Commandaria: UNESCO Listesindeki İkinci Şarap

C o m m a n d a r i a : U N E S C O L i s t e s i n d e k i İ k i n c i Ş a r a p

Facebook
Twitter
LinkedIn

Kıbrıs, ülkemizin gündeminin neredeyse ayrılmaz bir parçasıdır ama nadiren siyasi arenanın dışında kalan bir yanıyla gündem olur. Bu yazımızda Kıbrıs, tam da bizim ilgi alanımız olan şarapla gündemimizde yer alıyor. Kıbrıs’ın, geçmişi binlerce yıla uzanan Commandaria şarabı UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras ünvanıyla ödüllendirilince biz de mercek altına alarak sizlerle tanıştırmak istedik. Bu ünvana sahip bir şarap daha var: Gürcistan’ın Qvevri olarak adlandırılan küpte şarap yapma tekniğiyle üretilen şaraplar. Wvevri, ayrı bir yazı konusu, bugünkü ilgi odağımız Kıbrıs’ın Commandaria şarabı.

Commandaria Şarabının Geçmişi

Commandaria’nın kökeni, insanlığın şarapla tanışmasının ilk devirlerine kadar gidiyor. Homeros’un M.Ö. 8. yüzyılda kaleme aldığı dizelerde geçen “Kıbrıs şarabı”, bugün Commandaria bölgesi olarak bilinen civarda üretilen tatlı, yoğun bir içeceğe işaret eder. Antik Kıbrıs bağcılığı üzerine yapılan arkeolojik kazılarda, Troodos’un güney yamaçlarındaki üzüm çekirdekleri, fermantasyon kapları ve depolama çukurları, bölgede binlerce yıldır kesintisiz bir üretimin sürdüğünü doğruluyor. Kıbrıs’ın güneşine yatırılarak kurutulan üzümlerin geleneksel işleniş tarzı bile antik çağ tarifleriyle şaşırtıcı derecede örtüşüyor.

Antik dönemde şarabın Kıbrıs’ta yalnızca bir ticaret ürünü olmadığı da açık. Festivallerde sunulan libasyonlar, dini ritüeller ve bölgenin toplumsal yaşamı, tatlı şarapların önemli bir kültürel rol oynadığını gösteriyor. Üzümü kurutup şırasını doğal şekilde yoğunlaştırmak, neredeyse her antik Akdeniz toplumunda “değerli ürün” kategorisine işaret ederdi. Kıbrıs’ın tatlı şarabı da bu kategorinin parlayan örneklerinden biriydi.

Orta Çağ’da Bugünkü Kimliği Oluştu

Commandaria’nın asıl kimliğini bulması ise Orta Çağ’daki feodal düzenlemelere dayanıyor. 12. yüzyılda Haçlı Seferleri sonrası Kıbrıs’a yerleşen Tapınak Şövalyeleri ile Hospitalier tarikatı, Kolossi civarında bir dizi komuta merkezi kurdu. Bu merkezlere Fransızca’da “commanderie” deniyordu. Bugünkü Commandaria ismi, tam olarak bu yapıların adından türedi. Şövalyelerin kendi topraklarında ürettikleri tatlı şaraplar kısa sürede Avrupa’da ün kazandı, limanları dolaştı, saraylara girdi. Richard the Lionheart’ın 1191’deki düğününde bu şarabı “kralların şarabı, şarapların kralı” diye anması, efsanesel bir anlatı olarak günümüze kaldı. Bu sözün gerçekten söylenip söylenmediğinden emin değiliz, ama tarih bazen edebiyatı kıskanıyor; rivayet de olsa yüzyıllar boyunca aktarılıp kalıyor.

Avrupa’daki ilk şarap tadım yarışmalarına dair anlatılar da Commandaria’nın adını taşıyor. 13. yüzyılda Kıbrıs’ta üretilen bu tatlı içeceğin, Avrupa’nın seçkin masalarında tercih edilen kaliteli bir ürün olduğu bilinir. Altın renkli, kıvamlı, yoğun aromatik profili sayesinde diğer üretim bölgelerinin tatlı şaraplarından ayrılırdı. Üstelik bu ün, yalnızca aristokrasiyle sınırlı kalmaz; Doğu Akdeniz ticaret ağlarında da önemli bir meta olarak karşılık bulurdu.

Osmanlı Döneminde Kıbrıs Şarapları

Bu uzun tarih, Osmanlı döneminde de kesintiye uğramadı. Üstelik, Kıbrıs’ın Osmanlı kontrolüne girmesinde Commandaria’nın rolü olduğuna dair ilginç anlatılar da var. 16. yüzyıl kronikleri ve saray kayıtlarından aktarılan rivayetlere göre II. Selim döneminde Kıbrıs şaraplarının sarayda özel bir rağbet gördüğü söylenirdi. Osmanlı’nın resmî alkol düzeni sıkıydı ama saray mutfağı için yapılan “özel tedarikler” her zaman istisna sayılırdı. Bazı tarihçiler, Kıbrıs’ın Venedik idaresindeki en değerli ihracat ürünlerinden birinin bu tatlı şaraplar olması nedeniyle, adanın fethedilmesinin ekonomik motivasyonlarından birinin de bu ticareti ele geçirmek olduğunu aktarır. Elbette bu yorumlar ihtiyatla değerlendirilir; ancak böyle bir iddianın varlığı bile Commandaria’nın o dönemdeki stratejik değerini vurgular.

