Komşuları Robert Mondavi’nin onlara bilgi ve potansiyel müşteri listesi sunması karşısında şüphelenmişlerdi; casusluk yaptığını bile düşündüler. Oysa Mondavi’nin niyeti sadece bölgenin itibarını yükseltmek ve yeni gelenlerin doğru şekilde ilerlemesini sağlamaktı.
Napa’daki Realm Cellars’ın yöneticisi Scott Becker, Londra’ya yaptığı bir ziyarette hikâyesini anlattı: Napa’nın saygın üreticisi Jack Cakebread, Becker’e staj ve uzun süreli ücretsiz konaklama sağlayarak onun sektöre girişine destek olmuştu. Becker sonradan minnettarlığını göstermek için kira ödemeye kalktığında Cakebread bunu kesinlikle reddetmiş ve ona kendi anısını anlatmıştı: Bir zamanlar Mondavi’ye borcunu ödemek istemiş ama Mondavi bundan rahatsız olarak, “Bir gün sen de bir gence aynı şekilde yardım edersin,” demişti.
Napa’daki iş birliği kültürü sadece Mondavi’yle sınırlı değildi. 1990’da ünlü Eisele Vineyard’ı satın alan Bart ve Daphne Araujo, bağın isim hakkının Joseph Phelps’e ait olduğunu öğrenince endişelenmişti. Ancak Phelps onları evinde ağırlayıp isim kullanım hakkını ücretsiz devretmiş, hatta meyve alım sözleşmesi tekliflerini kabul etmeyerek tüm üretimi kendi yeni şaraplarına ayırmaları gerektiğini söylemişti. Tek istediği, bağın özel niteliğinin korunmasıydı.
Bugün Napa Valley Vintners hâlâ güçlü, hayır işlerine odaklanan ve bölgedeki tüm üreticilerin katkısıyla ayakta duran bir örgüt.
SWARTLAND: Dayanışmanın Başarısı
Benzer bir dayanışma örneği Güney Afrika’nın Swartland bölgesinde görüldü. 1990’ların sonlarında bölgedeki yeni kuşak üreticiler (Sadie, Mullineux, Louw, Badenhorst) güçlü şaraplarını dünyaya tanıtmak için birlikte hareket etmeleri gerektiğini fark etti. 2010’da “The Swartland Revolution” adlı festivalle dikkat çektiler ve bugün hâlâ ortak tadımlar, bilgi paylaşımı ve iş birlikleriyle ilerliyorlar.
Şili’de Santiago’nun güneyindeki Maule bölgesi, uzun yıllar ucuz harman şaraplarının kaynağı olarak görülmüşken Vigno (Carignan) ve Almaule (País) gibi kolektif oluşumlarla bölgenin kaderi değişti; yerel üreticiler hem ülkede hem dünyada saygınlık kazandı.
Almanya’nın Baden bölgesinde üreticiler, kalite şarap tanımına uymayan ama potansiyeli olan üzümlerle çalışmak için Badischer Landwein kategorisini kurdu. Bu bağımsız grup her yıl kendi pazarını düzenleyerek büyük üreticilerle tatlı bir rekabet ortamı yaratıyor.
Avusturya’nın Wachau bölgesinde üreticiler uzun yıllardır Steinfeder, Federspiel, Smaragd gibi kendilerine özgü bir sınıflandırmayı birlikte sürdürüyorlar.
İtalya’nın Barolo, Barbaresco ve Bolgheri bölgeleri ile ABD’nin Finger Lakes ve Oregon’un Willamette Valley bölgeleri de üreticilerin birbirlerinin şaraplarını analiz edecek kadar iç içe çalıştığı yerler.
Eskiden Burgonya’da komşu üreticinin adresini bile bilmediğini iddia edenler olurdu. Bugünse üreticiler çoğunlukla dayanışmacı insanlar. 2024’te Donnhoff ailesinin bağları don nedeniyle zarar gördüğünde Pfalz’daki Bürklin-Wolf ve Rheinhessen’den Wittmann onlara üzüm desteği sağladı. 2012’de Provence’ta Raimond de Villeneuve’ün bağı dolu yüzünden tamamen zarar görünce etraftaki 36 üretici ona meyve gönderdi. Avusturyalı üretici Fred Loimer’in Grüner Veltliner teklifini kabul etmesi yasal açıdan sorun yaratacağı için de Villeneuve sadece sembolik olarak her birine 1 euro ödedi.
Elbette şarap dünyası belirli amaçlara adanmış pek çok örgüt barındırıyor. Ancak burada görüldüğü gibi bazı bölgelerde iş birliği neredeyse evrensel bir alışkanlık hâline gelmiş durumda — birkaç huysuz istisna dışında.