WAYANA’ya geldiğinizde sizi aile yadigârı şarap kadehi formundaki minik likör bardaklarıyla karşılaşırız. Eski bayram ziyaretlerinin temel ikramı olan likörlerin servisinde kullanılan bu mini kadehleri biz Merhaba Şarabı’nın sunumunda kullanıyoruz. Bu karşılama hem bize çok yakışıyor hem de konuklarımız tarafından onlara verdiğimiz değer kolayca fark ediliyor.
Merhaba Şarabı, Osmanlı döneminin Divân edebiyatı kayıtlarında karşımıza çıkan bir Osmanlı meyhane geleneği. Sözcüğün esası ‘Hoş geldin, safalar getirdin’ anlamında bir ilgi ve hitap sözcüğüyken, zaman içinde ağırlama sektöründe meyhaneye yeni gelen konuklara ‘Hoş geldin’ ikramı olarak sunulan şarap kadehi (Merhaba kadehi) anlamına evrilmiş. Bu yanıyla bakıldığında, merhaba sözcüğünün bugün günlük dilimizdeki kullanımında, zaman içinde yüklenmiş olduğu ağırlama görevinin önemli bir payı olduğu anlaşılıyor.
Merhaba sözcüğü hem kadeh hem de bir şarap çeşidi olarak Osmanlı dönemi şairlerinin beyitlerinde yer bulmuş. Helâki’nin kaleme aldığı beyit, buna güzel bir örnek:
Tekellüfsüz sunup meygûn lebini Şarap renkli dudağını teklifsizce sunup,
Müdâm içilse tolu merhabâlı Merhabâ şarabıyla dolu kadeh hep içilse.
Dil ve sözcük oyunları üzerine kurulu olan Divân edebiyatında yukarıda beyitte geçen müdâm, tolu ve merhabâ sözcüklerinin hepsi, esas anlamlarının yanı sıra aynı şarap anlamını da taşırlar.
Yine bir başka Divân şairi olan Hayretî’nin bir başka beytiyle ‘Merhaba Şarabı’ yazımızı toparlayalım.
Kullarunla serverâ ‘ayş-ı müdâm it sen müdâm Sen kullarınla hep şarap alemi yap Sultanım,
Hayretî bir merhabâya râzîdur eyyâmda Hayretî gündüzleri merhabaya razıdır.