Kıbrıs’ın 1571’de Osmanlı yönetimine geçmesiyle birlikte adanın bağcılık kültürü kesintiye uğramadan devam etti. Adadaki Hristiyan topluluklar yüzyıllar boyunca üzüm kurutma, fermantasyon ve depolama tekniklerini yaşatmayı sürdürdüler. Kıbrıs’ın güneşte kurutulan üzümlerinden elde edilen yoğun tatlı içecek, hem ev ekonomisinin hem de bölgesel ticaretin önemli bir parçası olarak kaldı.

İngiliz Döneminde Kıbrıs Şarapları

İngiliz idaresi döneminde Kıbrıs şarapçılığı yeniden ticari bir ivme kazandı. Piyasada “Cypriot sherry” gibi talihsiz isimlendirmelerle anılan bazı ürünler dönem dönem popülarite kazandı. Ancak Commandaria teknik olarak her zaman ayrı, tanımlı bir üretim tarzı olarak varlığını sürdürdü. 20. yüzyılın ikinci yarısında kurulan kooperatifler ve bölgesel kalite kontrol mekanizmaları, bu şarabın geleneksel kimliğini kaybetmeden uluslararası statü kazanmasına yardımcı oldu. Korunan menşe tanımı (PDO) kapsamında dünya şarap haritalarına yerleşmesi, bu uzun yürüyüşün doğal bir sonucu oldu.

Commandaria’nın UNESCO Süreci

2025 yılı ise Commandaria için bambaşka bir dönüm noktası oldu. Aralık ayında UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilmesi, yalnızca üretim tekniğinin değil, bu üretimle birlikte yaşatılan köy kültürünün, ritüellerin, topluluk hafızasının da koruma altına alınması anlamına geliyor. Bu liste, yalnızca bir gastronomik ürünü değil, bir yaşam biçimini tanıyor. Güneşte kurutulan üzüm sergileri, hasat zamanı yapılan kolektif işbirlikleri, ailelerin kendi bağcılık bilgilerini kuşaktan kuşağa aktarması… bunların hepsi somut olmayan mirasın bir parçası.

Commandaria’nın UNESCO’ya girişinin arkasında, Kıbrıs’ta genç kuşakların bağcılığa yeniden ilgi göstermesini sağlayan son yıllardaki kültürel dönüşüm de yatıyor. Bağcılığı yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, kültürel bir süreklilik olarak gören yeni üreticiler, geleneksel yöntemleri günümüz teknik bilgisiyle birleştiriyor. Köylerde düzenlenen şenlikler, tanıtım etkinlikleri ve eğitim programları, Commandaria’yı sadece tarihsel bir kalıntı olmaktan çıkarıp yaşayan bir kültür ürünü kılıyor.

Bu geleneğin küresel bağlamdaki yeri de ilginç. UNESCO’nun daha önce listeye aldığı Gürcistan’ın kvevri yapım geleneği veya İtalya’nın balsamico üretim pratikleri gibi örneklerle birlikte düşünüldüğünde, Commandaria’nın hikâyesi hem benziyor hem ayrışıyor. Benzediği nokta, yerel tarımsal bir pratiğin kültürel kimliği şekillendirmesi; ayrıştığı nokta ise üretimin kesintisizliği. Guinness kayıtlarında yer aldığı gibi, Commandaria dünyadaki “kesintisiz üretilen en eski şarap adı.” Bu uzun ömür, neredeyse başka hiçbir şarap türü için iddia edilemiyor.

Bugün Commandaria’nın küresel şarap sahnesindeki yeri, büyük hacimli bir üretime değil, niş ve değer odaklı bir kimliğe dayanıyor. Gastronomik eşleşmelerde kullanan şefler, tarihsel deneyimler sunan restoranlar, antik üretim tekniklerine meraklı tüketiciler… hepsi Commandaria’nın bu özel konumunu besliyor. UNESCO listesine giriş, bu konumu daha da güçlendirecek gibi duruyor. Kültürel turizm, bağ rotaları, yerel ekonominin güçlenmesi ve geleneksel üretim bilgisinin korunması gibi alanlarda ciddi bir hareketlilik yaratması bekleniyor.

Son Söz

Sonuç olarak Commandaria, yalnızca geçmişi anlatan bir içecek değil. O, Kıbrıs’ın kültürel sürekliliğinin yaşayan bir simgesi. Antik çağlardan bugüne uzanan üretim bilgisi, Orta Çağ şövalyeleriyle kazandığı isim, Osmanlı’dan İngiliz yönetimine uzanan politik dönüşümlerde bile sönmeyen üretim pratiği ve 21. yüzyılda UNESCO’nun tanımasıyla somutlaşan uluslararası değeriyle, Commandaria insanlığın tarım temelli kültürel mirasının en kalıcı örneklerinden biri. Artık resmen tescilli bir hafıza ürünü; yılların süzdüğü bir gelenek ve Akdeniz’in tatlı, biraz da huysuz bir yaşlı bilgesi.

Siyasi iklimdeki şarap fobisine rağmen turizm sektöründeki bürokrasinin, Türkiye turizminin şarapla barışması gerektiğinin farkına varan bir eğilim için olduğunu görüyoruz. Bütün gecikmelere rağmen Türkiye, UNESCO listesine üçüncü şarabı verebilecek özgün süreçlere sahip. Umarız uzun süren uykudan daha fazla gecikmeden uyanırız.

Picture of Katerina Monroe
Katerina Monroe

@katerinam •  More Posts by Katerina

Congratulations on the award, it's well deserved! You guys definitely know what you're doing. Looking forward to my next visit to the winery!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir