Fransa’nın Bordeaux bölgesi ile yarışan, müthiş bir rekabetin içerisinde şaraplarını üreten diğer bir şarap bölgesi Burgonya’dan bahsedeceğiz bu defa. Fransızların Bourgogne dedikleri bölge hardalıyla meşhur Dijon’dan başlıyor ve Lyon’a kadar vertikal bir çizgi şeklinde iniyor. Bu bölgedeki toprak yapısı 135-195 milyon yıl öncesine yani Jurassic döneme kadar uzanıyor. O dönemde Burgonya tamamen sığ denizlerin altında kalmıştı. Geçen sürede deniz tabanında tortular birikiyor, kabuklu deniz hayvanları üstüste birikerek çok zengin bir fosil yatağı oluşturuyordu. Sonrasında denizin çekilmesi, anakaranın yükselmesi ile üzüm için biçilmiş kaftan bir toprak yapısı yoğun mineral içeriği ile geride kalıyordu.

Kırmızılarda sadece Pinot Noir, Beaujolis’de sadece Gamay, beyazlarda ise sadece Chardonnay üzümlerinin kullanıldığı Fransa’nın doğusundaki bu bölgede, çok büyük şahıs arazileri bulamazsınız. Bordeaux bölgesinin aksine Burgonya bölgesi küçük bağlara sahip. 1789 da Fransız ihtilalinin ardından, ülkemizde önderimiz Atatürk’ün gerçekleştirmeyi çok istediği ancak O’nun ölümünden sonra tavsatılan ve laf olsun diye konuşulan ama 70 küsur yıldır gündemde dahi olmayan toprak reformu varya, işte burada bu reform gerçekleştirilmiş ve bağlar köylü ailelerine paylaştırılmış.
Burgonya bölgesindeki bağların bazıları bir hektardan (10 dönüm) bile küçük alanları kaplıyor. Oysa Bordeaux bölgesinde durum tam tersine, örneğin Chàteau Mouton-Rothschild (840 dönüm), Chàteau Lafite-Rothschild (1100 dönüm).
İşte bu nedenle Fransızlar Bordeaux’ daki bağlara ‘’Chàteau’’ (şato), Burgonya’daki bağlara ise ‘’Domaine’’ (ev, tarla, küçük arazi) tabirlerini kullanılyorlar. Örneğin Bordaeux’da Chàteau Lafite-Rothschild, Chàteau Latour, Chàteau Cheval Blanc; Burgonya’da Domaine de la Romanée Conti, Domaine George Roumier, Domaine Leroy gibi.
Bölge özelliklerine girmeden küçük bir tüyo:
Fransa bölgelere göre farklı şarap şişeleri kullanan bir ülke…
Sol baştaki şişe Burgonya şaraplarının şişesi. Bu şişeyi gördüğünüzde ise hiç tartışmasız aklınıza gelecek üzüm bu yazımızda konu edeceğimiz Pinot Noir. Hani şu meşhur narin üzüm. Birde bölgenin en güneyinde Beaujolais şaraplarında kullanılan Gamay. Ortadaki şişe Bordeaux bölgesinin tipik şişesi. Bu tür şişeyi gördüğünüzde aklınıza ilk gelecek üzümler, C.Sauvignon, Merlot, C. Franc,Petit Verdot ve bunların kupajları. Sağ baştaki şişe Alsace bölgesi şaraplarında kullanılıyor, Bu şişeyi gördüğünüzde ilk aklınıza gelecek üzümler Gewürztraminer ve Riesling.

Ve 2004 den bir film; Pinot Noir deyinde hemen aklıma geliveren bir filmden kısaca bahsedeyim.
Orta yaşlarına gelmiş, birisi evlenmek üzere olan bir oyuncu bozuntusu –kadınsever-, diğeri boşanmış fakat saplantılı bir yazar bozuntusu –şarapsever– iki arkadaş,
Jack bir hafta sonra evlenecek ve tek derdi özgürlüğü elinden alınmadan önce başka kadınlarla birlikte olmak, kronik depresif Miles
ise boşlukta, amaçsız ve isteksiz. Her ikisi de Santa Barbara’da bağları gezerlerken seçtikleri hayatı sorguluyorlar.


Film süresince Miles tüm sohbetlerde, tadımlarda Pinot Noir üzümünden övgüyle söz ediyor, Merlot’ u ise yerin dibine batırıyor.
Film 2004 yılında ABD de gösterime girdikten sonra 2 dalda altın küre ödülü alıyor. Ama asıl sonucu şarap satışları ile ilgili;
ABD de bu filmin gösterime girmesinden sonra Merlot şaraplarının satışı % 2 düşerken, Pinot Noir şaraplarının satışı % 16 artıyor.
BURGONYA ve ALTIN YAMAÇLAR; Cόte d’Or
Burgonya bölgesindeki en kaliteli şaraplar Dijon’dan güneye doğru uzanan ve Cόte de Nuits ve Cόte de Beaune denilen iki bölgeyi kapsayan Cόte d’Or yani altın yamaçlar denilen tepelerden elde ediliyor. Roma döneminden kalma bu bağlar çok kıymetli, buradan çıkan kırmızılar kiraz, çilek, ahududu, erik, karamel, hatta tarçın aromalarını veriyor, eskidikçe animal (deri, eyer/at kokuları) bukelerde kazanıyorlar.
Burgonya şaraplarına ‘’Kralların Şarabı’’ deniyor. Çünkü Kutsal Roma İmparatoru V.Karl ya da Şarlken (Charlemagne) bu ünvanının yanısıra aynı zamanda Almanya Kralı, Napoli Kralı, İspanya Kralı, Habsburg Hollandası Lordu ve Burgonya Kontu ünvanlarını da taşıyordu ve şarabı da çok seviyor. Ayrıca kendisinin Coté de Beaune’ da büyük bağları vardı ve Fransa’da şarapçılığın gelişmesinde büyük katkıları oldu.
PİNOT NOİR NASIL BİR ÜZÜM?
Hafif gövdeli kırmızı şaraplar veren Pinot Noir (sinonimi Spätburgunder) kökeni Fransız olan bir üzüm. Çam kozalağına benzer salkımları nedeni ile karaçam olarak adlandırılmış ve 13. yüzyıldan beri Fransız bağcılar tarafından yetiştiriliyor. Hafif gövdeli, düşük tanenli fakat bir o kadarda zarif şaraplar veren Pinot Noir parlak asiditeye sahip. İçerdiği pigment oranı da düşük olduğundan daha açık renkli şaraplara dönüşür. Baskın aromaları arasında bariz olarak kiraz, kızılcık, ahududu, karanfil ve çikolata sayılabilir.
Kadifemsi ve yumuşak dokulu şaraplar veren bu üzümün yetiştirilmesi Cabernet Sauvignon, Syrah gibi çeşitlere göre çok daha zordur. Dayanıksız ve yaprağı da az olduğundan Pinot Noir’ı kuşlardan korumak ta zordur.
ORADA BİR KÖY VAR UZAKTA: Vosne-Romanée
Dijon ile Cόte de Beaune arasında kalan bir köy var (haritada okla işaretli), adı Vosne-Romanée, bu köyün asıl adı Vosne, ancak 1866 yılında en büyük ödülü alan La Romaneé bağının adını da ekine alarak bir anda Vosne-Romanée olmuş. Köyün Grand Cru (büyük kırmızılar) denilen şaraplarını ürettiği bağ alanı sadece 270 dönüm ve farklı bağlara bölünmüş; La Grand Rue, La Tache, Richebourg, La Romanée, Romanée-Saint-Vivant ve meşhur Romanée-Conti. Şarapların markası da bu köylerin adlarından geliyor aslında.
Vosne-Romanée köyünün nüfusu 500 kişi civarında, tam bir jeolojik mucize, Alp dağlarından akan nehirlerin eski yatağı, alüvyonlardan oluşan toprak mineral açısından çok zengin. Aynı zamanda kalker ve kilden oluşan bir toprak yapısı var.



Bu bölgenin, belki de dünyanın en meşhur şarabı Romanée Conti, Bu şarap, yanına ancak milyonerlerin, koleksiyonerlerin yanaşabildiği bir efsane.
Bu bağevinin tarihi 1232 lere kadar uzanıyor. 1760 yılında, o zamanlar La Romanée olarak bilinen bağ, Bourbon Prensi Conti Louis François tarafından satın alınıyor ve prens, buraya kendi unvanını ekleyerek, bundan böyle Romanée-Conti olarak anılmasını sağlıyor.
1789 Fransız Devrimi’nden sonra birkaç kez el değiştiren bağ 1869 yılında Duvault-Blochet ailesi tarafından satın alındıktan sonra Domaine daha modern bir yapıya kavuştu. Aile, zaten ünlü tekel La Tâche’yi içeren muazzam mülke Echézeaux, Grands Echézeaux ve Richebourg’u da ekledi.
Yılda yalnızca 7.500 kasa üretim yapılan Romanée Conti için ipeksi şarap deyimi tam da yerini bulan bir tanım. Zira buranın şarapları güçleri ve tanenleri ile değil zerafetleri ile damakta gezinirler. Bu şaraplar için şarabın ”Proust”u (*) ifadesi de kullanılıyor.
BÖYLE BİR ŞARAPIN FİYATI NASILDIR ?
Tahmin edebileceğiniz gibi, kolay kolay ele geçmeyecek bir şarap bu, ömürlerinde bir kez bile olsa tadabilenler çok şanslı sanırım.
Şişe başına onbin dolarların konuşulduğu bu şarap hakkında
bakın bir dergide çıkan yazı nasıl?
Romanée–Conti: Fully owned by the legendary Domaine de la Romanée-Conti, this monopole is so amazingly expensive that only a very few people in the world have ever gotten an opportunity to try it.
Only multimillionaires, wine critics, and insiders get to try these wines regularly.
DRC’s depth of flavor, complexity, and delightfully simple purity and elegance are its main selling points. With $10,000 a common price for new wine, this is solidly the world’s most expensive wine.
Aşağıdaki haber ise bir açık artırma ile ilgili,

Romanée Conti 1978 in 12 lik kasası 2013 yılında bir koleksiyonere tam tamına 476.280 $ a satılmış. Yani şişesi 39.700 $, bir kadehi yaklaşık 4.500 $.
Ne dersiniz, denemeye değer mi?
M.VEDAT EĞİLMEZ