ÜRETİCİLER WAYANA’DA etkinlik serimiz şarap meraklılarıyla üreticilerin doğrudan ilişki kurmasını sağlayan önemli bir köprü görevi üslendi. Konsepti ilk hayal ettiğimizde nasıl kabul göreceğini bilemediğimiz için biz de merak içindeydik doğrusu. Ama kurduğumuz hayal ve karşımıza gelen sonuç doğrusu çok uyumlu oldu. Bunun için çok mutluyuz.
“ÜRETİCİLER WAYANA’DA” Nasıl İşliyor?
ÜRETİCİLER WAYANA’DA etkinliğinde konuk şarap üreticisinin yalnızca şaraplarını tatmıyoruz. Eğer üreticimizin katılması mümkün olmuşsa onun ağzından hikâyesini felsefesini, yaşadıklarını ve hedeflerini dinliyoruz. Eğer katılamamışsa bunu en iyi biçimde aktarabilmek için biz üreticimizle bir arada zaman geçirip onun temsilcisi olarak bu görevi gerçekleştiriyoruz.
Etkinliği iki bölüm halinde gerçekleştiriyoruz. İlk bölümde üreticimizin seçtiği altı şarabı WAYANA’nın tapas portföyünden altı örnekle eşleştiriyoruz. Eğer uygun aday yoksa sıfırdan bir yeni tapas hazırlıyoruz. Bu bölüm anlatımlı. Hem şaraplar hem de hikâyeler anlatılıyor.
İkinci bölümde bu kez üreticinin ilk bölümde yer almayan 6 ila 8 şarabını açık tadım formatında konuklarımızla buluşturuyoruz. Bu esnada da bireysel sohbetleri yapmak için fırsat buluyor katılımcılarımız.
Etkinlik güçlü bir şarap sever-üretici ilişkisi kurmanın temelini atmayı amaçlıyor.

28 Eylül Likya Tadımı
Eylül ayı etkinliği için Likya Şarapları’nı aradığımızda firmanın kurucusu Burak Özkan yurt dışındaydı ama tarihte mutabık kaldık. Birinci bölümün içeriğini hızlıca belirledik. İkinci bölümü daha sonraya bıraktık. İlk bölüm Likya’nın prestij serisi Arkeo şaraplarına ayrılmıştı. Bunlar arasında yeni rekoltelerini tanımadıklarımız olduğu gibi ilk kez şişelenmiş olan yepyeni üzümlerden yapılanlar da yer alıyordu. Dolayısıyla tapas eşleştirmesi için şarapların elimize ulaşmasını bekledik.
Şarap seti elimize ulaşınca hızlı bir tadım yaptık. WAYANA menüsünden beş örnek eşleşme için uygundu ama altıncıyı yeniden tasarlamak gerekiyordu. Bunu Gaziantep mutfağının Vişneli Kebap yemeğinden uyarlamaya karar verdik. Şarabın lezzet profilindeki vişneyle bu eşleşme çok iyi sonuç verdi.
Etkinlik Günü
Etkinlik tarihi yaklaşınca Burak Özkan’ı aradık ve hasat dönemi içinde olduğumuzu düşünerek katılamazsa da darılmayacağımızı söyledik. Burak Özkan o yoğun temponun içinde bir günlüğüne Antalya’dan gelip tadımın her iki seansına da katıldı. Bu fedakârlığı bizim için çok anlamlıydı. Bir kez daha teşekkür ediyoruz.
Etkinliğin girişini biz yapıp bir çerçeve çizdik ve sözü Burak Özkan’a bıraktık. Burak üzümlerle kurduğu ilişkilerin arkasındaki felsefeyi, Likya Şarapları’nın kuruluşunu ve sonrasında yaşadıklarını, kaybolmuş üzümlerle ilişkilerinin geçmişini uzun uzun anlattı. Burak’ın anlatımlarını sizler için özetlemek boynumuzun borcu.
Likya Şarapları
Şarap üreticisi olmayı Burak Özkan bilinçli olarak seçmiş. Ailenin üst kuşaklarında bağcılık yok. Antalyalı olmalarının ve Antalya’nın turizm sahnesindeki yükselişinin, bu kentin gastronomisinin bir parçası olacak şarap markası için bir fırsat yarattığını hissetmiş Burak. Her ne kadar tarihte olarak bağcılık yapılan bir bölge olmuş olsa da Elmalı Cumhuriyet dönemi boyunca bir bağ bölgesi olarak kabul edilmemiş. Deniz seviyesinden yüksekliği 1100 metre olan Elmalı’nın bağcılığa yükselti olarak uygun olmadığını söyleyenlerin etkisi altında kalmamayı tercih etmiş Burak. 1990’lı yıllarda bağ yatırımları yapılmış. O yıllarda Fransız üzümlerinin eksikliği duyulduğu için ilk bağ ekimlerinde bu üzümlere yer verilmiş.
