Yazımızın ilk bölümünde Hollywood’un ışıltılı dünyasının şaraplı hikâyeleri merkezine aldığı üç filmi ele almış ve bu filmlerin şarap turizmine etkilerini incelemiştik. İşin aslı biz Eski Dünya-Yeni Dünya ayrımını şarap dünyasından da biliyoruz. Ama esas farklılık Amerika ve Avrupa’nın kültürel farkları ve bunun sanatın ve yaşamın bütün alanlarında gördüğümüz yansımaları. Dizi yazımızın ikinci bölümünü Avrupa sinemasında üretilen filmlerin şarap turizmine etkisine ayırdık.
Hollywood’un ellerinde başarı, statü veya romantik bir kaçış gibi hayata geçirilen filmler Avrupa filmlerinde yerini insana, emeğe ve toprağın değerine bırakıyor. Bu farklılıkla filmler eğlence olmaktan çıkıp kültürel miras ve keşif rotası kimlikleriyle öne çıkıyor.
Bu yazımızda önce bir Fransız filmini, ardından da bir İtalyan filmini ele aldık.
Slogandan Fazlası: “Back to Burgundy”
Fransız sinemasının usta yönetmeni Cédric Klapisch’in orijinal adı “Ce qui nous lie” (Back to Burgundy / Beni Bağlayan Şeyler – 2017) olan filmi, Avrupa ekolünün şaraba ve bağ coğrafyasına yaklaşımını anlamak için mükemmel bir örnek.
Anlatı:
Babalarının hastalığı ve ölümüyle yıllar sonra çocukluk bağlarında bir araya gelen üç kardeşin hikayesini anlatır. Ancak film, şarap yapımını romantik bir hobi gibi göstermez. Tam aksine; boğazı sıkan miras vergilerini, ani bir dolunun veya don olayının tüm bir yıllık emeği dakikalar içinde nasıl yok edebileceğini, bağ bozumu döneminde doğru işçiyi bulmanın stresini en çıplak haliyle işler.
Turizme ve Bölgeye Etkisi:
Film, Burgonya’nın kalbi olan Meursault ve Chassagne-Montrachet gibi bölgeleri fon olarak kullanır. Hollywood’un yarattığı “lila renkli taş evlerde kaygısız yaşam” illüzyonuna karşı, izleyicide bağcılığın zorluğuna dair derin bir saygı ve empati uyandırır. Bu filmin ardından bölgeye giden turist profili değişmiştir: İnsanlar artık sadece şarap yudumlamaya değil, toprağın döngüsünü anlamaya, asmanın mevsimsel çilesine tanıklık etmeye (bağ bozumu gönüllülüğü gibi) giderler. Bu durum literatürde “Tarımsal Miras Turizmi” olarak karşılık bulur.
Entelektüel Bir Sarsıntı: “Mondovino”
Mondovino filmi geçek bir entelektüel sarsıntı yaratmayı başardı. Film dünyasının en önemli festivallerinden Cannes Film Festivali’nde ana yarışmaya seçilen tek şarap belgeseli olan “Mondovino” 2004 yılında seyirciyle buluştu. Jonathan Nossiter’ın imzasını taşıyan bu bağımsız yapım, şarap dünyasının “küreselleşmeye karşı manifesto filmi” oldu.
Anlatı:
Belgesel; küresel şarap endüstrisinin, dev Amerikan şirketlerinin, ünlü eleştirmenlerin ve uçan şarap danışmanlarının (Michel Rolland ekolü) şarabı tek tipleştirme, yani tüm dünyada aynı meşe aromalı, yüksek alkollü, endüstriyel standarda getirme çabalarını acımasızca eleştirir. Bunun karşısına ise Fransa ve İtalya’daki küçük, geleneksel, toprağına aşık aile işletmelerini koyar.
Turizme ve Bölgeye Etkisi:
Mondovino, Floransa’dan (Toskana) Burgonya’ya kadar uzanan coğrafyada adeta bir “uyanış” başlattı. Bu filmle birlikte küresel şarap meraklıları (enofiller) gözlerini dev şatolardan ve milyar dolarlık markalardan çevirip, kendi fıçısını kendi yıkayan, asmasıyla konuşan butik ve mikro üreticilere dikti. Bugün dünyayı kasıp kavuran “Doğal Şarap” (Natural Wine) akımının ve niş bağ rotalarının popülerleşmesinin arkasındaki en büyük kültürel rüzgarlardan biri bu bağımsız belgesel sinemadır. Turistler artık “standart bir lüks” yerine, “kusurlarıyla güzel olan özgün hikâyelerin” peşinden gitmeye başlamıştır.
Amerika ve Avrupa Ekollerinin Kontrastı
Hollywood ve Avrupa filmlerini yan yana koyduğumuzda şaraba ve şarap dünyasına yüklenen görevlerin nasıl farklılaştığını net bir biçimde görüyoruz.
| Hollywood Ekolü | Avrupa & Belgesel Ekolü |
| Şarabı bir ürün ve statü olarak konumlandırır. | Şarabı bir yaşam biçimi ve miras olarak görür. |
| Ani pazar şokları ve kitle turizmi yaratır. | Sessiz, kalıcı ve felsefi niş turizm yaratır. |
| Bölgeyi bir “rüya ve kaçış” mekânı yapar. | Bölgeyi “terroir ve zanaat” coğrafyası yapar. |
Peki ya biz?
Görüyoruz ki sinema, bazen bir gecede tüketim alışkanlıklarımızı değiştirme gücüne sahip yaman bir pazarlamacı, bazen de bizi toprağın en saf hakikatine davet eden bilge bir anlatıcı olabiliyor. Küresel sinemanın bu iki devasa gücünü —Hollywood’un rüya inşasını ve Avrupa’nın teruar felsefesini— inceledikten sonra, ister istemez aklımıza şu can alıcı soru düşüyor:
Peki ya biz? Hititlerden bu yana bağcılık yapılan, dünyanın en zengin yerel ve endemik üzüm çeşitlerine ev sahipliği yapan bu kadim Anadolu toprakları, kendi makro pazarlama hikâyesini sinema diliyle nasıl yazabilir? Elimizdeki bu devasa görsel ve tarihsel potansiyeli dünyaya anlatmak için beyaz perdeden ve yeni dönemin yükselen yıldızı televizyon dizilerinden nasıl yararlanabiliriz?
Dizimizin bir sonraki ve son bölümünde, tüm bu küresel dersleri cebimize koyarak evimize, Anadolu’ya dönüyoruz. Türk şarap sektörünün geleceği ve makro pazarlaması için sinematik bir vizyon belgesi kaleme alacağız.
Avrupa sinemasının o şiirsel kadrajlarından süzülen teruar odaklı bağ rotaları, yavaş yaşam felsefeleri ve şarap turizminin sinematografik anatomisi ilginizi çekiyorsa, blogumuzdaki diğer nitelikli kültürel ve sanatsal araştırmalarımıza da göz atabilirsiniz:
Bu yazı dizimizin ilk adımı olan Hollywood sinemasının pırıltılı, lüks ve marka konumlandırmalı yapımlarla Kaliforniya vadilerini küresel birer turizm koridoruna nasıl dönüştürdüğünün o çarpıcı Amerikan hikâyesini okumak için Şarap Turizmi ve Sinema Filmleri: Sideways’den Napa Valley’e serimizin ilk analizini ziyaret edebilirsiniz.
Avrupa sinemasının o kural tanımaz, popüler kültür klişelerini yıkan ve şarabı elitist burjuva ritüellerinin yüksek duvarlarından çıkarıp kitlelerin erişebileceği avangart birer çağdaş sanat ikonuna dönüştüren o renkli estetik devrimi keşfetmek için Andy Warhol ve Üzümler: Pop-Art Estetiğinde Şarap Kültürü kültür yazımızı inceleyebilirsiniz.
Avrupa yapımı filmlerde sıkça karşımıza çıkan o geçmişe ait “saf, müdahalesiz ve otantik özgünlük” hissinin mahzendeki teknik karşılığını, ticari laboratuvar girdilerine yerel yabani mayaları kullanarak meydan okuyan felsefeyi görmek için Şarapta Özgünlük ve Benzersizlik Kavramının Enolojik Sırları manifestomuza göz atabilirsiniz.
Beyaz perdede hayranlıkla izlediğimiz o asırlık ahşap cendereleri, geleneksel bağ bozumu ritüellerini ve somut olmayan Akdeniz tarım mirasını insanlığın ortak hafızası adına koruyan yaşayan üsleri keşfetmek için Asmadan Bağcılık Müzesi: Şarap Kültürü ve Yaşayan Tarih Mirası saha monografimize bakabilirsiniz.

