“Rivayet edilir ki Roma İmparatorluğu döneminde Ankara’dan Roma saraylarına şarap gidermiş. Eğer bu rivayet doğru ise, gönderilen bu şarapların mutlaka Kalecik Karası üzümlerinden yapılmış bulunan kırmızı şarap olması gerekir. Zira Kalecik Karası üzümü, yıllarca yaptığımız araştırmalara göre gerçekten yurdumuzun en iyi kırmızı şaraplık üzümü olduğu gibi, şarapları kalite bakımından dünyaca ünlü Fransız kırmızı şaraplarıyla rekabet edecek ve boy ölçüşecek bir kalitededir. Buna göre diyebiliriz ki Fransızlar için Pinot Noir üzümü ne ise, Kalecik Karası üzümü de Türkiye için odur.”
Yukarıdaki alıntıyı Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin öncü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Arif Akman’dan yaptım. 1995 yılında kaybettiğimiz Rahmetli Akman’ın bu yazısının devamı, Kalecikkarası üzümünün son yüz yıl içindeki macerasını anlamak açısından çok değerli bir belge. Meraklıların yazının bitimindeki linkten okumasını öneririm.

Kızılırmak İlmeği ve Kalecikkarası Yerel Üzüm Yapısı
Kalecikkarası üzümünün İç Anadolu’nun o acımasız, sert ve dondurucu karasal iklim kuşatmasının tam kalbinde böylesine narin ve ipeksi bir karakter geliştirebilmesinin arkasındaki asıl coğrafi mucize, Kızılırmak’ın toprağa attığı o asırlık dokunuştur. Kalecik ilçesini çevreleyen sarp dağların arasında kıvrılan nehir yatağı, dikey birer ısı düzenleyici görevi görerek bölgede kapalı ve korunaklı bir “mesoklima” koridoru inşa eder. Bu su esaslı koruma, kış aylarında asmanın gövdesini dondurucu İç Anadolu mikro-donlarından korurken, yaz aylarında ise yüksek rakımın getirdiği o yakıcı, kavurucu gündüz sıcaklıklarını gece çöken serin nehir esintileriyle dengeler. Gece ve gündüz arasında oluşan bu geniş termal makas, Kalecikkarası tanelerinin kabuklarında yakıcı güneş yanıklarına maruz kalmadan, narin ve dengeli bir asidite omurgası ile taze kırmızı meyve aromaları biriktirmesine olanak tanır.
İnce Kabuk ve İpeksi Omurga: Kalecikkarası’nın Ampelografik Dehası
Enoloji dünyasında Kalecikkarası’nı pek çok kaba ve yüksek tanenli kırmızı varyeteden ayıran temel unsur, onun narin kabuk yapısı ve zarif dokusal dehasıdır. İnce kabuklu bir çeşit olması nedeniyle, tanen miktarı oldukça yumuşak ve ipeksidir; kadehe döküldüğünde ise koyu, opak renkler yerine bizi o asil, açık yakut ve berrak kiremit tonlarıyla selamlar. Ancak bu narin dış görünüş, aldatıcı bir hafiflik barındırmaz; aksine, çelik gibi diri bir canlılık ve yüksek bir asidite yapısıyla desteklenir. Burnumuzu kadehe daldırdığımızda yükselen o canlı çilek, ahududu, kiraz ve hatta Kalecikkarası’na has o narin pamuk şekeri ile tersiyer aşamalarda beliren hafif karanfil notaları, üzüm çeşidinin ampelografik zenginliğinin kanıtıdır. Ağır meşe baskılarını ve endüstriyel manipülasyonları reddeden bu duru kimlik, onu Anadolu teruarının en entelektüel şaraplarından biri yapar.
Kalecikkarası üzümünden şarap yapımının genç Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına kadar uzanan ve kayıt altına alınmış bir tarihi var. Ülkemizin kuruluş dönemindeki reformist kimliğinin her alanda olduğu gibi şarap alanında da nasıl hızlı bir ilerleme sağladığını bu kayıtlarda görüyoruz. İlerleyen yıllarda iktidarların reformcu kimliklerini muhafazakâr kimliğe terk etmesiyle her alanda olduğu gibi şarap alanında da çöküşün başladığını tarih bize söylüyor.
