Cinsiyet Eşitliğinin de Sınırları Varmış:

C i n s i y e t E ş i t l i ğ i n i n d e S ı n ı r l a r ı V a r m ı ş :

Facebook
Twitter
LinkedIn

Kadınların Alkolle İmtihanı

Biz farkına varsak da varmasak da doğanın kendine göre geliştirdiği, bizim akıl sır erdiremediğimiz ayrıntılar var. Aslında bilim dediğimiz de doğanın milyonlarca yıldır var olan işleyişinin arkasında yatan düzeneklerin ve esasların, bizim tarafımızdan anlaşılır hale gelmesinden ibaret değil mi?

Feminizmin ikonik isimlerinden Simone de Beauvoir’ın bundan 70 yıl önce bir kadeh içince başının dönmesinden yakınmasının ardında bir bilimsel gerçekliğin olduğunun o zaman farkında değildik. Cinsiyet eşitliği odaklı tartışmaların masum benzetmeleri arasında içki masasındaki eşitlik ana sohbet konularından birisi elbette. Kim derdi ki eşitliğe darbeyi bu kez bilim vuracak?

Alkolün Vücuttaki Yolculuğu

Gelin, alkolün vücuttaki seyrine bakalım. Her şey önce ağızda başlıyor tahmin edebileceğiniz gibi. Ama biz daha yutmadan önce, ağızdaki reseptörler alkolün varlığını ön bilgi olarak beyne gönderiyor. Bu bilgi beyne ulaşınca alkolün birinci dalga etkisi başlıyor:

  • Kalp ritmi hızlanıyor.
  • Kan akışı artıyor.

Alkolü yuttuğumuz zaman küçük bir bölümü midede, büyük bir bölümüyse ince bağırsakta emilip doğrudan kana karışıyor. Burada doğanın kadın-erkek ayrımcılığı ortaya çıkıyor, bunun ilk örneği bir enzim.

 Alkolü ilk aşamada parçalayabilen bu enzim ADH. Mide ve karaciğerde bulunan bu enzim erkeklerde daha yüksek, kadınlardaysa daha düşük oranda var. Bu farklılığın doğal sonucu olarak, aynı miktarda alkol alan erkekteki alkolün daha büyük kısmı ADH tarafından parçalandığı için kanına, kadındakinden daha azı geçiyor. Yani birinci savunma hattı erkekte daha güçlü, kadındaysa daha zayıf. Kadın ve erkek deneklere vücut ağırlıklarına göre dengelenmiş eşit miktarda alkol verildiğinde, kadınların kanlarındaki alkol düzeyi net bir biçimde fazla çıkıyor.

Vücut Yapısındaki Farkların Yansımaları

Kadın ve erkeklerin vücut kompozisyonlarındaki su ve yağ oranları arasındaki fark, alkolün etkisi açısından önem taşıyor.

Kadınlar:

  • Daha yük sek yağ oranına
  • Daha düşük su oranına sahip.

Alkol, suya karışarak vücuda dağılıyor. Vücuttaki su oranı daha düşük olunca alkollü karışım, daha yoğun bir konsantrasyona sahip oluyor. Böylece aynı miktarda alkol alındığında, kadınlarda dolaşımdaki alkollü karışım daha yoğun ve elbette daha etkileyici oluyor. Bunun bedendeki yansımalarını daha hızlı baş dönmesi, daha hızlı gevşeme ve daha hızlı sarhoşluk olarak düşünebiliriz.

Beyinde Ne Olup Bitiyor?

Beyinde olup bitenler daha hâlâ tam olarak açıklığa kavuşmamış durumda. Ama bilim insanları bazı şeylerden artık emin.

  • Keyifli hissettiğimizde beyindeki ödül ve motivasyonu yöneten kimyasal haberci dopamin yükselir. Kadınlarda alkol, dopamin etkisini daha çabuk ve daha çok etkiliyor.
  • Özellikle kadınlarda üretkenliğin yüksek olduğu ovülasyon döneminde bu etki çok daha güçlü olabiliyor.

Hafıza araştırmaları alanında çalışanların kullandığı “teleskopik etki” benzetmesine başvurursak, kadınlarda alkol bağımlılığına doğru ilerleyen süreç, erkeklere göre çok daha hızlı. Kadınlar, ileri yaşta bile düzenli içmeye başlasalar, daha hızlı bağımlı hale gelebiliyorlar.

Yani Nereye Varmış Oluyoruz?

Kadınların alkolden daha çok etkilendikleri doğru. Ama bunun sebebi vücut dinamiklerinde gizli.

Eğer biyolojik tespitler yapılarak alkol tüketimi yapmak mümkün olsa, kadın ve erkeklerin kadeh ölçülerinin farklılaştırılması gerekir. Çünkü kadın ve erkek bedenleri aldıkları alkolü farklı biçimlerde kullanırlar. Ama hiçbir zaman kadınlara ve erkeklere servis edilen kadehlerin farklı büyüklükte olması düşünülmez. Bu defa da eşitlik anlayışı gereği kadınlara karşı bir ayrımcılık yapılmış olur. Aslında kadeh büyüklüğündeki farklılaşmayı, doz ayarı gibi kabul etmek gerekir.

Yapılan saha araştırmaları kadınların stresle baş etmek için alkole başvurmaya erkeklerden daha yatkın olduğunu göstermiş. Bu eğilim daha sık tüketimi ve bağımlılık riskini arttırıyor.

Yazının giriş kısmındaki feminizm ekolünün 1970’lerde sıkça dile getirdiği “Erkekler gibi içme hakkımız var” sloganı, elbette eşit haklara sahip olma talebi açısından son derece doğru. Ama vücut yapılarındaki farklılık, kadınlar açısından bu eşit tüketimin, eşit olmayan etkiler yaratmasıyla sonuçlanıyor.

İşin Özeti

  • Kadın vücutlarında ADH enzimi daha düşük.
  • Kadın vücutlarında su oranı daha düşük.
  • Kadın vücutlarında yağ oranı daha yüksek.
  • Alkol, daha düşük miktardaki suya karışınca oransal olarak büyüyor.
  • Beynin ödül devreleri, özellikle ovülasyon dönemlerinde, çok daha hızlı etkileniyor.
  • Kadınların stresle baş etmede alkole baş vurma eğilimleri daha yüksek.

Bilimsel tespitler, aynı miktarda alkol kullanımında kadınların neden daha çok etkilendiklerini anlamamızı sağlıyor. Kadınlar daha zayıf oldukları için değil vücutlarının özelliklerinden dolayı alkolün hakkını daha çok verdikleri için daha çok etkileniyorlar.

Doz ve tolerans ölçülerini, bedenimizin kimyasını hesaba katarak ayarlamakta fayda var. Bu, doğuştan gelen özelliklerimizi iyi tanımakla yapabileceğimiz bir şey, eşitlikle çok da ilgisi yok. Ne dersiniz?

Picture of Katerina Monroe
Katerina Monroe

@katerinam •  More Posts by Katerina

Congratulations on the award, it's well deserved! You guys definitely know what you're doing. Looking forward to my next visit to the winery!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir