Başlığa bakınca çok ağır bir içerik olacağı izlenimine kapıldıysanız hemen öyle olmadığını söyleyerek söze başlayalım. Şarabın ortaya çıktığı zamana yıl bazında nokta atışı yapamıyoruz. Ama arkeologlar yardımıyla ulaştığımız yeni objeler sayesinde şarabın günümüzden 7-8 bin yıl öncesine kadar izini sürebildik. Yeni alacağımız haberlerle daha da eskiye uzanma ihtimalimizin önünde hiçbir engel yok.
Arkeologların ortaya çıkardıkları ve içinde şarap bulunduğu düşünülen kapların gerçekten şarap kabı olup olmadığı laboratuvar tetkikleriyle anlaşılıyor. Eskiden sadece tartarik asit kalıntısı bulunması şarap kabı olduğunu kabul etmeye yeterken artık başka maddeleri de dikkate alıyor bilim insanları. Çünkü tartarik asit, üzümün kendisinde bulunuyor, dolayısıyla fermente olmayan pekmez ve benzeri üzümden yapılan gıdaların da tartarik asit kalıntısı bırakabildiğini düşünürsek hemen şarap kabı sonucuna varmak yanıltıcı olabilir.


Buna karşılık süksinik asit, fermantasyonla ortaya çıkan bir asit türü. Eğer analizlerde hem tartarik hem süksinik asit bulgusu karşımıza çıkarsa, o zaman bulduğumuzun şarap kabı olduğunu daha güvenle söyleyebiliriz.
KAPLARDAKİNİ NE RENK ŞARAP OLDUĞUNU ANLAYABİLİYOR MUYUZ?
Beyaz ve kırmızı şarabın işlenme biçimlerini hatırlayalım. Modern şarap üretiminde beyaz şarabın rengini koruyabilmenin yolu, kabuk temasının minimuma indirgenmesiyle sağlanır. Şarap üreticileri bunu presleme işlemi biter bitmez kabukları üzüm şırasının içinden çıkararak yaparlar. Uzayan kabuk teması süresi, renkte farklılaşmaya sebep olur.
Kırmızı şarap rengini kabuktan aldığı için kabukta bulunan renk pigmentleri, şıranın içinde geçirdikleri süre boyunca şaraba kırmızı rengi verecek etkiyi yaratırlar. Kırmızı üzümün kabuğunda bulunan bu pigmentin kimya evrenindeki adı” antosiyadin malvidin”dir.
Bu tazelenmiş bilgilerimizle baktığımız zaman arkeolojik bulgularla elimize geçen kapta ne renk şarap olduğunu anlama şansımızın arttığını görürüz. Analizler iki çeşit (tartarik ve süksinik) asit ve malvinin olduğunu gösterirse, kabın, zamanında kırmızı şaraba ev sahipliği yaptığını söylemek yanlış olmaz. Malvinin yoksa o zaman beyaz şarap olma olasılığı kuvvetli olur.
ŞARAP RENGİNİ ANLATMADA KULLANILAN BENZETMELER
Şarap tadım notlarının kaydedildiği form veya ajandaların renk bölümüne baktığımızda, doğrudan renk adlarının yanı sıra benzetmeli renk tamlamalarının da yaygın bir biçimde kullanıldığını görürüz.
Beyaz şarabın rengini anlatırken yer verilen limon sarısı, saman sarısı, altın sarısı, amber sarısı tamlamaları şarap severin rengi, zihninde, daha iyi konumlandırmasını sağlar.
Roze şaraplarda doğrudan renk adı olarak pembeyi görüyoruz. Ama benzetmeli renklere örnek olarak da soğan kabuğu, somon, bakır gibi başlıklarla karşılaşıyoruz.
Kırmızı şarapların renk isimlendirmeleri de farklı değil. Yakut kırmızı, kan kırmızı, bayrak kırmızı, lâl, kiremit veya tuğla gibi benzetmeli renk adları genel kabul gören ve tadım föylerinde karşımıza çıkan renkler.
TARİH BOYUNCA ŞARAP RENGİNE YÜKLENEN ANLAMLAR
Batı uygarlığı edebiyatını derinden etkileyen İlyada ve Odysseia destanlarında şarabın rengi hem metafor olarak hem de benzetme olarak kullanılır. Homeros’un “şarap renginde kan” olarak tersine benzetmeyle yer verdiği kavram, şarapla kurban ve ölüm arasındaki ilişkiyi anlatır. Keza destan şairinin “şarap renkli deniz” kullanımı, fırtına öncesindeki esrarengiz durgunluğu anlatır.
Dinler açısından bakıldığında Hz. İsa’nın kanını simgelediği için şaraba atfedilen renk kan kırmızıdır. Fakat batı ülkelerinde komünyonlarda kullanılan şarabın (lekeyi göstermemesi gibi pratik sebeplerle) beyaz olduğunu da hatırlatalım. Orta Çağ’da kırmızı şarap gücü simgelerdi. Hem zayıf bünyelerin güçlenmesi için ilaç niyetine kullanılırdı hem de soyluların ve kilise mensupları için iktidarı temsil ederdi.
Antik Mısır’da temizliği simgeleyen beyaz şarap kadınlara ve rahiplere yakıştırılırdı. Orta Çağ’da, beyaz şarap ateşli hastalıklarda tedavi amaçlı kullanılırdı. Kırmızı şarap gücü temsil ederken beyaz şarap burjuva ve aristokratlar için estetik ve zarafet simgesiydi.
Roze şarap daha uçarı, hafif, eğlence çağrıştıran bir algıya sahipti. Belki Provence gibi rozenin özellikle öne çıktığı bölgelerde bu algı arka planda kalmıştır.
TERSİNE ETKİ: ŞARAPLARDAN RENK ADLARINA
Renk adlarında günlük yaşamdan benzetmeler olduğu gibi şarapların bölge adlarıyla renklerin anlatılmasının da örnekleri var. İlk akla gelen bordo. Şarap bölgesi Bordeaux’nun adı bizde koyu kırmızı olarak kullanılıyor.
Moda ve tasarım dünyasında Burgundy (burgonya) ve Claret, kırmızının tonları olarak yer bulur.
Keza köpüklü dediğimizde akla ilk gelen ve tescil edilmiş bölge adı olan Champagne (şampanya), yine tasarım dünyasında yer bulan gözde renkler arasındadır.
Portekiz’in Douro bölgesini Porto şarabın da koyu vişne rengini anlatmada kullanılan bir terim olarak kabul görür.
SON SÖZ
Şarapla renkler arasında çift yönlü bir ilişki var gördüğünüz. İki taraf da kendisini daha iyi anlatmak için diğerinden destek alıyor. Renklerin duyguları ifade ettiğini de hatırlamamızda fayda var. Soğuk, mesafeyi çağrıştıran bir renk olarak kabul edilen mavinin İngilizce’de hüzün ve melankoliyi anlatmada kullanılırken ateşten aldığı güçle kırmızı enerjiyi, canlılığı anlatır.
Gücünü hikâyelerden alan şarap, renk yelpazesiyle de bu anlatımlara renk katar. Bundan sonra önünüze gelecek kadehteki şarabınızın rengini, bütün bu konuştuklarımızı hatırlayarak değerlendirin.