Eskiden geniş bağlık alanlara sahip olan Ankara ve çevresinde yetişen bu üzümün esas doğum yeri Kalecik. 1960’lı yıllarda bütün bu coğrafyayı kasıp kavuran filoksera, Kalecikkarası asmalarını da tarumar etmiş. Bu felaketin geride kalmasından sonra Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nün yürüttüğü bir projeyle Kalecik Karası asma klonları arasından seçimler yapılmış ve üzümün hem Trakya hem Kalecik yörelerinde yeniden hayat bulması sağlanmış.
Kalecikkarası mavi tonları hissedilen siyah bir üzüm. Orta büyüklükteki yuvarlak taneleri kalın kabuklu. Koni biçiminde, sıkı salkımlar halinde büyüyor taneler. Kalecik Karası şaraplarının meyvemsi kimliği çok güçlü. Yetiştiği yöreye bağlı olarak çilek, frambuaz ve kirazın öne çıktığı nefis şaraplar veriyor. Kalecik Karası şarapları düşük tanenli, orta gövdeli ve kırmızı şarapların ortalamasına göre oldukça güçlü asiditeye sahip.
Kalecik Karası çok yönlü, hemen her çeşit şarap uygulamasına elverişli bir yapısı var. WAYANA Şarap Menüsü’nde Kalecik Karası şarapları çok zengin bir çeşitlilikle yer alıyor. Yalnız kırmızı şarap olarak değil, roze, blanc de noir olarak üretilen beyaz örneklerini, yalnız doğal mayayla yapılanlarını tatmanız mümkün. Kalecik Karası üzümünün ülkemizin hemen her yerinde yetiştirildiğini de göz önüne alacak olursak, birbirinden çok farklı teruvarlarda yetişen ve teruvarlarının özelliklerini yansıtan üzümlerden yapılan değişik şarapları da hatırlamamızda fayda var.
For Arif Akman’s article: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/79470
Kalecikkarası üzümü gibi Anadolu’nun diğer kadim gen kaynaklarını ve kadehlerimizdeki yerel çeşitliliği incelemek için The Grapes of This Land rehber yazımızı ziyaret edebilirsiniz.
Kalecikkarası’nın o Kızılırmak kıvrımlarında şekillenen narin mesoklimatik öyküsü, ince kabuklu salkımların kadehe taşıdığı o duru kırmızı meyve katmanları ve yerel varyetelerin enolojik kimlikleri ilginizi çekiyorsa, blogumuzdaki diğer teknik araştırmalarımıza da göz atabilirsiniz:
Kalecikkarası’nın burnumuza ulaştırdığı o canlı çilek, ahududu ve kiraz notalarını tekil olarak avlamak yerine; “meyve aileleri” metodolojisiyle kadehteki aromatik katmanları hiçbir yapay hiyerarşiye takılmadan dürüstçe nasıl deşifre edebileceğinizi öğrenmek için Şarap İçerken Meyveyi Fark Etmek duyusal analiz tadım rehberimizi ziyaret edebilirsiniz.
Kalecikkarası gibi asırlardır Anadolu topraklarında sessizce direnen; Karadeniz esintileri ile iç bölgelerin sert karasallığının çarpıştığı o sarp geçiş teruarlarında kalın kabuk dokusuyla mantari hastalıklara meydan okuyan o diğer saklı cevheri keşfetmek için Kayıp Genetiğin Peşinde: Osmanca Üzümü ve Biyoçeşitlilik çeşit monografimize göz atabilirsiniz.
Van Gölü Havzası’nın o dondurucu eksi yirmi dereceleri aşan ekstrem kış soğuklarında, gölün o devasa su kütlesinin termal gücüyle dikey birer sığınak inşa eden o diğer kadim Urartu mirası doğu salkımını incelemek için Ercişkarası teruar çalışmamıza bakabilirsiniz.
Kalecikkarası gibi narin yerel değerlerin o duru, müdahalesiz ve zanaatkar doğasını; etiket fetişizminin, fahiş fiyat puanlarının ve teknik Fransızca terimlerin arkasına saklanarak masadaki diğer insanları ezmek için silah olarak kullanan o bilmiş kitleleri harika bir ironiyle sarsan Ukala Şarap Meraklısı Nasıl Olur? Snobizm Eleştirisi sosyo-psikolojik makalemizi inceleyebilirsiniz.