Türkiye’de Şarapçılığın Hareketlenmesi: 1990 ve Sonrası
O yıllardan sonra aslında Türk şarap sektöründe büyük bir hareketlilik başlar. Hem uzun yıllardır şarapçılık yapan yerleşik üreticilerin kendilerini yenilediklerini hem de başka alanlardaki birikimlerini şarap sektörüne aktarmayı tercih eden yeni girişimleri yan yana görüyoruz. 1990’larda ihtiyaç duyulan yabancı üzümler pazarı, kısa bir süre sonra çok kalabalık bir alan haline gelmiş.
Likya’ya Taze Kan: Doruk Özkan
Her işletmenin elbette bir yapana ve bir satana ihtiyacı var. Dünyanın en iyi şarabını üretmek, bunun kendiliğinden satılacağı anlamına gelmiyor. (Bunu hala kabul etmeyen binlerce üretici olması da başka bir yazının konusu olmalı.) Likya’nın en önemli avantajlarından birisi üretime odaklanan Burak Özkan’a pazarlama ve satışa odaklanan Doruk Özkan’ın katılması olmuş. Likya’nın bugünkü başarısının altında bu ekip-ailenin güç birliği yatıyor.
Unutulmuş Üzümlerin Keşif Yolculuğu
Burak’ın anlatımında “Ramazan Abi” olarak ismen zikrettiği yörenin çobanının, Likya’nın yaklaşık iki kilometre uzağındaki Acıkara omcasıyla Burak’ı tanıştırması, Likya’nın şaraba bakışında büyük bir değişim yaşamasını tetiklemiş. Acıkara’dan alınan çeliklerin bir bebek gibi büyütülmesi ve çoğaltılmasıyla yıllar sürecek olan bir mücadele başlamış.
Yeni bir asmanın rüştünü ispat etmesi için ihtiyaç duyulan süre yaklaşık on yıl. Bu sürenin sonunda elde edeceğiniz üzümün şaraba elverişli olup olmadığı da aslında bir bilinmez. Nitekim Likya’nın hayata döndürdüğü üzümlerden bazılarının sofralık karakterde olduğu ortaya çıkmış. Evet, yine bir üzüm kazandırılmış ama bunun için harcanan emek ticari değer olarak geri dönememiş. Ama bu da oyunun bir parçası.
Burak kendisinin üzüm arayışlarını “ava çıkmak” olarak adlandırıyor. Kendi deneyimlerini de şöyle dile getiriyor:
“Ben aslında tesadüfe inanmıyorum. Evden çıkarken eşime ‘Ben ava çıkıyorum’ deyip yola koyuluyorum. Muhtarlar, köyün yaşlıları, çobanlar en önemli rehberlerim. Nasıl ben üzümü bulmak için hareket ediyorsam bence üzüm de varlığını sürdürmek için, kendisini bana göstermek için gayret ediyor. Bizimki iki tarafın da arzuladığı bir buluşma.”
Nedense Burak’ın sözleri benim zihnimde Schrödinger’in kedisi metaforunu canlandırıyor. Varlığı ve yokluğu tam olarak karara bağlanamamış, farkına varmakla şekillenecek olan bir ikilem gibi.
Likya Arkeo Serisi Şarapları
Burak Özkan kendi şaraplarının tadım rehberliğini de yaptı etkinlik boyunca. Çok hızlıca hatırlatmak için not düştük.
İlk şarabımız Likya Işığı adını taşıyan şaşırtıcı güzellikte bir beyazdı. Ülkemizin en karakteristik beyaz şaraplık üzümü olan Emir’le aynı ligde. İzleyen üç şarap Likya Ateşi, Tesadüf ve Altıncı His (üzüm adı Germi Siyahı) düşük asitli, serin içmeye elverişli kırmızılardı. İklim değişimi yakın gelecekte bu şarapların aranan şaraplar olmasını sağlayacak. Son iki şarap Arya Özkan ve Acıkara güçlü tanenlere sahip yoğun kırmızılardı.
Şarapların yapıldığı üzümlerin hepsinin DNA analizleri yapılmış ve özgün üzümler olduğu bilimsel olarak ortaya çıkmış. Yani bunlar ülkemizin kayıtlarına girecek ve üzüm portföyümüz daha da zenginleşmiş olacak.
Son Söz
Likya Tadımı hem bize hem de katılımcılarımıza çok iyi geldi. Çünkü güzel şeyler duymaya, iyi haberler almaya ihtiyacımız var. Burak Özkan’ın misyon olarak benimsediği “Üzüm Avcılığı” yalnızca ona ve Likya’ya fayda sağlamıyor, hepimizi zenginleştiriyor. Önümüzdeki yıl üzüm genetiği konusunun bir numaralı ismi José Vouillamos’un Likya’ya gelmesi, Toroslar’ın ne kadar değerli bir endemik miras olduğunu ve Likya’nın bu mirasın ortaya çıkmasındaki rolünü gösteriyor.
Burak’ın işi artık bitmiş mi bu kadar üzümün ortaya çıkmasını sağladığı için? (Bu arada yirmi üzüm çeşidine az kaldığını da ekleyelim.) Elbette hayır. Kanına üzüm avcılığı virüsü girmiş, ayrıca bunun kendi ölümsüzlüğü olduğuna da inanmış. Kim tutar Burak’ı?
