Görünmez Kılınan Bir Mirasın İletişimi: Portakal Suyu Metaforu ve Yasakların Anatomisi

G ö r ü n m e z K ı l ı n a n B i r M i r a s ı n İ l e t i ş i m i : P o r t a k a l S u y u M e t a f o r u v e Y a s a k l a r ı n A n a t o m i s i

Facebook
Twitter
LinkedIn

Portakal suyu metaforu:

8 Ağustos Cumartesi günü Instagram hesabımızda portakal suyu odaklı basit bir analoji paylaştık:

Portakal suyu

“Düşünün: Portakal suyu satıyorsunuz. Ama portakal suyu sattığınızı söylemeniz yasak. Görselini kullanmanız yasak. Hatta onu çağrıştırabilir diye havuç göstermeniz bile yasak…”

Sektörün içinden olmayanlar için ilk bakışta absürt bir kurgu veya ironik bir fıkra gibi duran bu metin, aslında Türkiye’de gastronomi, bağcılık ve fermentasyon kültürüyle uğraşan herkesin kendini içinde bulduğu gerçekliğin ta kendisi.

Bu paylaşımın ardından beklemediğimiz büyüklükte bir dalga oluştu. Tek bir içerik bir hafta içinde 1 milyonun üzerinde görüntülenmeye ulaştı. Daha da çarpıcı olanı, bu etkileşimi kuranların neredeyse %95’inin WAYANA ile ilk kez karşılaşan kişilerden oluşmasıydı. Ortaya çıkan bu tablo, meselenin yalnızca birkaç işletmenin ticari tanıtım sıkıntısı olmadığını; toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulan derin bir sağduyu ve kültür arayışını gösteriyor.

Bin Yıllık Hafıza ile Günümüz İkilemi Arasında

Anadolu, üzerinde yaşadığımız topraklar itibarıyla bağcılığın, yabani asmanın ehlileştirilmesinin ve sofradaki kadeh kültürünün binlerce yıllık beşiği. Neolitik dönemden bu yana bu coğrafyada toprağı işleyen insan ile asma arasında kopmaz bir bağ var.

Bugün gelinen noktada ise yerel üreticinin binbir emekle yaşattığı yerli üzüm çeşitleri, kırsal kalkınmanın omurgasını oluşturan bağlar ve sofranın vazgeçilmez bir tamamlayıcısı olan gastronomi mimarisi, toptancı bir yaklaşımla görünmez kılınmak isteniyor. Dünyanın her yerinde coğrafi işaretlerle, menşe korumalarıyla ve kültürel diplomasiyle el üstünde tutulan tarımsal ve gastronomik bir değer; kendi anavatanında adı anılması dahi sakıncalı bir “suç unsuru” muamelesi görüyor.

Yemek ile kadehin eşleşmesi bir tüketim nesnesi değil, binlerce yıl içinde yetkinleşmiş rafine bir sofra adabı ve kültürel birikimdir. Bu birikimi yok sayarak bilgiye erişimi engellemek, kültürü ortadan kaldırmıyor; yalnızca o kültürün kayıt dışı, eğitimsiz ve bilinçsiz kalmasına zemin hazırlıyor.

Portakal suyu

İletişimin Semantiği: Kelimeler Olmadan Hikâye Anlatmak

Bir şeyi adıyla anamadığınızda ne yaparsınız? İnsanlık tarihi boyunca yasaklar daima dili, metaforları ve yaratıcı anlatım biçimlerini tetiklemiştir. Bugün sektörümüzün içinde bulunduğu durum, çocukluğumuzun “Tabu” oyununu andırıyor: Yasaklı kelimeleri kullanmadan derdinizi, emeğinizi ve lezzetinizi anlatmak zorundasınız.

Sosyal medya platformlarının algoritmik filtreleri ile yerel mevzuatın katı kısıtlamaları arasına sıkışan işletmeler, doğrudan ürün göstermek yerine kavramlar, renkler ve hikâyeler üzerinden köprüler kurmaya çalışıyor. Çünkü biliyoruz ki yasaklar ürünün varlığını silemez; yalnızca onun üzerine kurulacak medeni, bilinçli ve sorumlu diyaloğu sekteye uğratır.

Hukuka Saygı, Tarihsel Tecrübe ve Düşünsel İtiraz

Biz bir işletme olarak yasalara, kurallara ve mevcut mevzuata her zaman saygılı olmak zorundayız. İşimizin her adımını yasal sınırlar içerisinde yürütmek konusunda en ufak bir tereddüdümüz yok. Ancak yasalara uymak, o yasakların doğruluğuna, gerekliliğine veya toplumsal faydasına inandığımız anlamına gelmiyor.

Tarih, toptancı yasaklama reflekslerinin toplumsal hafızada ve ekonomik hayatta nasıl ters teptiğinin açık örnekleriyle doludur. Şer’i hükümlerle yönetilen Osmanlı İmparatorluğu’nda dahi dönem dönem (örneğin IV. Murad devrinde) fermanlarla getirilen en sert yasaklar, bağcılığı ve kadeh kültürünü yok edememiş; aksine üretimi “gedikli” meyhanelerden merdiven altına itmiş ve her yasak dönemi hayatın kendi olağan akışına dönmesiyle sonuçlanmıştır. Okyanusun öte yanında, Amerika Birleşik Devletleri’nin 1920 ile 1933 yılları arasında 13 yılı aşkın süre uyguladığı ve tarihe Prohibition (İçki Yasağı) olarak geçen dönem de aynı dersi vermiştir: Tüketimi sıfırlama iddiasındaki katı yasaklar ne tüketimi durdurabilmiş ne de kamu sağlığını koruyabilmiştir; aksine kayıt dışılığı, yozlaşmayı ve denetimsizliği körükleyerek bizzat yasa koyucular tarafından büyük bir hata olarak yürürlükten kaldırılmıştır.

Modern dünyada kamu sağlığı ve bilinçli tüketim dengesi yasaklarla değil; açık iletişim, eğitim ve şeffaf bilgilendirme ile kurulur. Korumacılık adı altında bilgiye ve kültürel aktarıma set çekmek, ne tarımı ne de tüketiciyi korur. Bu nedenle yasal sınırlar içinde kalarak bu kısıtlamaların mantığını sorgulamaya, doğru bildiklerimizi anlatmaya ve mesleki mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız.

Kiralık Kanallardan Doğrudan İletişime: Portakal Suyu ile Yolculuğa Davet

1 milyonluk erişim bize çok net bir ders verdi: Sosyal medyanın kiralık algoritmaları ne kadar dalgalı olursa olsun, sansürsüz ve doğrudan kurulan iletişimin gücü her şeyin üzerindedir.

Biz bu toprakların kadim tarım mirasını, unutulmaya yüz tutmuş yerel üzümlerini, mutfak mimarisini ve üreticinin emeğini anlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Sesimizi kısıtlamalara takılmadan, doğrudan duymak isteyen tüm dostlarımızı da bu dayanışmanın ve bilginin parçası olmaya çağırıyoruz.

Bu bağımsız iletişim kanalını birlikte büyütmek için WhatsApp hattımıza (+90 532 285 43 96) e-posta adresinizi iletebilir, WAYANA Bülten ailemize katılarak sofranın, toprağın ve emeğin gerçek hikâyesine doğrudan kulak verebilirsiniz.

Picture of Katerina Monroe
Katerina Monroe

@katerinam •  More Posts by Katerina

Congratulations on the award, it's well deserved! You guys definitely know what you're doing. Looking forward to my next visit to the winery!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir