20 Haziran 2026 Cumartesi günü için planlanan Çalkarası Sempozyumu, WAYANA’nın izleyen gün yapılacak Nadir Üzümler Tadımı etkinliğiyle neredeyse çakıştı. Ancak hem sempozyumun içeriği hem de Çal Bağ Yolu‘na emek veren üreticilerle kurduğumuz bağ, bu daveti geri çevirmemizi imkânsız hâle getirdi. Zor olmasına rağmen sempozyuma katıldık, gece dönüp ertesi gün tadımımızı da yaptık. Dürüst olmak gerekirse, çok yorucu olmasına rağmen gittiğimiz için çok memnun olduğumuzu da itiraf edelim.

Bu Yazıda Neler Var?
- Çal Bağ Yolu’nun gelişimi
- Çalkarası üzümünün tarihsel yolculuğu
- Çal’daki arkeolojik bulgular
- Bağcı ve önologların değerlendirmeleri
- Bölgenin geleceğine dair öngörüler
- Kısaca Çal Bağ Yolu
Trakya ve Urla Bağ Yolu sonrasında hayata geçen Çal Bağ Yolu’nun hepsi şarap üreticisi olan dört kurucu üyesi var: Erdel–Kuzubağ–Küp–Lermonos. Aslında Çal’da faaliyet gösteren üretici sayısı bununla sınırlı değil. Dileriz Çal’da yaşanan değişim diğer üreticileri de harekete geçirir ve önümüzdeki yıllarda bu sayı artar.
Çal Bağ Yolu’nun bölgeye şimdiden önemli katkılarının olduğunu gözlüyoruz. Konaklama olanağı yok denecek kadar az olduğu için ziyaretçiler günü birlik turlarla bölgeye geliyor. Ama aktif olarak çalışmaya başladığı zamandan bu yana büyük bir ivmeyle arttığını rakamlar söylüyor. Sempozyumda paylaşılan verilere göre Çal Bağ Yolu öncesinde bölgeye gelen ziyaretçi sayısı yıllık yaklaşık 4.000 kişi düzeyindeyken, bugün toplam ziyaretçi sayısının 60.000’e ulaştığı ifade edildi.

Çalkarası Sempozyumu
Çal Bağ Yolu, dernek statüsüne sahip. Sempozyumun ev sahibi de Çal Bağ Yolu Derneği. Derneğin halen Yönetim Kurulu Başkanı bölgenin en eski üreticisi olan Küp Şarapları’nın ikinci kuşak temsilcisi Asım Altıntaş. Sempozyumun açılış konuşmasını Asım Bey yaptı. Az ve öz konuşmasıyla amaçlarını zarifçe ifade etti. İzleyen konuşmacılar resmî kurum temsilcileriydi. Onların konuşmaları tamamlanınca dört oturumdan oluşan sempozyumun ilk oturumuna geçtik.

Birinci Oturum: Çal’daki Bağcılığın Tarihsel Yolculuğu
Çal’ı kuşatan bölgedeki önemli arkeolojik merkezlerden üçünün kazı başkanı; Prof. Dr. Celal Şimşek, Prof. Dr. Erim Konakçı ve Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu ile bu alandaki çalışmalarıyla tanıdığımız Doç. Dr. Ahmet Uhri bizleri ortaya çıkan buluntuların rehberliğinde binlerce yıl öncesine götürdüler.
İlk konuşmacı Ahmet Uhri’nin konuşmasında atıfta bulunduğu bir referans dikkat çekiciydi. 2018 yılında düzenlenen bir başka sempozyumda Erzurum’un Uzundere yöresinin yabani üzümün evcilleşme sürecinde önemli bir rolü olduğunu belirten Uhri yabani asmanın evcilleşme sürecine ilişkin yeni araştırmaların Anadolu’nun rolünü yeniden değerlendirmemizi sağlayabilecek sonuçlar ortaya koyabileceğini dile getirdi.
İkinci sırada bölgenin en eski yerleşim yeri olan Ekşi Höyük kazısını yürüten Fulya Dedeoğlu’nu dinledik. Neolitik döneme kadar uzanan Ekşi Höyük’te dokumacılıkla, tarımla uğraşıldığını gösteren buluntular ortaya çıkarılmış. Geniş bir alanda sürdürülen kazı çalışmalarının yanı sıra hayata geçirilmesi planlanan ‘Yaşayan Köy’ projesi var. Fulya Hanım’dan sunum sonrasındaki kısa sohbette bir de ek bilgi aldık. Projenin içinde bir de bağ kurulması planlanıyormuş. Eğer bu hayata geçecek olursa, bizim de Pompeii’de olduğu gibi arkeolojik bölgede bir deneme bağımız olacak.
Üçüncü sırada Erim Konakçı’dan Aşağı Seyit Höyüğü kazılarını dinledik. Tahıl, bakliyat ve üzümü de içeren meyve yetiştiriciliğinin zengin örnekleriyle buluştuğumuz bu kazı merkezi hayvancılıkta da büyük bir çeşitliliğe ev sahipliği yapmış. Şarap servisi ve depolanmasında kullanıldığı düşünülen kapların ve seramik örneklerinin çeşitliliği görünce ülkemizin şarap tarihinin yazıldığı en önemli coğrafyalardan birisi olduğunu çok daha iyi anlıyoruz.
Oturumun moderatörlüğünü üstlenen Celal Şimşek, Laodikya kazı merkezinin başkanı. Şimşek’in çizmiş olduğu genel çerçeve Çal’ın tarihten devraldığı bağcı kimliğinin kesintisiz bir biçimde bugüne kadar nasıl geldiğini anlamamızı sağladı. Şimşek Dionysos’un şarap tarihindeki yerini, mitolojinin tarihle nasıl iç içe geçtiğini ve bunların sikke, toprak kap, mermer kabartmalar gibi hemen her alanda bıraktığı izlerden örnekleri bizimle paylaştı, biz de sayesinde o dönemlere adeta seyahat etmiş olduk.

İkinci Oturum: Bağcının Gözünden Çalkarası
İkinci oturumun moderatörlüğünü camiamızın deneyimli akademisyeni Prof. Dr. Ahmet Altındişli yaptı. Bağcılığın bütün dünyada yaşadığı değişimi ve önümüzdeki dönemde karşılaşacaklarımızın neler olabileceğini özetleyen Altındişli’nin girişinden sonra Doç. Dr. Burak İşli ve Dr. Öğr. Üyesi Aysel Yeşilyurt Er hem Çal bölgesinin teruarı hem de bölgede yetiştirilen Çalkarası ve diğer üzüm bağcılığıyla ilgili genel değerlendirme yaptılar, klon seçimi konusundaki güncel durumu özetlediler.
Huriye Özener Coğrafi İşaretler Derneği’nin hayata geçme sürecini, verdikleri mücadeleyi ve bu konuda elde edilen kazanımları ve yaşanan talihsiz deneyimleri bizlerle paylaştı. Sürecin titizlikle yürütülmesi, başvurunun sonradan iyi takip edilmesi ve tescil için istenen revizyonlar konusunda hassasiyet gösterilmesini ve uyarılarıyla eksikliklerin hızla giderilmesi gerektiğini hatırlattı.
Bu oturumun son konuşmacısı Ömer Ayhancı’ydı. Çal’ın yerlisi bir bağcı olan Ayhancı’nın konuşması yaşamın içinden gelen tecrübelerle süslenmiş çok renkli bir konuşmaydı. Kendi bağcılığı süresince nasıl değişimler yaşandığını, şimdi uğruna sempozyum düzenlenen Çalkarası üzümünün asmalarını, üzüm para etmediği için nasıl söküp yerine uluslararası çeşitleri diktiğini, bütün bunları Ayhancı’nın kendine özgü yerel anlatımıyla dinlemek oturumun en keyifli anlarından biriydi.
Üçüncü Oturum: Önolog Gözünden Çalkarası
Şarap dünyasının yakından tanıdığı Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı bu oturumun katılımcılarından üçü halen Çalkarası üzümünden şarap yapan profesyonellerdi. Cabaroğlu’nun şaraplık üzüm konusunda ne denli büyük bir üretkenliğe sahip olduğunu çalışmalarından biliyoruz. Bu oturumda üç şarap yapımcısından, Çalkarası üzümünün bağdan şişeye uzanan yolculuğunu neredeyse bütün ayrıntılarıyla ele alan kapsamlı sunumlar dinledik.
İlk sözü Semril Zorlu aldı. Kuzubağ’ın çalışmalarının merkezinde Çalkarası olması, Zorlu’nun da bu konuda çok geniş bir deneyim sahibi olmasını sağlamış. Çalkarası üzümünün neredeyse bütün stillerde işlemiş olmanın deneyimiyle üzümün şarap olma serüvenini kendisinden dinledik.
İkinci sırada Çalkarası üzümünü uzun yıllardır işleyen Paşaeli’nin şarap yapımcısı Işık Gülçubuk vardı. Gülçubuk, Çalkarası Pet-Nat şarabını ilk kez işlediğinde, bu aynı zamanda ülkemizde işlenen ilk Pet-Nat olmuştu.
Üçüncü konuşmacımız Lermonos’un şarap yapımcısı olan Emre Ademoğlu‘ydu. Ademoğlu daha önce uzun yıllar Kavaklıdere’de çalışan, Çalkarası üzümünün şimdi yakaladığı ivmeden önceki durumunu de bilen deneyimli bir profesyonel.
Son konuşmacımız Ar. Gör. Abdullah Özonur, Cabaroğlu’yla birlikte çalışan bir akademisyen. Çalkarasının fenolik özellikleri ve üretimdeki yenilikçi yaklaşımları, şarap kalitesini etkileyen faktörleri kendisinden dinledik.
Dördüncü Oturum: Çalkarasının Bölgeye Katkıları
Son oturumda Çal Bağ Yolu’nun dört kurucu üyesinin ağzından kendi yolculuklarını dinledik, Çal’la olan gönül bağlarını, yaptıkları ve yapmayı umdukları katkıları dile getirdiler.
Oturum moderatörü Prof. Dr. Serkan Bertan son kısma bıraktığı kendi sunumunda Çalkarası üzümü için yaptıkları bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Sonuçlar Çalkarası için olası fırsat ve tehlikelere işaret etti. Ayrıca iklim değişimi açısından susuz tarıma yatkınlığının Çalkarasına önemli bir avantaj sağladığını öğrendik. Şarabın atığı gibi gördüğümüz unsurların nasıl ekonomik değer yaratabileceği konusu da bakış açımızı zenginleştirdi.

Sempozyum sonrasında yaşam devam etti
Kuzubağ’ın ev sahipliğinde yalnız Çal Bağ Yolu üreticilerinin değil, Çalkarası işleyen bütün üreticilerin şaraplarının yer aldığı zengin bir Çalkarası şöleni vardı, üzümün beyaz, roze, kırmızı, köpüklü ve tatlı şarap olarak işlenmiş neredeyse bütün portföyünü bir arada bulduğumuz zengin bir tadıma katılma fırsatımız oldu. Tadım sonrası Çal Bağ Yolu kurucu üyesi Erdel Şarapçılık’ın Çal’da bulmayı ummadığımız restoranında şarap-yemek eşleşmeli bir davete katıldık.
Çalkarası Sempozyumu yalnızca bir üzüm çeşidini konuştuğumuz bir etkinlik değildi. Çal’ın geçmişiyle geleceğini, akademiyle üreticiyi ve yerel bilgiyle bilimsel araştırmayı aynı masa etrafında buluşturan değerli bir buluşmaydı.
Böyle etkinliklerin arkasında hep görünmeyen isimler vardır. Bu sempozyumda perdenin arkasında kalan Seray Kocaemre’ydi. Seray’a bu etkinliği düzenlediği ve böyle bir başarıyla gerçekleştirdiği için teşekkür ediyor, kutluyoruz.
Çalkarası Sempozyumu hakkındaki yazımız sayesinde teruar ve üzüm konularına odaklandık. Bu konu başlığıyla ilgili yazılarımıza da göz gezdirebilirsiniz
Anadolu’nun Teruar Haritası: Aynı Topraklarda Farklı Şaraplar
Teruarın Matematik Formülle İfadesi Mümkün mü?

