Arkeoloji dünyasının en etkileyici ziyaret noktalarından birisi olan Pompeii, bu kez şarap dünyasını heyecanlandıran yeni bir girişime ev sahipliği yapıyor.
Roma dönemi şarapçılığının yeniden hayata geçirilmesini amaçlayan projenin şarap sürecinin sorumluluğunu taşıyan iş ortağı, Campania bölgesi üreticilerinden Feudi di San Gregario Şaraphanesi.
Projenin amacı bağdan başlayan ve mahzene kadar uzanan sürecin tamamını kapsayan bir şarap hattının hayata geçirilmesi ve Pompeii Arkeoloji Parkı içinde Roma döneminin koşullarını esas alan bir yaklaşımla üretim yapılması.
Proje ortağı olarak seçilen şaraphane, uzun yıllardır Campania bölgesinin endemik üzümleri üzerindeki çalışmalarıyla tanınıyor. Üretimin başında yer alan Pierpaolo Sirch ve projenin üniversite ayağını temsil eden Profesör Attilio Scienza, kadim üzümlerden elde edilebilecek en nitelikli şarapları şarap severlerle buluşturmanın peşinde.
Proje ortağı şaraphanenin bağlı olduğu grubun Başkanı Antonio Capaldo projenin kültür ve tarım arasındaki güçlü ilişkisine dikkat çekiyor:

“Pompeii Arkeoloji Parkı, dünyanın en önemli kültür miraslarından birisi ve yaşadığımız bölgenin en önemli simgesi. Hayata geçirilen bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için gurur verici.”
Girişimin uzun vadeli olduğuna ve ciddi yatırımlar gerektirdiğine dikkat çeken Capaldo, kısa vadeli geri dönüşlerin peşinde olmadıklarını, gelecek kuşaklar için yapacakları bu çalışmanın sürdürülebilir kimliğinin en büyük kazanç olacağının altını çiziyor.
Pompeii Arkeoloji Parkı bünyesinde 1990’lı yıllarda hayata geçirilen Araştırma Merkezi, site bünyesindeki tarihi bağ alanları üzerinde yaptığı botanik araştırmaları o tarihten bu yana sürdürüyor. Bu araştırmalar iki yönlü: hem bölgenin eski üzüm çeşitlerini ortaya çıkarmak hem de o dönemde bağ yetiştiriciliğinde kullanılan uygulamaları yeniden hayata geçirmek.
Pompeii Arkeoloji Parkı’nın başındaki Gabriel Zuchtriegel projenin tarım esaslı arkeoloji programına dikkat çekiyor. Projede bağcılık ve şarapçılık önemli bir yer tutsa da zeytincilikle ilgili bir paralel çalışmanın da devam ettiğini gözden kaçırmamak gerektiğini hatırlatıyor. Elbette bunların hepsinin bir parçası olacağı sosyal ve kültürel projeler belki de en önemli kazanımlar olacak.
Anlaşılan bu girişimle Pompeii’yi artık yalnızca Vezüv yanardağının püskürmesiyle küller altında donup kalap bir ölü şehir gibi değil, zamana yenik düşmemeyi başaran yaşayan bir merkez gibi görme şansımız olacak. Harika değil mi?