Anadolu’dan Dünyaya Bir Bağ Bozumu Rüyası

A n a d o l u d a n D ü n y a y a B i r B a ğ B o z u m u R ü y a s ı

Facebook
Twitter
LinkedIn

WAYANA’nın “ÜRETİCİLER WAYANA’DA” serisini hakkıyla yapabilmek için kendimize bir görev yükledik. Konuk üreticimizi katılımcı şarap severlere doğru anlatabilmek için mutlaka üreticimizin tesisini ve bağlarını ziyaret etmeli, orayı kısa süreliğine de olsa yaşamalıydık. 2026 yılı Nisan ayındaki konuğumuz Arcadia’yı da bu programın parçası olarak ziyaret ettik. Çıkışta Zeynep Hanım’ın bizim için hazırladığı örnekleri alırken rafta duran kitaplar arasında görmediğim bir şarap kitabı dikkatimi çekti. Önce kendimi ayıpladım: Memlekette neredeyse hiç şarap kitabı yayınlanamazken var olan bir kitabı benim görmemiş olmam dersimi yeterince iyi çalışmadığım anlamına geliyordu. Zeynep Hanım, belki biraz da canımın sıkıldığını hissettiği için, çok yayın tarihte yayınladığını söyledi ve hemen bir tane verdi. Kavga döğüş parasını da almadı, ben de kitap sahibi oldum. Gürkan Vural’ın kitabının elimize ulaşması böyle oldu.

Son dönemde ağırlaşmakta olan alkollü içki yasakları aslında en büyük darbeyi kültürel olarak şaraba vuruyor. Şarap konusunda üretmek isteyenlerin hem yayınevi hem de dağıtım kanalı konusunda ilâve endişeleri ortaya çıkıyor. “Şarap içmeyi özendirmek” gibi muğlâk bir hükmün kurbanı olmak ve ağır para cezaları herkesi endişelendiriyor. WAYANA’nın “İçinde Şarap Geçen Eserler Dizisi”ni bunun için hayata geçirdik. Nefesimiz yettikçe de canlı tutacağız.

Gelelim Gürcan Vural’ın şarapla zenginleştiği için ‘şarapla iç içe yaşam öyküsü’ gibi adlandırabileceğimiz eserine. Şarap, her şeyiyle kişisel bir deneyim. Parmak izimiz, retinamız gibi damağımız da özgün, yani biricik. Şarapla ilgili olan deneyimler de bu özgünlükten besleniyor. Gürcan Vural kadar şaraba yaşamınızda yer açarsanız, mutlaka sizin de kendinize özgü muazzam bir birikiminiz ortaya çıkacaktır. Ama onu kitaba dökmek herkesin yapamadığı bir şey, Gürcan Vural bunu yapmış.

Vural’ın kitabında 32 bölüm yer alıyor. Bunlara girişte ve sonuçta yer verdiği bölümleri dahil etmiyorum. Başlıklara göz gezdirdiğinizde Türk üreticiler üzerinden teruarlarla ilgili gözlem ve düşüncelerini kaleme aldığını görüyoruz. Bu kitabın bir rehber olma kaygısı olmadığı için belli ki yazar damağı gibi kişisel tercihlerden oluşan geziler yapmış ve o gezilerin deneyimlerini kâğıda dökmüş.

Şarabı teknik yanlarıyla ele alma yanlışı herkesin düşebileceği bir tuzak. Vural böyle bir tuzağa düşmemiş. Değişen koşullarda toplum içinde giderek yalnızlaşan insanın aslında en kolay ve değerli sosyalleşme aracı olan şarabın bu özelliğinin silikleşmeye başladığını görüyoruz. Kitapta gördüğümüz hem dostluk hikâyeleri hem de şarap dünyasının gölgede kalan kimi şahsiyetlerini işleyen yazılar, bu kaybolmaya meydan okuyan yanlarıyla içimizi ısıtıyor.

Dünyanın bizden çok daha iyi organize olmayı başarmış ve bunu kabul ettirmiş olan şarap bölgeleri de kitapta yerlerini bulmuşlar. Ayrıca şarabın vazgeçilmez saz arkadaşları olan sofralar ve yiyecekler de kimi zaman ayrı başlıklar halinde, pek çok zaman da hemen her başlığın altında kitabın bir parçası olmuşlar.

Bu yazı bir kitap tanıtım yazısı değil. Şarapla renklenmiş bir yaşamdan süzülerek kaleme dökülmüş kayıtları farkına varmamızı sağlayan bir şarap sever hatırlatması. Bereketli ülkemizin kısır şarap dünyasına renk ve enerji katan bu güzel kitabı hazırladığı ve beş kuruş para kazanmasının mümkün olduğunu bile bile bastırmayı göze aldığı için Gürcan Vural’ı kutluyor ve teşekkür ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir