Gerçekle mit içi içe giriyor demiştik ya, aslında yaşadığı zaman dilimi de tartışmalıdır Bekri Mustafa’nın. Yaygın kabulleniş IV. Murat’ın padişahlık dönemini de içeren 17. yüzyıl olmakla beraber araştırmacılar arasında 19. Yüzyılı işaret eden farklı görüşler olduğunu da belirtelim. Ama yaşadığı dönem ne olursa olsun Bekri Mustafa’nın mahir bir yorgancı çırağıyken tutulduğu kara sevdayla darmadağın olduğu ve içki tutkusunun bundan sonra başladığı konusunda herkes hemfikir. İstanbul’u o çok renkli kalemiyle anlatan Reşat Ekrem Koçu İstanbul Ansiklopedisi’nde, önceleri ayyaş anlamında kullanılan bekri kelimesinin, son üç yüz senedir ‘Bekri Mustafa’ olarak kabul gördüğünü yazar.
Bekri Mustafa’yı en iyi anlatacak olan O’na atfedilen fıkralar olsa gerek. Bu fıkralardan birisini paylaşmadan Bekri Mustafa’yı kafamızda resmetmek mümkün olmaz.
Bekri Mustafa Üsküdar iskelesinde kayıkçılık yaparken tebdil-i kıyafet gezen IV. Murat ve Sadrazam Bayram Paşa kayığına binmişler. Sahilden açılıp görünmeleri zorlaşınca Bekri şarap testisini çıkarıp birkaç yudum içmiş. Sultan Murat:
-Baba testiyi uzat, bir yudum da ben içeyim, demiş.
Mustafa gülerek
-Sen içemezsin oğul, içindeki su değil şarap, diye cevap vermiş.
Padişah:
-Niye içemeyelim? deyince
-Tahammül edemezsiniz, belli mi olur, hem kendinizi hem de beni yakarsınız, demiş.
Neticede Padişah ısrar edince testi elden ele dolaşmaya başlamış. Sonunda Sultan Murat:
-Baba, sen Padişah yasağından korkmaz mısın? diye sormuş. Bekri Mustafa:
-Korkarım ama Padişah beni burada nerden görecek? demiş.
Padişah:
-Ya ben haber verirsem? deyince Bekri:
-Veremezsin, sen de içtin, kellelerimiz beraber düşer, diye cevap vermiş.
Bunun üzerine iyice çakır keyif olan Padişah:
-Ya ben padişah, bu adam da Sadrazam Bayram Paşa ise? deyince Bekri kürekleri atıp basmış kahkahayı:
-Seni köftehor! Ben demedim mi tahammül edemezsin diye! Şunun şurasında iki yudum şarap içtiniz, biriniz Padişah, biriniz Vezir olmaya kalktınız.
Söylenen odur ki Bekri Mustafa ölünce Balık Pazarı’ndaki meyhanelerin arasına gömülmeyi vasiyet etmiş. 1980’li yıllarda Balık Pazarı’nın da içinde bulunduğu semtin düzenlemesi yapılırken vasiyetinin yerine getirildiğini bulunan mezar taşından anlıyoruz. Fakat daha ilginci, mezarının buradan alınarak Şeyh Abdürraif Şamadani türbesine nakledilmesi. Özetle:
– İçki içmeyi yasaklayan bir dinin hüküm sürdüğü ülkede yaşa;
– Sarhoşluğun dillere destan olsun ve adeta bir halk kahramanı ol;
– Sonunda ziyaretgâha dönüşen bir türbe mezarın olsun!
Bu da herhalde eşine az rastlanan bir yanlışlıklar komedyası örneği olsa gerek.
İlginizi Çekebilir:
Bekri Mustafa gibi tarihin ve coğrafyanın derinliklerinden gelen, Anadolu’nun asıl zengin köklerini ve şarap kültürünü yansıtan diğer yazılarımız da ilginizi çekebilir:
Osmanlı’dan cumhuriyete bu toprakların tarımsal ve enolojik köklerine yapılan yolculukları incelemek, Bursa’nın tarihi Gümüştepe bölgesindeki gözlemlerimize ortak olmak için Misi Köyü Bağcılık ve Şarap Kültürü keşif kılavuzumuzu ziyaret edebilirsiniz. Misi Köyü Bursa’yı Önoturizm Merkezi Yapabilir mi?
Tarih boyunca yasaklarla, merkezi planlamalarla şekillenen ve antik dönemden beri asmanın hafızasını koruyan bir başka köklü coğrafyanın analizini okumak için Tarihsel Süreçte Gürcü Şarapları ve Bağ Mirası incelememizi keşfedebilirsiniz. (Not: Buraya ilgili Gürcü şarapları yazınızın URL’sini ekleyebilirsiniz)
Tıpkı eski İstanbul meyhaneleri ve simgeleri gibi, Anadolu’da Antik Çağ’dan günümüze kesintisiz bir teruar ve üretim kültürünü sürdüren bağımsız üreticilerin izini sürmek için Çal Bağ Yolu Rehberi: Teruar ve Kültür Yolculuğu monografimize göz atabilirsiniz.
Dünyada her yıl yepyeni yerel varyetelerin kadehlerle buluştuğu nadir coğrafyalardan biriyiz. Ülkemizdeki üretim dinamiklerini ve güncel durumu duyurduğumuz yazımıza Şaraplık Yerel Üzümlerimizin Sayısı 90’a Ulaştı linkinden ulaşabilirsiniz.